David Bowie'den bir "altın çağ" daha

David Bowie'den bir "altın çağ" daha
David Bowie'den bir "altın çağ" daha
David Bowie'nin, 10 yıllık bir aradan sonra çıkardığı yeni albümü 'Next Day' 12 Mart'ta raflarda. Artık daha fazla beklemek istemeyenler ise şimdiden albümün tamamını dinlemek için iTunes'a başvurabilir. The Independent gazetesinden Andy Gill, müzisyenin şimdiye kadar yaptıklarından aşağı kalır hiçbir yanı olmayan yeni albümü şarkı şarkı yorumladı, rock'n'roll tarihindeki muhteşem geri dönüşün kaydını tuttu.

Geçen iki veya üç senelik süre boyunca sıkı bir gizlilikle kaydı yapılan ve ani bir şekilde Ocak ayında müjdesi verilen single “Where Are We Know?” göz önünde bulundurulursa, David Bowie'nin 'The Next Day'i gelmiş geçmiş en harika geri dönüş albümü sayılabilir. 'The Next Day' albümünde, yıldızların geri dönüşlerinde görmeye alışık olmadığımız bir efor var. Bu sanatçının hem yaptığı işteki ustalığıyla hem de kalitesiyle alakalı. Şüphesiz, yapımcı Tony Visconti'nin 70'lerden beri Bowie'yle çalışıyor olmasından dolayı sanatçının önceki işleriyle bağlantı kurabilmesi de bu başarıdaki bir diğer faktör. Albümdeki şarkıları dinlerken, Bowie'yle birlikte hatıraların akla gelmemesi mümkün değil. Bu fikri destekleyen bir diğer nokta ise albümün sanatsal kapağı. Kapak, daha önceki “Heroes” albümünün kapak görseli üzerine yerleştirilen “The Next Day” yazılı beyaz bir panodan oluşuyor. Şarkıların dizilimi ve yazı tipiyle birlikte, bu yeni albüm aslında tarihte yakın zamanda silinerek yeniden yazılan bir parşömen olduğu hissini veriyor. Tasarım ve tarz, geçmişle ilişki kurulduğunu gösterse de, şarkıların tamamı bugünle bağlantılı. Visconti'nin verdiği bazı röportajlarda özellikle albüme ismini veren şarkının Bowie'nin ortaçağ hakkında okuduğu kitapların teşviğiyle hazırlandığını, ama kökleri nereden gelirse gelsin, şarkıların modern çağın unsurlarını yansıttığı görüşü ifade ediliyor. Üzerinde durulması gereken bir diğer detay ise albüme katkıda bulunan güçlü isimler... Gerry Leonard, Gail Anne Dorsey, Zachary Alford, Earl Slick ve David Torn gibi müzisyenler bu isimlerden bazıları. Sonuçta dünyanın korku ve sıkıntılarına karşı ünlü bir simanın endişe ve bıkkınlıkla yarık açtığını gösteren bir albüm çıkıyor. Şöhretin de payı var işin içinde. Albümün çıkış tarihi ise 11 Mart.

The Next Day

Ortaçağ'dan zalim birinin yazmış gibi sunulan bir David Bowie şarkısı… İnsanın kafasına kazınan funk-rock coşkusunun zeminindeki yaylılar, “Şeytanla dans ederken azizler gibi dans eden” bir figürü tanımlıyor sanki… Bowie'nin sözlerindeki Johnny Rotten izleri, sonu iyi bitmeyen tatsız bir durumu açığa çıkarıyor: “İşte buradayım, pek de ölmüş değilim, bedenim bir ağacın oyuğunda çürümeye terk edilmişken.”

Dirty Boys

Bowie, saksofonun eşlik ettiği şarkıdaki ilhamını Tobacco Road kitabında yaşadığını hayal ederek veya heyecan arayışı içerisinde kiliseye gittiğini düşünerek almış olabilir.

The Stars

Bu şarkıda “Ünlüler hiç uyumuyor/Ölenler ve yaşayanlar.” sözleriyle ünlü olmanın ihtişamlı ölümsüzlüğü yansıtılıyor. Ayrıca 'The Stars', Bowie'nin “radyum gülümsemeleriyle yakan ve güzel gözleriyle tuzağa düşüren” yıldızların tehlikeli çekim kuvvetine karşı yaptığı uyarısını içeren efsaneleşmiş bazı dizelerini de içeriyor.

Love is Lost

Tutkuları taze duran birinin korkularının da Dünya kadar eski olabileceğini anlatan sert bir şarkı. Where Are We Know? Albümün diğer şarkılarının sinirli gürültülerinden farklı olarak bu şarkı okyanusa ait bir melankoli hissi veriyor. Bowie, Berlin günlerinin yansımasıyla söylentilere cevap misalinde söylüyor şarkıyı: “ Zaman içerisinde kaybolan bir adam… Sadece yürüyen bir ölü.”

Valentine's Day

Albümün ilk kaydedilen şarkısı 'Valentine's Day'in aslında 14 Şubat'la hiçbir alakası yok. Sevgililer Günü göndermesi, okuldaki popüler çocuklara karşı yapılan bir atıf aslında. If You Can See Me Ortaçağ ilhamının yüksekte hissedildiği, keyboard sesleri duyulan hareketli ve tepkili bir şarkı.

I'd Rather Be High

Dolambaçlı gitar notalarıyla birlikte gençliğinden pişmanlık duyan birinin savaş düzenindeki siperine dönmesi konu ediliyor.

Boss Of Me

“Dirty Boys” şarkısında bıraktığımız bariton saksofon geri geliyor. Feminizm karşısında çaresiz kalmış bir gencin duyguları, “Senin gibi küçük kasabalı bir kızın benim patronum olacağını kim hayal etmiştir?” sözleriyle ifade ediliyor.

Dancing Out In Space

David Torn'un gitarı eşliğinde funk-rock tarzı sanrılar yaratan ve dans etmeyi kutlayan albümün en yakalanası müziği… İleride bir single olarak piyasaya sürüleceği aşikâr.

How Does The Grass Grow?

'Full Metal Jacket'tan “Çimler nasıl yeşerir? Kanla, kanla, kanla” repliği The Shadows şarkısı 'Apache'nin “Yah-yah-yah” pasajı kullanılarak absürt bir düzleme taşınıyor. Tuhaf demek az kalır.

(You Will) Set The World On Fire

The Kinks'in ilk dönemini hatırlatan özlü gitar riff'leri, hırs ve şöhretle ilgili bu şarkının temellerinde yer alıyor. Bowie “Tüm bir ulusun çığlıklarını duyuyorum” derken sanki bir menajeri müşterisini övgüye boğuşu aklımıza geliyor. Bir başka bariz potansiyel single.

You Feel So Lonely You Could Die

Albümün bitimine doğru, intihara meyilli depresif bir adamın bu melodramatik çığlığı, tonu iyice melankoliye yönlendiriyor. Heat Scott Walker'ın mucizevi tarzının birebir etkisinin hissedildiği, akustik gitarın yoğun bir şekilde hissedildiği şarkı, suç ve utançla bezeli. Aslında şu sözlerle albüm hakkında bir ipucu daha vererek kapanışı yapıyor: “Ben bir kahinim. Ama yalancıyım.”