Dikkat edin çok sallıyor!

Dikkat edin çok sallıyor!
Dikkat edin çok sallıyor!
'Uçuş 7500', Los Angeles-Tokyo seferini yapan dev bir Boeing'in girdiği türbülansın ardından uçakta yaşanan tuhaf olayları anlatıyor. Japon yönetmen Takashi Shimizu imzalı yapım, kendine özgü gerilimiyle dikkat çekiyor. Uğur Vardan'ın Hürriyet Cumartesi'de yayımlanan eleştirisini sunuyoruz.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Uçuş 7500 (not: 3/5)
Orijinal adı: 7500/ Yönetmen: Takashi Shimizu/ Oyuncular: Leslie Bibb, Jamie Chung, Jerry Ferrara, Ryan Kwanten

Herkes ‘ hava ’dan oynayamıyor… Kaza riski yerde çok daha fazla olmasına karşın ‘Uçuş korkusu’ modern dünyadaki malum psikolojik dertlerden biri. Konuya hâkimim, çünkü bende de var. Dolayısıyla 2001’den beri bir uçağın penceresinden yeryüzüne göz atmayı terk etmiş biri olarak benzer dertlerle örülü filmlere kuşkusuz özel bir ilgi gösteriyorum; çünkü bir tür nostaljik etki yaratıyorlar! Son dönemde salonlarımıza uğrayan Denzel Washington’lı ‘Flight’ ve Liam Neeson’lı ‘Non-Stop’, benzer korkuları yaşayan izleyiciler için sanırım sinemasal yanlarından çok yaşattığı duygular açısından özel yapımlardı.
Bu haftanın mönüsünde yer alan ‘Uçuş 7500’ de aynı güzergâhın yolcusu bir çalışma. Japon yönetmen Takashi Shimizu imzalı yapım, zorlu bir uçak yolculuğunda yaşananları anlatıyor.
Önce ‘kısaca öykü’ diyelim: Vista Pacific Havayolları’na ait bir Boeing, Tokyo seferini yapmak üzere Los Angeles’tan havalanır. Yolculardan boşanmayı kararlaştıran ama bunu henüz birlikte yolculuk ettikleri en yakın arkadaşlarına dahi açıklamayan Brad-Pia çifti, yeni evlenmiş ve etrafındaki herkese düğün fotoğraflarını gösteren Liz ve kocası Rick, çaldığı elektronik eşyaları satarak dünyayı dolaşmayı kafasına koymuş dolandırıcı Jack, erkek arkadaşını geride bırakan ve hamile olmaktan kaygı duyan Raquel, bu uzun seferde kameranın bize yakınlaştırdığı kişiliklerdir… Meslektaşı Suzy’ye hayata ilişkin tavsiyelerde bulunan hostes Laura da, evli ve iki çocuk babası olan uçağın pilotu Haining’le yaşadığı gizli ilişkini nereye varacağının merakı içindedir.

Tükürmek mi dediniz...

Amma velakin yolculuğun ortasında uçağı etkisi altına alan güçlü bir türbülans bütün bu gündelik dertlerin unutulmasına neden olur. Artık tek mesele vardır; uçağın mürettebat ve yolcularıyla sağ salim Tokyo’ya varması… Ve fakat türbülans dindikten sonra uçağa tuhaf bir kutuyla binen işadamı Lance Morrell önce şiddetli göğüs ağrılarından şikâyetçi olur, peşi sıra hayatını kaybeder. Derken asıl sorunlar da bu noktada başlar… Artık uçak, yolculuğuna esrarengiz olayların eşliğinde devam etmektedir…


‘Havada panik’ bitmez…
Takashi Shimizu’yu ‘Garez’ serisinin yaratıcısı olarak hatırlıyoruz. Japon yönetmen, ‘Uçuş 7500’de Pasifik’in ortasında daha kat edeceği altı saatlik bir mesafe bulunan bir uçağın içinde olanları anlatırken gerilime dayalı atmosferini aracın klostrofobik yapısı üzerine inşa etmeyi hedeflemiş: Havada süzülen koca bir kütle ama içindekiler için, olası dertlerden kaçacak, dışarı atıp kendisini kurtaracak bir durum yok. Buraya kadar olanlarda çok da yeni bir şey yok; Shimizu ve senaristi Craig Rosenberg işin içine hafif psikolojik ögeler, halüsinasyonla gerçeklik arasında gidip gelen anlar, vakalar ve de süreçler katarak adrenalini yükseltmeyi ve buralardan seyirciyi germeyi hedeflemiş. Aslına bakılırsa film, ‘Garez’ ya da aynı coğrafyadan gelen ‘Ring’ ve benzeri gerilim yapımlarıyla aynı kulvarda koşmuyor; gerilimini daha minimal ölçeklerde, sömürüye çok da kaçmadan yapıyor. Ki bunun nedenini öykünün finalinde daha iyi anlıyorsunuz. Doğrusunu söylemek gerekirse ‘Uçuş 7500’ün kategorisi, finalde terse yatıran filmler serisi. Hoş işin nereye seyrettiğini öykünün bir noktasında anlamanız mümkün fakat filmi biraz değerli kılan buna rağmen belli bir tada sahip olması, istediği duyguyu seyircisine geçirmesi…
Zaten dert bu olunca kadro da yıldızlık özelliğinden uzak isimlerle donatılmış -Oysa 70’ler boyunca salonlara uğrayan ‘Uçak’lı felaket filmlerinde manzara böyle miydi? ‘Airport’lar Alain Delon’lar, Sylvia Kristel’ler, George Kennedy’lerden geçilmezdi.- ‘Uçuş 7500’ün kadrosunda benim için tek tanıdık isim vardı, o da ‘Kelebek Etkisi’yle şöhrete kavuşan Amy Smart. Leslie Bibb, Jamie Chung, Jerry Ferrara, Ryan Kwanten, Johnathon Schaech, Christian Serratos, Scout Taylor Compton, Nicky Whelan, Alex Frost ve Rick Kelly gibi isimler belki diziseverler için tanıdıktır ama sinema serüvenleri itibariyle bana çok aşina gelmediler.
Sonuç? Kendine özgü gerilimiyle Shimizu imzalı bu yapım, orta karar bir seyirlik olarak sineye çekilebilir…