Diva değilim

Diva değilim
Diva değilim
Britanya'nın soul kraliçesi 10 sene sonra yeni albümüyle müziğe dönüyor ve İstanbul'a da uğramayı ihmal etmiyor. 'İflah olmaz' hayranı Sarp Dakni, İstanbul konseri öncesi Lisa Stansfield'a bağlandı, heyecanını bizzat 'divasıyla' paylaştı.
Haber: SARP DAKNİ - twitter.com/sarpdakni / Arşivi

1991 yılında yere düşürmekten adeta canına okuduğum biricik walkmen’im canla başla çalışıyor ve uykusuz gecelerimin en iyi dostu olmaya devam ediyordu. Otomatik yüz değiştirme özelliği de artık devre dışı olduğu için bir yüzü bitince, kaseti diğer yüze döndürme işkencesi de bizzat bana düşüyordu. O günlerde yüzlerce kez dinlemekten yıpranan Lisa Stansfield kasetlerim yerlerini önce CD’ye sonra da mp3’e bıraktılar. Ama yine de konser öncesinde imzalatılmak üzere plaklarım hâlâ sapasağlam duruyor.
Bu akşam Beşiktaş Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek konserinin hemen öncesinde, istese de istemese de benim için hep bir ‘diva’ olarak kalacak, dahası büyük bir hayranı olduğumu açıkça itiraf etmem gereken Lisa Stansfield’la biraz havadan sudan biraz da yeni albümü ve turnesi hakkında konuştuk.

Başından bu yana katıksız bir ‘diva’ olduğunuzu düşünüyorum. Ve eminim sayısız kez bunu başkalarından da duymuşsunuzdur. Böyle durumlarda samimi olarak ne hissediyorsunuz?
Sanatçı olarak ‘diva’ yakıştırmasını bir iltifat olarak alırım, fakat normal hayatım için düşünürsek çok adil bir yakıştırma olmayabilir. Kendimi bir ‘diva’ olarak görmüyorum. Ben sadece insanların uzun yıllar boyunca dinleyip, sevecekleri ve akıllarında kalacak iyi kalitede şarkılar üretmeye çalışıp onlara sunan biriyim.

Bu turneyi yapıyor olmanızın nedeni, üzerinde çalıştığınız yeni albüm olsa gerek...
Evet. Şu anda tamamen ona odaklanmış durumdayım. Bunu yapmayalı çok uzun zaman oldu. Ama yine de silbaştan bu işe girişmeyi seviyorum. Yeni albümüm 7 Ekim’de yayınlanacak. Adı ‘Seven’. Onu bu turneyle tanıtmayı hedefledim. Avrupa başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde konser vereceğim. Bu albümün kariyerim için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Üzerinde oldukça uzun zaman çalıştım. Açıkçası ne kadar çok kişiye dinletebilirsem ve severlerse o kadar mutlu olacağım. Bu albümden sonra yeni şarkılar üretmek için araya bu kadar uzun bir ara vermek istemiyorum.

Bir yandan turne sırasında hâlâ yeni şarkılar da ortaya çıkıyor mu?
Açıkçası şu günlerde sadece yeni albümüm Seven’ı düşünebiliyorum. Bu sıralar hayatımda sadece o var.

24 yıl önce ilk solo albümünüz ‘Affection’la müzik endüstrisine muazzam bir giriş yaptınız ve o günden bugüne sayısız şarkı söyleyip yayımladınız. Şarkılarınızla kişisel ilişkiniz nasıl?
Şarkılarımla bu kadar uzun zaman boyunca ilgi çekebildiğim için çok şanslıyım. Bunun çok ayrıcalıklı bir durum olduğunu düşünüyorum. Şarkıların kendileri için konuştuklarına inanırım. En kişisel şarkılarımdan biri kesinlikle ‘All Around the World’. Benim için artık bir şarkıdan öte arkadaş gibi diyebilirim. Onunla çok gurur duyduğumu itiraf etmem gerek.

‘Affection’, ‘Real Love’dan sonra kariyerinizde en sevdiğim ikinci albüm. ‘This is the Right Time’ ve ‘Live Together’ın hâlâ bomba gibi şarkılar olduğunu düşünüyorum. Bu albümün kayıt süreci nasıldı?
Doğruyu söylemek gerekirse, bu albümü kendi evimde, stüdyomuzu daha yeni kurma aşamasındayken kaydetmiştim. Ekipçe, plak şirketine tüm gün stüdyoda çalıştığımızı söylüyor ama aslında stüdyoyu daha yeni kuruyorduk. Benim için çok eğlenceli ve heyecanlı bir dönemdi.

Zirveye ulaştığınız 90’lı yıllarda, dinleyicilerin şarkılarınızla kurduğu güçlü bağı nasıl açıklayabilirsiniz?
Bunun ekonomik ve politik krizlerin yaşandığı bir döneme denk geldiğini biliyorsunuz. İnsanların o dönemde şarkı sözlerimin yalınlığı ve samimiyetiyle bağ kurduğunu, dahası müziğin gücünü hissettiklerini söyleyebilirim.

En büyük hitlerinizden biri olan ‘Change’in sözleri o dönemde hayranlarınız üzerinde büyük bir etki yaratmıştı. Bu şarkı gerçekten yaşanmış bir hikâyeye mi dayanıyor?Bazı şarkılarım kişisel deneyimlerime dayanıyor, bazıları da kafamda kurguladığım/yarattığım senaryolardan ortaya çıkıyor. Şarkıları yazarken etrafımdaki her şey bana ilham verir. Bir şarkıyı oluştururken sadece yaşadıklarıma dayanarak hareket etmem. Etrafımda gerçekleşen her olaydan, insandan hatta onların yaşadıklarından da etkilenebilirim. Açıkçası ‘Change’ tamamen kurgusal bir parçaydı ama yine de bugün hâlâ çok güzel bir mesajı olduğunu düşünüyorum.

Tabii bir de ‘All Woman’ var. 90’ların mutsuz, içine kapanık ve yapayalnız kadınları için adeta marş olmuştu... Günümüzde hâlâ aynı durumda olan kadınlar, daha doğrusu ilişkiler için ne söyleyebilirsiniz?
Ben, ilişkilerde her iki tarafın da eşit olmasının çok önemli olduğuna inanırım. Birbirini anlamalı ve ortada mutlaka karşılıklı saygı olmalı. Maalesef bu çok zor bulunan bir şey. Ben bunu kocam Ian ile bulduğumuzu düşünüyorum. 25 senedir birlikteyiz ve hâlâ birbirimize çok âşığız.

40’lı yaşlara geldiğinizde müzik endüstrisi ile ilgili düşünceleriniz değişti mi?
Hayır. 40’ıncı doğum gününde, bir anda farklı bir görüşle uyanmıyorsun. Benim için bir fark yok.

Çok uzun zamandır şarkı söylüyorsunuz. Bu nasıl bir his?
İnsanların, benim müziğimden keyif alması ve hâlâ şarkılarımı, dahası şarkı söylememi dinlemek istediklerini bilmek çok güzel. İnsanlar beni görmek ve duymak istediği sürece, yaptığım işe keyifle devam ederim.

Sesinizi nasıl böylesine koruyabildiniz peki?
3.5 senedir sigara içmiyorum ve bunun hayatımda aldığım en doğru karar olduğunu söyleyebilirim. 20 yaşımdayken yükselebildiğim notalara yine dokunabiliyorum. Bu harika bir şey. Aynı zamanda özellikle cildim ve elbette tüm sağlığım da bundan olumlu etkilendi. Galiba yılları geri kazandım.

Hikâyenin bütününe bakıldığında bir ‘soul’ müzisyeni olduğunuzu söyleyebilir miyiz?
Doğru. Ben kendimi bir soul sanatçısı olarak görüyorum. Ve dahası her zaman ‘soul’dan ilham aldım.