Doktorun Dünyası...(2)

Devasa yapının girişinde biriken ve sayıları yüzlerle ifade edile-
bilecek kalabalık, birbirini ezme pahasına hastaneye girmeye çalışıyor. Bu yapı, günde ortalama 20 bin insanın giriş-çıkış yaptığı SSK Okmeydanı Hastanesi. Birbirini ezerek galoş almaya çalışan, bir an önce hastanenin içine girmeye çalışan kalabalık, hastane ve doktorların iş yükü hakkında da ipuçları veriyor.
Haber: Hatice Yaşar / Arşivi

Devasa yapının girişinde biriken ve sayıları yüzlerle ifade edilebilecek kalabalık, birbirini ezme pahasına hastaneye girmeye çalışıyor. Bu yapı, günde ortalama 20 bin insanın giriş-çıkış yaptığı SSK Okmeydanı Hastanesi. Birbirini ezerek galoş almaya çalışan, bir an önce hastanenin içine girmeye çalışan kalabalık, hastane ve doktorların iş yükü hakkında da ipuçları veriyor.
İlk konuşmaya başlayan, üç yıldır iç hastalıkları servisinde asistan
olarak çalışan Dr. Yaşar Yoğun. Günde 80-100 hastaya bakan Yoğun, yaşadıklarını anlatıyor:
"Ben idealist bir doktorum. İşimi seviyorum ama hastalar bize karşı çok önyargılı. İkinci sınıf doktor muamelesi yapıyor. SSK'larda poliklinikler iyi çalışamıyor. Arşiv yok. Hastanın dosyasını inceleyemezsiniz. Acilden poliklinik hizmeti bekliyor hastalar. Acil servise başvuru sayısı günlük 500-1000'dir. Yüzde 90'ı müphem hastalıklardır. Hastaya bakışınız, 'Çabuk muayene olmak için gelmiştir' oluyor. Acilin yükü de asistanların omuzlarına yüklenmiştir. Hasta yakınları hep sizden açıklama bekler."
'Konuşursan dayak yersin'
Özellikle SSK hastanelerinde insanların uzun süre beklemesi, bürokrasi sorunu ve kendileriyle ilgilenilmediği düşüncesiyle doktorlara şiddet uygulandığını belirten Dr. Yoğun, anlatmaya devam ediyor:
"Biz burada canımızı dişimize takarak çalışıyoruz, ama hastalar onlarla ilgilenmediğimizi düşünüyor. Özel hastaneleri ayakta tutanlar da buralardan yetişen doktorlardır. İnsanlar para verince daha mı iyi hizmet gördüklerini düşünüyorlar bilmiyorum. İnsanlar karşılarında bizi gördükleri için bozuk sistemin sorumlusu olarak da bizi görüyorlar. Yoğunluk içinde insanlar sizden sıcaklık bekliyorlar olamıyorsunuz, çünkü vaktiniz yok. Geçen yıl hasta yakınları tarafından dövüldüm. Arkadaşlarımız yetişmese belki de öldürülecektim. Her an gerginlik var. Küfürlere alıştık artık. Hakemler bile küfür edilince anons yaptırıyor. Ama bizde o da yok. Dayak yememek için artık susuyoruz."
Yoğun evli, kirada oturuyor ve nöbet ücretleri hariç 650 milyon lira maaş alıyor. İşte hayat standardı: "Bir ayda beş gün sosyal faaliyet yaparsanız geçinemezsiniz. Parasal anlamda sıkıntı çok. ABD'de meslektaşlarımız bizim 15 katımız kadar maaş alıyor. Bunların üstüne şiddet, bir de hastaların yargısız infazı var. Medya da katkı sunuyor bu infaza. Bu yıl 20 arkadaşımız hasta ve yakınlarından dayak yedi. Bıçak çeken, tabanca gösteren oldu. Her şeyden önce can güvenliği önemli."
Dr. Yoğun hastalara kalp masajı yaparak kurtarmaya çalışırken dahi sorulara maruz kaldığını söylüyor:
"Bir gece aynı anda üç kişinin kalbi durdu. Müdahalede bulunduk, yeni hasta geldi ve yakını 'Neden benim hastamla ilgilenmiyorsunuz?' dedi. O sırada ister istemez 'Defol git' diyorsunuz. Çünkü hastaların kalbi durmuş, onları kurtarmaya çalışıyoruz. Bağırdı çağırdı, saldırmak istedi. Kalp masajının anlamını sokaktaki adam da biliyor. Bunu anlaması gerek. Hasta yakınları büyük bir sorun. Kalbi duran hastayı kurtarmak için yakınını üzerinden almak amacıyla dakikalarca uğraştığım oldu. Öleceği belli olan hasta kaybedildiği için yakınları doktorlara saldırıp, hemşireleri saçlarından sürükledi. 50 milyarlık makineler kırıldı. Bir gecede beş hastamı kaybettiğim oldu. Bunlardan etkilenmediğim söylenebilir mi? İnsanların bizi anlamalarını istiyoruz. Suçu bizde görmesinler."
'Koşullar değişmiyor'
Uzman doktor Funda Şimşek ise SSK'da doktor olmayı, 'daha zor ve özellikli' diye tanımlıyor. "Çalıştığınız kitle, ekonomik ve ruhsal durumlarından dolayı çok agresif. Onlarla çalışırken daha sabırlı olmalısınız. Hastaların SSK hekimlerine karşı önyargıları var ve bu kırılamıyor. Bu hastane yapılırken 2 milyon SSK'lı vardı ve ona göre planlanmıştı her şey. Hastane, 15 milyonluk şehirdeki 7 milyon sigortalıdan 3 milyonuna bakıyorsa bu ciddi bir yüktür. Bunun sorumlusu biz değiliz" diyen Şimşek, haklı olduğu durumlarda dahi hastayla karşı karşıya gelmemek adına sustuğunu, 'alttan aldığını' söylüyor.
Hastaların bakış açısı, maddi koşullar, yoğunluk Şimşek'i rahatsız eden üç başlık. Ancak her şeye rağmen SSK'da çalışmayı seviyor.



Stresin bedeli: Erken menopoz
SSK Okmeydanı Acil Servis Şefi, 21 yıllık hekim Binnur Demirçay'ın sıkıntıları da arkadaşlarıyla benzer. Dr. Demirçay, çalıştığı ortamı anlatıyor: "Günde gelen 500 hasta ortalaması 600'e çıktı. Bunların 130'u yatağa geçiyor. 17 doktor sürekli çalışıyor. Ama yine de yetişemiyoruz. Kötüye doğru bir gidiş var. SSK, İsviçre'den örnek alınmış. 1978'de İsviçreliler gelip görmüş ve 'Çoktan iflas etmiş olmanız gerekirdi' demiş. Ama sene 2002. Ben hâlâ nasıl yapabiliyoruz anlayamıyorum. Çalıştığım servis genelde gergin. Hastanın acil servis kavramı farklı. 'Çok acil işim var yetişmem lazım. Hemen halledin' diye bakıyor."
"Çalıştığınız ortamın koşulları fiziksel ve psikolojik anlamda sizi etkilemiyor mu?" sorusuna Demirçay şu yanıtı veriyor:
"Ben fazla etkilenmemeye çalışıyorum. Gördüğüm kötü tepki ve olayları buradan çıkınca unutamasaydım çalışamazdım. İnsanların acılarından, feryat figanlarından etkilenmiyorsunuz artık. Sırtımdan terler indiğini, karşımdakini öldürmek istediğim zamanlar hiç tepki vermediğimi biliyorum. Her gün hastaneye gelirken kendi kendime 'Bugün kızmayacaksın Binnur, sinirlenmeyeceksin Binnur' diye telkinlerde bulunuyorum. Buraya gelenlerin eğitim seviyesinin düşük oluşu sizi anlamalarını güçleştiriyor. Bazen bir durumu defalarca ifade etmek zorunda kalıyorum. Etkilenme süresini minimuma indirmiş durumdayım. 36 yaşımda menopoza girdim. Etkilenmediğimi söylüyorum ama 36 yaşında menopoza girdim. Doktorum 'Çok stresli bir ortamdasın' diyor."
Demirçay, özel hastanelerin ölüm riski olan hastaları direkt kendilerine yönlendirdiklerini, kendi hastanelerinde kayıp çok olduğu için de tepki gördüklerini anlatarak, "Çalışmak istiyorum. Ama böyle giderse emekli olacağım. Genellikle hasta yakınlarından problem çıkıyor. Ölümcül
hastası olanlar genelde iyileşeceğini sanıyor. Ama çoğu geldikleri acilde yaşamını yitiriyor. Tepkili oluyorlar o zaman. Hasta yakınlarının da ölüme hazırlanması gerekiyor. Ölünce bizim bir şeyi eksik yaptığımızı düşünüyorlar" diye konuşuyor.


İdeali günde 30 hastaya bakmak
90 bin metrekare arazi üzerindeki 13 ayrı binada hizmet veren SSK Okmeydanı Hastanesi, 1100 yataklı. Üç ayrı acil servisi olan hastanede polikliniğe gelen hasta sayısı günlük 5 bin civarında. 1500 kişinin çalıştığı hastanede doktor sayısı 450. Başhekim Elvin Dinç, Onkoloji, İntaniye, Nükleer Tıp gibi birimleri olduğu için Van'dan, Kars'tan dahi hasta geldiğini, yoğunluğun, gerginliklerin, çalışma koşullarının doktoru yıprattığını söylüyor: "Sağlık sisteminde yüzde 20'lik paya sahip olan SSK hastaneleri, hastaların yüzde 57'sine bakıyor. İdeal olan belki doktorun günde 30 hasta bakması ama bizim doktorlarımız 100 hasta bakıyor. Bürokratik işlemler hem hastayı hem doktoru yoruyor. Bu yüzden gerginlik oluyor, ama halk bilmiyor ki bunu değiştirmek bize değil hükümetin protokolüne bağlı. SSK'da doktor, kendi mesleğini icra etmenin güçlüğünün yanı sıra bürokrasiyle de uğraşmak zorunda."
Dinç, diğer sorunlarla ilgili de, "Hasta yakını ve doktor çok karşı karşıya gelmemeli, ama insanlar neredeyse hastalarıyla birlikte yoğun bakıma bile girmek istiyor. Otomasyon sistemine geçilmeli. Eleman eksikliği had safhada. Bir hekime en fazla 40 hasta verilmeli. Doktor hastayla ilgilenirken biri evrak imzalattırmak istiyor" diye konuşuyor.
  • YARIN: Acilde 12 saat