Dört nesildir şarapçılık

Bağcılık kültürü, antik Grek yurdunda, MÖ 2000'den itibaren Linear B metinleriyle Girit-Miken sanatı betimlemelerinden bilinmektedir.
Haber: İBRAHİM GÜNEL / Arşivi

Bağcılık kültürü, antik Grek yurdunda, MÖ 2000'den itibaren Linear B metinleriyle Girit-Miken sanatı betimlemelerinden bilinmektedir. Ancak, Mısır ve antik çağlardaki Doğu'da şarapçılık kültürünün MÖ 3000'lerde
başladığı biliniyor.
Uzmanlar, şarabın Yakın Doğu'da ortaya çıkıp, oradan diğer bölgelere yayılmış olduğunu kabul ediyor. Bağcılık ve şarapçılık Miken yurdunun önemli ürünleri arasındaydı. Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarının birçok yerinde şarap türleriyle bağcılık hakkında bilgiler verilmektedir.
"Tanrı, kalkana koca salkımlar yüklü bir bağ koydu, altından güzel bir bağdı bu, kara kara üzümler sarkıyordu, salkımlar gümüş sarıklarla yaslıydı boydan boya.
Göktaşından bir hendek çizilmişti, kalaydan bir çit çizilmişti çepeçevre.
Bir tek dar yol vardı bağın içinde, bağbozumunda oradan geçilir yürünürdü,
kızlar, delikanlılar, çocuklar gibi şen, bal gibi yemişler taşıyorlardı sepet sepet..." (İlyada 18. bölüm / 570 - 651)
Öte yandan, Grek mitolojisinde tanrı Dionysos (Bakkhos) daha çok şarap ve sarhoşluğu canlandırır. Ona tapınım da, coşkun danslar ve müziklerle aşarılığa kadar varırdı. Daha çok gizli ve coşkun törenlerle bilinen Dionysos ayinleri, bağbozumundan sonra yapılırdı.
Homeros destanlarında ayrıca Bozcaada şaraplarından da bahsedilir. İlyada ve Odysseia'da sık sık Tenedos (Bozcaada) şaraplarının ünü ve kadınlarının yemek pişirmede ne kadar hünerli oldukları anlatılır. Aslında şarabın tarihi adanınki kadar eskidir.
Derler ki; adaya adını veren Tenes, bugünkü Poyraz Limanı çevresinde yabani asmayı bulmuş, onu geliştirerek 'Kuntra Asma' denilen şimdiki duruma getirmiştir. Tenes'in adada hakimiyetini sürdürdüğü yıllar da Troya savaşıyla özdeştir. Yani, MÖ 1200'ler. Bugün Bozcaada, gerek sofralık üretilen Çavuş Üzümü, gerekse Karalahana (Kuntra), Karakız ve Vasilaki gibi şaraplık üzüm çeşitleriyle bağcılık literatüründe yerini almıştır.
Hayatın akışı bağcılık
Bozcaada'da hayatın akışını ise, bağcılık belirler. Hemen tüm adalıların bağlar ve bağcılıkla ilintisi vardır. Kahvelerde konuşmalar da bağcılık üzerinedir. Bağcılığın zahmeti de çoktur. Çünkü, yılın 12 ayı bağlarla ilgili çalışma yapılır.
Adanın bağları ve şaraplarıyla ilgili ünü Atik Çağlara kadar gitmektedir. MÖ II. yüzyıldaki Tenedos parasının üzerinde de üzüm salkımı vardır. 200 yüzyıl kadar önce adayı ziyaret eden Fransız gezgini G. A. Olivier, Voyages dans L'empire Ottoman, L'Egypte et la Perse adlı kitabında, adanın şarapları hakkında şu bilgilere yer vermektedir:
"Tenedos'un şarapları harika. Adanın kırmızı şarabı Bordeaux'yu aratmıyor. Misket şarabına gelince, onun da Frontignon misketinin en iyisinden geri kalır yanı yok."
Bir Fransızdan şarapla ilgili böylesine övgü almak, herhalde kolay olmasa gerek.
Rumlar ile Türkler, 500 yıldır Bozcaada'da bir arada yaşamalarına karşın, şarapçılık geleneği yüzyıllardır Rum ailelerin tekelindeydi. Çünkü İslamiyet'e göre şarap içmek günah olduğundan adadaki Müslümanlar yalnızca bağcılıkla uğraştı.
Yüzlerce yıllık bu geleneği 1925 yılında, daha sonra Yunatçı soyadını alacak olan Haşim Bey bozdu. Panayi Dimo adlı bir Rum'dan aldığı imalathanede şarap üretimine başladı. Adanın ilk Müslüman şarapçısı olan Haşim Bey'in adı Türkler arasında 'Gavur Haşim'e çıktı. Hatta bu yüzden oğlu Hazım'a evlenecek kız bulmakta zorluk çektiği bugün bile adanın yaşlıları tarafından konuşulur.
Hazım Yunatçı da, bir yeniliğe imza atarak, o güne kadar fıçıyla satılan şarapları, şişeleyerek satışa sundu. Hazım Yunatçı'dan sonra şarapçılık bayrağı oğlu Orhan'a geçti. Orhan Yunatçı da, aile geleneğini 1976 yılında kimya mühendisi olan oğlu Haşim'e devretti.
Yeni lezzetler
Yunatçı ailesi, özenle ürettiği şaraplık üzümlerini 300 dönümü aşkın bağlarda yetiştiriyor. Üzüm kesilir kesilmez kimyasal değişim başladığından, hasat hiç gecikmeksizin imalat sürecine sokuluyor.
Dört kuşaktır Bozcaada'da şarap üretimi yapan Yunatçılar, adanın antik çağlardan bu yana süren ününe layık olmak için yeni üzüm türlerinden Cabarnet ve Sauvignon ile şarap sevenlere yeni lezzetler sunuyor.
İşte Homeros'tan günümüze uzanan şarapçılık geleneği, Bozcaada rüzgarlarıyla terbiye edilen üzümlerden 21. yüzyıla uzanıyor.
Geçenlerde Haşim Yunatçı birbirinden lezzetli şaraplarını, Işık Üniversitesi'nin İşletme Kulübü'nün toplantısında, Çanakkale yöresinin peynirleri ve zeytinyağıyla şarapsever gençlere sundu. Toplantıya gazetemiz yazarlarından Haluk Şahin ve gazeteci Uğur Dündar da katıldı. Şahin, Bozcaada tarihinde bağcılığın ve şarapçılığın önemini anlatan bir konuşma da yaptı.