Doğayla ve tarihle yüzleşen resimler

Doğayla ve tarihle yüzleşen resimler
Doğayla ve tarihle yüzleşen resimler
Canan Atalay'ın el yapımı kâğıt yüzeylere yaptığı resimlerde artık yaşadığı coğrafyanın, Çanakkale'nin etkisi görülüyor. Sanatçı, "Bu çalışmalar aynı zamanda dinginliğe duyulan özlemle alakalı" diyor.

‘Yeni Görünüler’ adlı çalışmalarında Canan Atalay, yaşamın değişik anlarını, varoluşumuzun anlam arayışlarını lale, gemi, ay, ev, salyangoz gibi simgesel motiflerle resim yüzeyine taşıyor. Atalay’ın Ankara Atlas Sanat Galerisi’ndeki bu sergisi Melih Cevdet Anday’ın ‘Görünü’ adlı şiirinden, Çanakkale yiğitlik destanının anlatıldığı tarihi bir mektuptan, yeşil ve maviyle bütünleşmiş bu şehirlerden esinlerle oluşturulmuş. Doğal olayların ve sosyal yaşantıların içselleştirilmesiyle farklı resim teknikleri ve renk araştırmalarıyla sonuçlandırılan çalışmalar, daha önceki sergilerin devamı niteliğinde.
Resimlerinizi neden ‘Yeni Görünüler’ başlığı altında sergilemeye gerek duydunuz?
Melih Cevdet Anday “pencereden bakarken, dışarıyı değil de camı görebilirsek şiirin ne demek olduğunu anlarız” derdi. Ben bunu resim için de düşünürüm hep. Sergi, Anday’ın ‘Görünü’ adlı bir şiirinin başlığından seçilmiş olsa da bu cümle resme ve bu sergiye bakışımı da özetliyor gibi. Çünkü resmin de şiir gibi duygusal bir tınısı var. Gördüğünü yeni bir biçimle sunabilmek işin aslı ve görünene karşı kendi imgeni yaratabilmek, renklerle duygu tonları ararken şiirselliği yakalamak.
Bundan önceki sergilerinizde ev ve lale çok daha belirgin imgelerdi. Bunlara eklemlenen salyangoz, deniz, ay için ne söyleyebilirsiniz?
Diyaloglar başlıklı sergimde ev’le olan bağımı, akademisyen Nilüfer Talu, “Modern dünyada, inşa etme olanağı bulamadığımız evin imgeleri” olarak betimlemişti. Çoğumuz için ev, özlemle yüklü bir sığınak, bir o kadar da özlemle varmak istediğimiz bir nokta. Bu serilerde ev büyüdü. Uçsuz bucaksız uzayıp giden manzaraya dönüştü. Bu görünü basit bir üçgen çatıyla yeniden örtüldü. Lalenin tüm bu örgüde insanın varlığını simgeleyen dik duruşu ve ona eklemlenen ay, deniz gibi başka doğal görünümler, bu imkânsızlığı çeşitlendiren simgeler aslında. Bu çalışmalar aynı zamanda dinginliğe duyduğumuz özlemi de hatırlıyor. Resimleri sergide bir araya getirdiğimde ortaya çok ilginç bir kolaj çıkıyor. Başı ya da sonu yok.
Peki Çanakkale doğa ve kent olarak çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?
Çanakkale Boğazı’nı en güzel bakış açısından seyrediyorum. Çanakkale’nin doğasıyla bütünleşme, yeşil ve maviyle de bütünleşme bir bakıma. Çanakkale’deyseniz siz ve doğa bir aradasınızdır. Çoğu kez de hüzünle izlediğim, hepimiz için ortak değerleri taşıyan bu coğrafyada yaşanmışlıklar benim çalışmalarıma da yansıyor. Mesela Erzincanlı Hasan Çavuş’un öyküsünü anlattığı mektup, sergide yer alan bazı çalışmaların çıkış noktası oldu. Bu coğrafyada tarihin derinlikleriyle yüzleşiyorsunuz. Yeryüzünde özgür olmanın ne demek olduğunu ve onu elde etmek için nelere maruz kalındığını anlıyoruz.
Çağımızda kent yaşantısına önemli bir yorum niteliğinde bu çalışmalar.
Evet, çağımız insanı gittikçe doğadan uzaklaşıyor. Doğayı neredeyse elektronik ortamda sanal olarak yaşıyor. Yerden kat kat yükselen apartmanlarda, kutu kutu dairelerinde, küçük saksı çiçekleriyle baş başa kalabiliyorlar ancak. Benim sanatta yaratmak istediğim dünya bunu kabullenmiyor. Kentlerin siluetini bozan binaların bir iki katını tıraşlamak da bunun çözümü değil. Yeryüzünde kapitalizmin ve sanayi üretiminin dayatması bu binalar. Amerika’dan Çin’e kadar bu aynılaştırılmış binalar ve onları içindeki aynılaştırılmış yaşantılar var. Önemli olan dönen bir çarkın neresinde olunması gerektiğinin kararıdır. Ya ideal yaşanılır bir dünya ütopyası ya da ‘miş gibi’ yaşanılacak bir dünya...
Canan Atalay’ın ‘Yeni Görünüler’ sergisi 10 Ocak’a kadar Ankara Atlas Sanat Galerisi’nde. Tel: 0312 468 59 04