Doğuş'un yeniden doğuşu

Doğuş'un yeniden doğuşu
Doğuş'un yeniden doğuşu
AK Parti mitinginde denk gelene kadar unutmuştuk Doğuş'u... Bu vesileyle yeniden hatırladık. Virajlarla dolu hikayesini tekrardan anımsadık...
Haber: Alpbuğra Bahadır Gültekin - bahadir.gultekin@radikal.com.tr / Arşivi

Aah, ah! Üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen hayal meyal hatırladığımız yıllar… Haber bültenlerinde ANAP, Refahyol, Çiller, Kıratlıoğlu, devalüasyon gibi şimdilerde çok uzak gelen kavramların sık duyulduğu, Gençlik Parkı’ndan Livaneli’nin, Sincan’dan tankların geçtiği günler…

Türkiye ’nin tek tük müzik kanallarının birinde denk gelmiştik o genç adama. “Gamsız, vicdansız, ben sensiz ne yaparım şimdi? Söyle!” gibi gayet sıradan sözleriyle değil de, boncuk gözlerinden damla damla akan yaşlarıyla dağlamıştı ciğerleri. Kimdi biz elimizde ‘renkli stres yayıyla’ oynarken karşımıza çıkan bu adam? Kimdi, yüz binlerin yürek yangınına ortak olan? Hikâyesini de çok geçmeden öğrendik hep birlikte…

Hayata Almanya’da, Orhan Baltacı ismiyle gözlerini açmıştı. Sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye kesin dönüş yapmış, lakin kaderin sillesiyle daha çocuk yaşta karşılaşmıştı. Evden kaçtı, sokaklarda yaşadı. Hayatın o acı, dolambaçlı yollarını çıplak ayak yürümeye o yaşlarda başladı.

Ve şöhrete ilk adım

Sonra ne olduysa şansı döndü, kendini mikrofon başında buldu. Yeniden doğmuş, bu yeniden doğuşun şerefine olsa gerek ‘Doğuş’ ismini almıştı. Artık ‘Gamsız’, ‘Ben Sensiz Ne Yaparım’, şarkılarıyla 90’ların arabesk açlığını doyuruyordu. Ama bu şarkıların biberini çok mu fazla ekmişti Doğuş Bey?

Bir sonraki çıkış parçası ‘Uyan’ ile farklı tarzlara da açık olduğunu anlattı. Hem de hayli fantastik, yer yer sürreal o sözlerle. Ama ‘Sevda yüklü trenler, boş raylarda ilerlerken’, ‘ayrılık aya vurup, odasının duvarına yansırken’ geçmişte yapılan hatalar da birer birer ortaya çıkıyordu.

Tecavüz, hırsızlık gibi çeşitli suçlara bulaşmış, bir süre hapis yatmıştı. Daha da yatacaktı... Bayrampaşa Cezaevi’ne girdi, 4 ay kaldığı cezaevinde tecavüz ettiği kadınla evlenince tahliye edildi. Yıllar sonra tecavüz ile ilgili düşüncelerini ise şu sözlerle anlatacaktı: “15 yaşındaydım. Koğuştaki bir arkadaşımı geceyarısı yatağından alıp tuvalete sürüklediler. Bir kişi ona tecavüz etti. Bir hafta sonra o grup beni de tuvalete götürdü. Bir tanesinin burnunu kırdım. O da beni göğsümden şişledi. Böylece kurtuldum. 21 yıldır her gece yataktan sıçrayarak uyanıyorum. Tecavüze uğrama korkusu bu…”

Doğuş, sonra ‘hırsızlık’tan aldığı ceza da kesinleşince Almanya’ya gitti, Rahşan affından faydalanarak geri döndü. Hem de ne dönüş! Eski duygusal, gözü yaşlı adam gitmiş, kabına –daracık boğazlı kazağına- sığmayan Doğuş gelmişti!

Ata sporu olarak vücut geliştirmeyi bellerken, “İlk spor yapan sanatçı benim” gibi akıllara ziyan önermelerde de bulunuyordu. Klibinde sevgilisine koşarak değil, parendeler atarak gidiyordu. Ne var ki, kas yapmak için kullandığı ilaçlar yüzünden baba olamadığını yıllar sonra üzülerek anlatacaktı.

Aradan yıllar geçti, derken Doğuş da sosyal medyayla tanıştı. Twitter’a ilk adım atışı çok da etki yaratmasa da, bir zamanlar ilişki yaşadığı Hilal Cebeci’nin pampiş pozları onu da gaza getirdi. Bir sabah uyandık ki, ne görelim? Anadan üryan Doğuş ve malum yerini kapatan bir saksı! Çiçek açmıştı Doğuş! Sonraları katıldığı Survivor’da ne kadar pişman olduğunu dile getirecekti elbet.

Peki, onun tartışma yaratan fikirleriyle ne zaman tanıştık? 2011’deki şu “ Keşke şeriat gelse, hayatımızda çok şey değişebilirdi” sözleri misal ilk aklımıza gelen… Sonra sosyal medyada da tepkiyi alınca geri adım attı tabii ki. Ne o bu sözleri söylemiş oldu, ne de biz duymuş... Ama “kolay hayatı seçseydim, belki travesti olurdum” demesi bardağı taşıran son damlaydı.

Kimsesiz çocuklara yapılan kötü muameleyi “Babadan oğla nesil bunlar” sözleriyle eleştiren de aynı adamdı, trans bireylerin sokaklarda yaşadıklarına küçük gören de… Belli ki kendi acıları, başkalarınkilere karşı kulak tıkamasına yol açtı Doğuş’un… Sonra televizyonu kapattık, biz hayatımıza, o da kadrolu elemanı olduğu yarışmalara geri döndü.

Büyük an geldi, çattı


Muhteviyatında bol bol “Milli iradeye saygı”, “Biz çok iyi biliriz”, "Bunlar!" sözleriyle barındıran, Kazlıçeşme’deki AK Parti mitinginde rast geldik son olarak… Turuncu bayrakların önünde gururla poz verdiği fotoğraflarını paylaşmayı da ihmal etmemişti.

Derken, AK Parti’ye ve Erdoğan’a olan sempatisini kendine has üslupla, bir şarkıyla kanıtlamak istedi Doğuş. ‘Ak Yürekler’ şarkısı bir anda fenomen haline geldi gelmesine ama, bir sonraki mısrada “ak yürekler seninle” sözleri olmasa, “Her devrin adamı olan” gibi ofsayt bir girişi yanlış anlayabilirdik az daha…

Unutmuştuk. Bu ‘eseriyle’ hayatı iniş çıkışlarla geçen Doğuş’u yeniden hatırlamış olduk. Ama arayı soğutmayalım! Belki belediye festivallerinde, Ramazan etkinliklerinde sahnede tekrardan görürüz de, ‘küllerinden doğuşuna’ yeniden şahit oluruz.