Dönüşü muhteşem oldu

1984öyle bir yıl ki müzik endüstrisi tarihinde, gerçekten iyiysen ve albümün çıkıyorsa seni duymamalarına, almamalarına imkan yok dünyada.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

1984öyle bir yıl ki müzik endüstrisi tarihinde, gerçekten iyiysen ve albümün çıkıyorsa seni duymamalarına, almamalarına imkan yok dünyada. Tüm pop ve rock tarihinin belki de en verimli yıllarından biri. Deep Purple'ın Perfect Strangers'ı, Scorpions'un Love at First Sting'i, Metallica'nın Ride the Lightning'i, Van Halen'ın 1984'u, Depeche Mode'un Some Great Reward'u, U2'nun Unforgettable Fire'ı, The Cure'un The Top'ı, Iron Maiden'ın Powerslave'i, hatta Madonna'nın Like a Virgin'i filan, daha da liste uzun... 1984'ün sırrı (Orwell'ın kulakları çınlasın) kendi çöplüğünde öten horozların dünyaya açıldığı yıl olması mı; popüler müzik endüstrisinin yepyeni bakir alanlar bulduğu yıl olması mı, yoksa bir dönemin, 70'lerin rock müziğinin muhteşem final yılı olması mı? Belki de hepsi.
Bütün bu albüm silsilesi içinde bir albüm daha var ki asıl mevzumuzu yakından ilgilendiriyor. Bruce Springsteen'in tabiri caizse gerçek anlamda yırttığı, bir dünya starı olduğu Born in the USA. O da tıpkı 70'lerin rock'ı gibi, sivri dilli söylemine, merkeze daha uzak duran müziğine o yıl yeni bir yön veriyor, popüler oluyor tüm dünyada tanınıyor. Tam yedi adet hit çıkaran ve yaklaşık 20 milyon satan (halen tüm zamanların en çok satan albümlerinden biri) albüm 80'lerin en büyük müzik olaylarından biri.
Ayıptır söylemesi Reagan'a oy veren kesimin de pek sevdiği Springsteen hâlâ Amerikan işçi sınıfının favori ismiydi o yıllarda. Ancak 70'lerdeki imajına göre merkeze daha yakın duruyordu kimilerine göre. Bunda 70'lerin sonuna doğru yükselen Punk'ın da etkisi vardı tabii. Ne de olsa Springsteen gibi birine göre daha alternatif ve protest duruyorlardı 'genç zibidiler'. Bu tartışmaların asıl nedeni Born in the USA'in 80'li yıllarda ve yakın zamana kadar Ronald Reagan, Bob Dole gibi Cumhuriyetçi başkan adaylarının seçim kampanyalarında kullanılmasıydı (tabii ki izinsiz). Her ne kadar The Boss itiraz edip sivri dilli açıklamalar yaptıysa da bu durumu değiştiremedi o yıllarda.
Rock'n'roll'u kurtaran adam!
1973 yılındaki başlangıç albümü Greetings From Asbury Park, NJ'den 1984'e gelinceye kadar Born to Run da dahil tam yedi muhteşem albüme imza attı Springsteen. O yıllarda kendi değimiyle 'country eğilimli' grubu E Street Band ile gerçekten ayin niteliğinde konserler verdiler. Rock'n'roll'un kurtarıcısı bile deniyordu Springsteen'e. Ne heavy metal, ne hard rock, ne soft rock, ne de o yıllarda art rock diye tabir edilen avangart müzisyenlerdendi. Gerçek bir besteci ve söz yazarıydı. Hem protest şarkı sözleri hem de müziğiyle Amerikan orta sınıfını kucaklamıştı. Rock ve country'yi ustaca birleştiren tarzı (Springsteen 70'li yıllara ait albümlerini eklektik olarak adlandırıyor gerçi) müzik piyasasındaki ana çizgiden uzaktaydı. Ancak Nebraska albümüyle başlayan süreç Born in the USA ile patladı. Hâlâ kötümser ve gerçekçi bakış açısından, kayıp hayatlar ve boşa çıkan çabalardan söz ediyordu ama daha çok insan dinliyordu onu. Springsteen hit şarkılar yapan biri olarak (Mesela Patti Smith'le birlikte Because the Night) ağırlığından pek fazla bir şey kaybetmeyen ender isimlerden.
Beni hit'lerim için sevmeyin
Gelelim yeni albüme: Springsteen The Rising'i geçtiğimiz Haziran ayında tamamlamış ve 30 Temmuz'da Amerika'da satışa çıkaracağını açıklamıştı. 1992 yılındaki Human Touch ve Luckytown'dan bu yana ilk stüdyo albümüyle karşı karşıyayız üstadın. Ayrıca 1995'te tekrar bir araya getirdiği efsanevi grubu E Street Band ile Born in the USA'dan bu yana ilk kez stüdyoya giriyor. Albümün prodüktörü Pearl Jam ile yaptığı çalışmalarla tanınan Brendan O'Brien. 15 parçadan My City of Ruins'i zaten 11 Eylül kurbanlarını anmak için başlatılan 'milli' seferberlik vesilesiyle bolca izlemiştik televizyonlarda. Parçalar E Street Band sayesinde çok daha güçlü ve başarılı bir sound ile hazırlanmış. Yeni 14 adet güçlü beste. Springsteen, grubu için "Şimdi çok daha iyiler,"diyor, "tıpkı Born to Run'daki (1975) gibi hissettim kendimi."
The Rising ne kadar hit çıkarır bilinmez ama zaten Springsteen'in hayranları diğer şarkılarını dinlemeyi hit'lere tercih ediyor. 2000 Haziran'ındaki Madison Square Garden konserinin ardından neden Born in the USA, Dancing in the Dark, Human Touch, My Hometown gibi hit'leri çalmadığını soruyorlar
babaya. "Benim hayranlarım hit'lerle değil, diğer şarkılarla ilgileniyor" diyor. Springsteen'in sırrı da bu zaten: Her biri diğerinden güçlü besteler ve hâlâ içinden ateş çıkan sözler.