Dünyanın en eski, 3.3 milyon yıllık taş aletleri bulundu

Dünyanın en eski, 3.3 milyon yıllık taş aletleri bulundu
Dünyanın en eski, 3.3 milyon yıllık taş aletleri bulundu
Dünyanın bulunan en eski taştan yapılma aletleri Kenya'nın yerleşim bulunmayan bir bölgesinde keşfedildi. 3,3 milyon yıllık olduğu kararlaştırılan taş aletlerin modern insanların hangi ataları veya akrabaları tarafından yontulmuş olduğu henüz kesinleştirilemedi.

Gaia Dergi'de yer alan habere göre 3,3 milyon yıl öncesine ait olduğu belirlenen aletler, alet üretmek açısından zekanın ne kadar önceden evrimleşmeye başladığını gösteriyor. Kenarları keskinleştirilmiş basit taşlar şeklindeki aletler, bilim insanlarının tahminlerine göre büyük ihtimalle avlarının bedenlerinde yaralar açmak veya kemiklerini kırmak için kullanılıyordu. Bir ihtimal dahilinde aynı zamanda ağaçlardan dallar kesmek için de kullanılmış olduğu düşünülüyor. Bulunan bu çok eski aletler için, tarihin bilinen en eski bıçakları denilebilir.
İnsanların yanı sıra şempanzelerin ve maymunların da taşları alet olarak kullanabildikleri biliniyor. Kabuklu yemişleri açabilmek için taşla ezmek, onların da aklına gelebiliyor. Buna rağmen, taşları yontarak ve şekillendirerek alet yapabilme yeteneğinin sadece insanlarda ve insanlarla aynı familyada (Hominidae) bulunan canlılarda olduğu düşünülüyor.
Doğu Afrika’da 20. yüzyılın ortalarında Tanzanya’nın Olduvai Gorge bölgesinde bulunan taş aletler mesela, daha sonrasında 1960’larda bulunan Homo habilisfosilleriyle ilişkilendirilmişti. Daha sonrasında, daha eski tarihlere ait ilkel taş aletler 2009 yılında Etiyopya’nınDikika bölgesinde bulundu. Bulunan aletlerin üzerinde yıpranmışlık izleri vardı. İzler taşın kemik kırmak ve içerisindeki iliğe ulaşmak için kullanılmış olduğunu düşündürüyordu. Bulgular, insan soyuna ait, şempanzelerden ayrıldıktan sonra ilk et ve kemik iliği tüketiminin de kanıtı olarak alınmıştı.
Şimdi bulunan yeni taş aletler ise, bilim insanlarının bile bulmayı beklemediği kadar eskiye dayanmakta. Şimdiye kadar bulunmuş en eski taş aletler Olduvan (Bulunmuş ilk taş aletleri tanımlamak için kullanılan arkeolojik bir terim) taş aletleriydi ve 2.6 milyon yıl öncesine dayanmaktaydı. Olduvan taş aletlerini ilk yapan türün Australopithecus garhi olduğu düşünülmekle beraber, daha sonrasında Olduvan tekniğinde alet yapımı Homo cinsine ait türlerde de görülmüştür.

HANGİ TÜR TARAFINDAN YAPILDIĞI BİLİNMİYOR
En son bulunan, 3.3 milyon yıl öncesine ait bu kadim bıçakların hangi tür tarafından yapılmış olduğu ise henüz belirlenemedi. Henüz keşfedilmemiş bir Homo türüne ait olabileceği gibi Australopithecus türlerinden birine de ait olabilir. Kazı alanının 1 kilometre yakınında 1999 yılında bulunmuş olan ve 3.3 milyon yıl öncesine ait olduğu belirlenmiş Kenyanthropus platyopsa ait fosil ise bir başka ihtimal olarak göz önünde bulunduruluyor. Fakat ilginçtir ki, evrim bilimciler henüz Kenyanthropus platyopsolarak adlandırdıkları bu türün evrim ağacındaki yerine ve bağlantılarına karar veremedi. Australopithecus cinsine ait bir tür olması da, Hominidae ailesinin bambaşka bir cinsi olması da mümkün.
Bulgu bölgesinin toprağında yapılan karbon izotop analizlerini ve hayvan fosillerini göz önünde bulundurarak bilim insanları, aletlerin kullanılmış olduğu döneme ait bitki örtüsünü tahmin ettiklerinde, ortamın yer yer ağaçlık, yer yer çalılıklarla döşeli bir arazi olduğunu buldular.

HAYATTA KALMAK İÇİN ÜRETİLMİŞ OLABİLİR 
Aletlerin, o dönemde meydana gelmiş bir iklim değişikliği sonucunda hayatta kalmak için üretilmeye başlanıldığı düşünülüyor. Ormanların azaldığı ve daha çok çalılık ve otlarla kaplı olan savana bitki örtüsünün yaygınlaştığı dönemde, yontulmuş taşlar insan atalarına avladıkları hayvanların etlerini bölmekte yardım ederek büyük bir hayatta kalma şansı sağlamış olabilir.
Bilim insanları daha detaylı bilgiler edinmek için mikroskop ve lazer tarama kullanarak, taşların üzerindeki kalıntıları inceliyor ve tam olarak neyi kesmek için kullanılmış olduklarını bulmaya çalışıyor. (Gaia dergi)


    ETİKETLER:

    Afrika

    ,

    Bilim

    ,

    arkeolojik