Denizler altında fantastik bir dünya

Denizler altında fantastik bir dünya
Denizler altında fantastik bir dünya
Deniz Ayral'ın 30 yıl kendi kendine yaptığı, fantastik, retro, ironik resim ve kolajları ilk kez sergileniyor. Ayral, işlerini "Absürd, gerçeklikle kurulan basmakalıp ilişkilerin üzerindeki kalın toz tabakasını havalandırmaya yarar" sözüyle özetliyor.

Deniz Ayral’ın cv’sinde hayat hikâyesi şöyle özetleniyor: “1952’de İstanbul ’da doğdu. 3 toplumsal, 3 de bireysel darbe yaşadı. En az iki kere hayata yeniden başlamayı denedi. Hâlâ hayatta olduğuna göre bunu belli ölçülerde başarabildiği söylenebilir.” Kendisi, 30 yıllık reklamcı. Özene bezene yapıp, eşe dosta hediye ettiği resimlerini ilk kez sergilemeye karar verdi. Tuhaf, gerçeküstü bir dünyası olan, 19. yy. İngiliz Viktorya dönemi gravürlerinden parçaların yer aldığı kolajlar yapıyor. Ronisi sağlam, insanda Retro bir duygu yaratan bu ilginç resimler mutlaka görülmeyi hak ediyor. Deniz Ayral’ı tanımanız için Bu kolajları ‘büyüleyici ve çok farklı’ bulan küratör Marcus Graf’ın yaptığı söyleşiden bir bölüm yayımlıyoruz.

Fotoğraf: Gündüz Kayra
Deniz, işlerin oluşum sürecinde ilgilendiğin kavramsal ve biçimsel meseleleri açıklar mısın?
‘Benden Sonra Tufan’ deyimi Türkçeye ne zaman girdi tam bilmiyorum ama sözün aslı galiba 15. Louis’nin monarşinin sonu ufukta gözüktüğünde söylediği bir söze dayanıyor: Apre moi la deluge! Yani ‘ben yerim, içerim, yutarım, sömürürüm, tüketirim, bitiririm, benden sonra ne haliniz varsa görün! Anlamındaki meşhur söz. Bu söz çıkan kolajların önemli bir kısmının içeriksel ve kavramsal dinamiği hakkında bir fikir veriyor diye düşünüyorum. Bu genel kavramsal alanın içine girmeyen ve daha bağımsız duran işler de yok değil. Önemli bir nokta daha var: İnsanın doğayla olan eski, hatta kadim uyumsuzluğu. Bu uyumsuzluk zaman zaman bir kediye bile imrenerek bakmamızı sağlamıyor mu? Bu uyumsuzluk asırlardır birike birike doğanın ağır ve acımasız bir biçimde talanına neden olmadı mı? Bu kolajlar için iyimserlikten epeyce uzak demek pek de yanlış olmaz. Yine de bir şeylerin, iyi bir şeylerin bizi beklediğini ama bizim onları görebilmekte zorlandığımızı söylemek de bir tür iyimserlik olabilir.
19. yy. Viktoryan gravürleriyle çalışmayı seçmenin nedeni nedir?
Eski gravürlerin kullanılmasıyla ilgili birkaç şey yazmıştım. Anakronizm ile ilgili. Olup bitenler her neyse, güncel bir mesele olmadığı çok açık. Asırlardır oluyor. Olmaya devam etmesi de neredeyse kesin gözüküyor. Sana popüler kültürden bir örnek vereyim: Alien isimli bilim-kurgu filmi hatırlarsın. Oradaki teknoloji tasarımı anakronikti. Fiktif bir gelecek zamanda geçmesine karşın, uzay gemisi ve teknolojik donanımı, neredeyse zamansız diyebileceğimiz kadar eskileri çağrıştırıyordu.
Kolajların için orijinal materyalleri nereden buldun?
Rastlantı. Kolajda olup biten en önemli dinamiktir. Her türlü tasarımın önünde gider. Ve hayata çok benzer. Hayatta nefesinizi kesebilecek seviyede gelen her yaşantı büyük çoğunlukla rastlantısaldır. Aşçıbaşı çalışırken neler elinin altındadır? Mönü mesela. Ve o mönüye uygun malzemeler, öyle değil mi? Ama kolaj söz konusu olduğunda günün sonunda bambaşka bir yemek yiyebilirsiniz. Kolajda bir şey ararken başka bir şey bulmak sıradan bir oldır. Kolajda sezgisel bir yolculuk yapılır. Belirsizi ve beklenmedik olanı sevmek gerekir. Bunlar kolajı bence çekici kılan özellikler.
Oluşturduğun yöntem bana sürrealizmin çarpıtılmış olan gerçekliğinin tuhaf ve absürd imajlarını hatırlattı. Çalışmalarının Sürrealizm ile ilişkisini nasıl tanımlarsın?
Sanat tarihinde gözüken iki büyük eğilime yakın durdum: Sürrealizm, ekspresyonizm. İkisi de görünenin arkasına bakar. Gerçekle kurulan ortalama -ya da ‘normal’ diyelim- ilişkinin basmakalıp bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Deprem olasılığına karşı ‘Benim evde deprem olmaz, değil mi!?’ diye yerbilimciyi soru yağmuruna tutmak nasıl bir şeydir? Bir düğün fotoğrafçısı bir sürrealist için çok ilginç bir kişi ya da kişilik olurdu. Absürd, fantastik ya da gerçeküstü yaklaşımlar, gerçeklikle kurulan basmakalıp ilişkilerin üzerindeki kalın toz tabakasını havalandırmaya yarar.
Kolaj serinde, S. Freud ya da C.G. Jung’ın rolü nedir?
Geçenlerde psikolojik diye tanımladığımız pek çok şeyin fizik karşılıklarının olabileceğini düşündüm. Ancak bu, senin soruna yanıt olmadı galiba... Jung büyük bir adam.
Son olarak gelecek projelerin hakkında bilgi almak istiyorum.
‘Sanat uzun, hayat kısa’ diye bir laf vardır. 52 doğumluyum. Yaklaşık 30 yılım reklam sektöründe geçti. Bu sektörde mesainin 7/24 olduğunu dikkate alırsak, hayat benim için daha da kısa diyebiliriz. Şu aralar yazmaya çalışıyorum. Kafamda altından kalkmaya çalıştığım birkaç hikâye var. Kolajlar her an kaldığı yerden devam edebilir ve farklı yerlere gidebilir. Orada öyle bir potansiyel var. Şartlar oluşursa -boyayla- bir şeyler yapmak istiyorum. Bu -şartlar- konusu çok geniş ve manidar. Bilmem anlatabildim mi?
Deniz Ayral’ın ‘Benden Sonra Tufan’ adlı sergisi 13 Haziran’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da.