Dedesinin kötü genleri de yeter!

Dedesinin kötü genleri de yeter!
Dedesinin kötü genleri de yeter!

Dree Hemingway soyadından memnun ama ?ne işe yarayacağından? pek emin değil. Ernest dedesinin iyi genlerini almadığını düşünüyor. Zira e-mail dışında bir şey yazmamış. Ama onun gibi Paris?i, Küba?yı, denizi, doğayı, hayvanları ve içkiyi seviyor.

Yazmaya olduğu kadar içmeye, balık tutmaya ve kadınlara da düşkün romancı Ernest Hemingway'in modaya, müziğe ve partilere düşkün bir torunu var. Yeni yıldız 22'lik Dree Hemingway, 'Bugünün yüzü' diye anılıyor
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Dree Hemingway adını yakında daha sık duyacağız. Çünkü hem tanıdık bir soyada hem de bakışları üzerine fazlasıyla toplayacak bir çekiciliğe sahip. Ünlü yazar Ernest Hemingway’in oğlu John ‘Jack’ Hadley Nicanor Hemingway’in kızı Mariel Hadley Hemingway’in şaşaalı modellik ve oyunculuk günlerinde herkesi şaşırtıp doğurduğu Dree, büyüdü ve hem anne hem de teyze mesleği olan modelliği seçti. Sarı saçlar, uzun bacaklar, küçük bir popo ve insanı kıskandıran bir soyadı... Daha ne olsun?
Dree Hemingway model olmaya karar vermeden önce balerin olmak istiyormuş. Beş yaşında bale eğitimi almaya başlamış, 13’ünde bırakmış. Sebep de bale okulundaki kızlar! “Beni deli ediyorlardı” diyor, “Bütün gün sadece baleden söz ediyorlar, bale için ölüyorlardı. Erkenden kalk, antrenman yap; yok bana göre değildi o işler, bıraktım.” ‘Bana göre değildi o işler’ deyip bir karar verdiği yaş daha 13, hatırlatayım.
Baleyi bırakıyor ama dansı asla. Hâlâ da en sevdiği şeylerden biri. Diğerleri de arkadaşlarıyla buluşup yemek yemek ve alışveriş yapmak. Aslında bu kızı sevmek için ne kadar neden varsa sevmemek için de bir o kadar mevcut. Öyle fazla hırslı değil ama şımarık. Çok güzel değil ama ‘Bitsin artık şu sıfır beden dalgası’ diye düşünenleri delirtecek kadar sıska. Moda dünyasına değil ama bir Calvin Klein eteğe ölüp bitiyor.
Hemingway soyadından memnun ama ‘ne işe yarayacağından’ pek emin değil. Ernest dedesinin iyi genlerini almadığını düşünüyor. Zira e-mail dışında hayatında bir şey yazmamış. Ama onun gibi Paris’i, Küba’yı, denizi, doğayı, hayvanları ve alkolü seviyor.
Daha bu yaşında ‘fazla dağıttığı’ ve her çekimde memelerini gösterdiği için anne ve babasıyla arası bozuk ama ‘idare ediyor’. Annesi Mariel’in 80’lerde Playboy yıldızı olduğunu da söyleyeyim. Sonrasında oyunculuk kariyeri geliyor, Woody Allen’ın 1979 yılında çektiği ‘Manhattan’daki rolüyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar adaylığı var.

Ah benim güzel teyzem...
Büyürken asla ‘Sen bir Hemingway’sin, aslansın kaplansın’ diye gazlanmamış. Hatta dedesinin kitaplarıyla okuma yazma öğrendikten epey sonra tanışmış ve bu yüzden de okulda hava atamadığına yanıyor. Hemingway’in pek çok kitabını henüz okumamış. Bazılarının sadece adını biliyor. Bunu itiraf da edebiliyor. Zevkle okuduğu tek kitap ‘ Harry Potter ’. Sun Valley, Idaho doğumlu ama Amerika’dan ziyade Avrupa’yı seviyor. Londra ve Paris âşığı.
Teyzesi Margaux Hemingway’in 1996 yılında aşırı dozdan ölümü, aile için olduğu kadar onun için de önemli bir milat. Çocukluk günlerinden hatırladığı ‘güzel teyze’si hâlâ aklında. O yüzden de parti parti gezerken temkini elden bırakmıyor, kendisine iyi bakmaya çalışıyor.

Ne yer, ne içer, kimi sever?
Amerikan i-D dergisi, iş seyahatindeki Dree Hemingway’le konuşmuş. Küçük sorulara, küçük cevaplar vermiş bizimki. Zaten büyükleriyle işi yok. Torun Hemingway, samimi bir tondan tatlı tatlı anlatıyor.

En sevdiğin Ernest Hemingway kitabı?
‘A Moveable Feast’ (Paris Bir Şenliktir).

eBay’den aldığın son şey?
Artık eBay’den bir şey almıyorum. Çünkü sürekli hata yapıyorum.

En son ne zaman ağladın?
‘Avatar’ı izlerken. Sinemada çok fena oldum.

Su mu, maden suyu mu?
Maden suyu.

Yazıyor musun?
Sadece e-mail yazıyorum. Ya da arkadaşlarıma kartpostallar gönderiyorum.

Hangi parfümü kullanıyorsun?
Vanilya kokusu. Ama freeshop’larda zaman geçirip sadece bir kere fıslatacağım parfümlere para harcamak gibi bir huyum var.

Annen nasıl? Eskiden çok seksiydi.
Çevreci oldu çıktı. Kaliforniya’da...

Baban?
O da Idaho’da yaşıyor. Epey yoğun, belgesel falan hazırlıyor, evden çıkmıyor. Kendisini Howard Hughes sanıyor.

Lady Gaga hakkında ne düşünüyorsun?
Çekici. Ama bana biraz ‘büyük geliyor’.

iPod’unda neler var?
‘Death Proof’un soundtrack’ine kafayı takmış durumdayım.

Londra hakkında ne düşünüyorsun?
Çok seviyorum. Galiba Londra’ya taşınacağım.

Şu an üstünde ne var?
Earnest Sewn jean, ucuz şeyler satan bir mağazadan aldığım bir atlet ve geçen yaz New York’ta sokakta yürürken görüp aldığım espadrillerim.

Hayatında en sevdiğin ve en nefret ettiğin işler neler?
Para kazanmak için yaptığım katalog çekimlerini sevmiyorum. Gülümse ve elindeki çantayla poz ver, aman ne güzel! Ben gülünecek bir şey görmüyorum ki gülümseyeyim! Hiç doğal olmuyor, öyle şeyler yapamıyorum. Inez ve Vinoodh’la W dergisi için yaptığımız çalışmayı çok sevmiştim. Ve tabii Alasdair McLellan’la olan işleri de çok seviyorum.

En sevdiğin peynir?
Feta ve keçi peynirine bayılırım. Ayy, canım çekti.

En son aldığın hediye?
Noel’de, çok güzel bir kışlık ceket. 

En sevdiğin popçu?
Beyonce. Kadın kalça nasıl sallanır biliyor. Onunla bir şeyler yapmayı çok isterdim.


    ETİKETLER:

    Harry Potter