Dr. House size de iyi gelecek

Dr. House size de iyi gelecek
Dr. House size de iyi gelecek
'House' dizisindeki sıradışı Dr. House karakteriyle tüm dünyada efsaneleşen oyuncu, aynı zamanda müzisyen Hugh Laurie, 21. İstanbul Caz Festivali kapsamında konser vermek üzere ilk kez Türkiye'ye geliyor. Hugh Laurie'yi Caz Festivali'nin dergisine ünlü yazar Buket Uzuner yazdı. İşte o yazı...
Haber: BUKET UZUNER / Arşivi

Varşova’da bir otelin 21. katında yalnız bir gece , içinize aniden çöken o çok tanıdık derin boşluk sızısını ne terastaki turist dolu lokantanın, ne lobideki yalnızlar barının, ne bir romanın, ne de sevilen biriyle skype konuşmasının dindireceğini iyi bilirsiniz. Sizi sadece ve sadece yanınızda depresyon ilacı yerine taşıdığınız iyi şiirler ve iyi şarkılar kurtarabilir. Kurtarır. Hele o şarkılar, melankoliye akrabalığı kırık ve alaycı sesinde tortulanmış bir adamın her şeye rağmen umuda göz kırpan tatlı hüznüyle söylenmişse, iyi gelir. Hakikaten iyi gelir. Öyleyse, o şarkıları Hugh Laurie’nin söylediğine, Copper Bottom Band’in de çalıp, eşlik ettiğine iddiaya girerim!
İki kez Altın Küre (Golden Globe) ödülü kazanan, altı kez Emmy’ye aday gösterilen, sekiz sezon devam eden Sherlock Holmes-vari Dr. House karakteriyle dünyada fenomen olmuş House MD dizisiyle, doktorlar dahil hepimizin aklını çelen aktör Hugh Laurie, ilk gençliğinde müthiş oyuncu Emma Thompson ve Stephen Fry ile oyunculuk kariyerine başlamış. 1996’daysa çok satan romanı The Gun Seller’ı yayımlayan bir yazar.
Çocukluğundan beri piyano dersleri almış, arkasında Cambridge Üniversitesi’nden arkeoloji ve antropoloji eğitimi, önünde Kate Bush (Experiment IV, 1986) ve Annie Lennox (Walking on Broken Grass, 1992) ile yabana atılamayacak bir de müzik kariyeri olan Hugh Laurie, - ne iyi etti de- içinde muhteşem Tom Jones’un da yer aldığı- ilk blues albümü Let Them Talk’ı 2010’da, Didn’t It Rain’i de 2013’de bizlere sundu.
 

Beyaz, orta sınıf -bizim kuşak ‘küçük burjuva’ der- dünya çapında tanınan, entelektüel, zeki ve pek karizmatik İngiliz aktör Hugh Laurie’nin büyük bir samimiyetle eski köle-siyah Amerikalıların müziği blues’a -ki, bizim Anadolu bozlaklarıyla ruh ikizidir- ilgi duyması, Türkiye gibi bin yıldır, Akdeniz, Balkan, Kafkas, Asya ve Orta-Doğu sesleri ve müziğinin zenginliğinde yetişme şansına sahip bir kültürün insanlarına hiç şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak Hugh Laurie’nin en çok kendine iyi geldiği için söylediğini hiç gizlemeden blues yapmasını yadırgayan İngiliz eleştirmenler olduğunu öğrenince ben şaşırdım. Çünkü, müziğin rengi, dili, müziğin sınıfı, dini olmaz. Asla olmamıştır. İnsanlığın ilk çağlardan beri en çok sevdiği ve bazı çağlarda yasaklanmasına rağmen hala vazgeçmediği birkaç fiziksel eylemden biri şarkı söylemek ve dans etmektir. Bence Hugh Laurie ve Copper Bottom Band, o en sade ve en sahici ilk insan hazlarından ikisini kendi sahicilikleriyle İstanbul konserinde bizlere vaat ediyor. Benimki garanti, çünkü beni Varşova’daki o yalnız otel odasında beni onlar kurtardılar. Onunkini de yazar P. G. Wodehouse kurtarıyormuş zaten...
Size de iyi gelecek Hugh Laurie... İstanbul’a hoş geldin!

Hugh Lauriewith The Copper Bottom Band, 9 Temmuz saat 21.30, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu, biletler 50 ile 350 lira arasında.