Dijital devrim en vahşisi

Dijital devrim en vahşisi
Dijital devrim en vahşisi
13 yıl aradan sonra çektiği yeni filmi 'Holy Motors' !f'in açılışında gösterilen Leos Carax, İstanbul'da gazetecilerle buluştu. Fransız yönetmen, dijital devrimin sessiz sinemadan sesliye geçişten daha vahşi bir dönüşüm olduğunu söylüyor.

‘Holy Motors’un bir sahnesi, sanki tüm filmin meramını anlatır gibi. Yönetmen Leos Carax’ın tartışmasız favori oyuncusu Denis Levant, erken dönem sinemanın eksantriklerini hatırlatan korkutucu kostümüyle mezarlıkta yalpalaya yalpalaya koşturuyor. Sahneyi sıradışı kılan, mezar taşlarının üstündeki web sitesi yönlendirmeleri... Bu sahneden de bariz; Denis Levant’ın limuzininin içinde bir hayattan diğerine geçiş yaptığı ‘Holy Motors’ta artık bir şeylerin eskisi gibi gitmediği vurgusu bayağı baskın. Büyük bir izleyici çoğunluğu bu geçmişin ruhuna rahmet okuyuşu Carax’ın sinema dünyasına dair tespitlere yordu. Her ne kadar yönetmenin kendisi bu tespite katılmasa da... Ancak bir dönem Fransız sinemasının ‘harika çocuğu’, seyirciyi çarpmaya odaklı ‘cinema du look’ ekolünün öncüsü Leos Carax’ın, 12. !f Bağımsız Filmler Festivali için katıldığı basın toplantısında sinemanın gidişatından pek memnun olmadığı da her yorumundan belliydi.
Değişim kaçınılmaz
Carax, İstanbul Beyoğlu’ndaki Fransız Sarayı’nda !f’in direktörü Serra Ciliv’le beraber gazetecilerin karşısında. İlk soru da Ciliv’den. Bundan bir önceki uzun metrajlı filmi ‘Pola X’ten bu yana, 13 sene içinde neler olup bittiğini, hangi fikirlerin ‘Holy Motors’u tetiklediğini soruyor. Carax ise tam da onun görkemli sinemasına yakışan bir cevapla filmleri fikirlerin değil görüntülerin tetiklediğini söylüyor. Asıl şaşırtıcı olan, bu 13 sene içinde Carax’ın Paris’ten sıkılması, Britanya, ABD ve Rusya’da hayata geçirmek istediği projeleri gerçekleştirecek koşulları bulamaması. Daha sonra sinemanın ahvali üzerine söyledikleriyle beraber düşününce taşlar daha da yerine oturuyor. Sinemanın en genç ve makinelerin icadına koşullu tek sanat olduğunu söyleyen Carax, o yüzden 15 - 20 yılda bir değişimin kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. ‘Dijital devrimin’ ise sessiz sinemadan sesliye geçişten çok daha vahşi olduğu görüşünde. Zaten 16 - 17 yaşında seyrettiği sayısız sessiz film, Carax’a yetmiş, Yeni Dalga ve Hollywood bile ilgisini çekmiyor artık.
Ancak tüm bunlar ‘Holy Motors’un ‘sinemanın o eski güzel günlerine özlem’ gibi sade suya tirit bir yerlerden seslendiği yanılgısına yol açmasın. ‘Holy Motors’ görkem arayışını CGI’a endekslemiş ana akım sinemaya çarpıcı bir avangart yanıt. Belki standart bir olay örgüsü, seyirciye özdeşleşeceği karakterler sunmak gibi ‘hizmetleri’ yok. Ama kendini
filmin büyüsünden koparacak seyirci de kolay kolay bulunmaz. Bir de basın toplantısında söylediği gibi kendini sürekli yeniden keşfetmeyi düstur edinmiş bir yönetmenden geçmişe özlem beklemek de pek akıl kârı değil. Misal, ‘Köprü Üstü Âşıkları’nın yönetmeni Carax, köprünün üstünde bu sefer Denis Levant’la Juliette Binoche’u değil, Kylie Minogue’u buluşturuyor. Bu seçiminin sebebini ise “Hem kendimi tekrar etmek istemedim hem de Kylie saf bir melek gibiydi ve onunla çalışmak istedim” diye açıklıyor. Yani bir Carax filminde Eva Mendes, Kylie Minogue gibi beklenmedik isimlerin görülmesinin böyle sebepleri de var. Eğer Carax, söylediğine göre bu 13 senelik arada gerçekleştiremediği projelerden birini, filmdeki mezarlık sahnesini Britanya’da çekmeyi başarabilseydi, yine ondan beklenmeyecek bir ismi, Kate Moss’u onun kadrajından görebilecekmişiz. Tabii ki muhtemelen yine görmeye değerdi. Dileğimiz, Cannes’da övgü üstüne övgü alan, ‘Köprü Üstü Âşıkları’ sonrası bir külte daha imza attığı yorumlarıyla karşılanan ‘Holy Motors’un, sonraki Carax projelerine vesile olması...