Dünyanın en ışıltılı elbiseleri

Dünyanın en ışıltılı elbiseleri
Dünyanın en ışıltılı elbiseleri
Rekabetin zirveye çıktığı moda dünyasının majör oyuncuları 2015 İlkbahar/Yaz Haute Couture koleksiyonlarını Paris'te sundu. Dünyanın en lüks, en ışıltılı elbiseleri hayranlık uyandırırken arkasındaki endüstiriyi de ziyadesiyle besliyor.
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Moda dünyası 2015 İlkbahar/Yaz Haute Couture maratonunu tamamladı. Dünyanın en pahalı elbiseleri yine titiz işçilikleri, lüks kumaşları ve pahalı işlemeleriyle Paris’te podyumdaydı. Hatırlayacaksınız, Londra Erkek Giyim Moda Haftası ile eşzamanlı sunum yapan Galliano katkılı Maison Martin Margiela bu sezon takvim dışındaydı. İtalyan tasarımcılar Dolce & Gabbana da ünlü Teatro Alla Scala’dan ilham alan Alta Moda koleksiyonu ile Milano’da takvim dışı bir sunum gerçekleştirdi.

DOLCE & GABBANA

Sihirli dünyanın anahtarı
Haute Couture kıyafetler yüksek terzilikle kişiye özel dikiliyor ve her biri malzemesinden işçiliğine kadar yüksek maliyeti olan bir sürecin ürünü. Bu yüzden de pek çok müzede ve seçkide sergilenmeye değer bulunuyorlar. Efsaneleşen moda anlarının başrol oyuncularından olmanın ilk şartı da bu ışıltılı kıyafetlerden birini giymek.
Mesela Kırmızı Halı’da ikonlaşan isimleri düşünün. Gözünüzde canlanan karelerde bu isimlerin her biri gösterişli elbiselerin içinde adeta birer masal prensesi gibi durmuyor mu? Ya da henüz kariyerinin başındayken Altın Küreler’e girerken canlı yayında elbisesi sorulan Jennifer Lawrance’ı hatırlayın: “Christian Dior Haute Couture. Ne anlama geliyor bilmiyorum, ama söylemek zorundaydım” diyecek kadar içten bir an.

JENNIFER LAWRANCE

Uykusuz geceler, ışıltılı düşler
Bu ay yayımlanan #Tarih dergisine yazdığı bir yazıda Barbaros Şansal’ın da altını çizdiği gibi, moda başkentinin Paris olması tesadüfi bir sonuç değil. 20. yüzyıl başında kurulan La Chambre Syndicale de la Haute Couture, yani daha anlaşılır bir şekilde ifade etmek gerekirse moda couture sendikasına üye olan modaevlerinde çalışan terzilerin saat ücretinden yangın çıkışlarına kadar bu endüstrinin belirleyicisi. Paris’te atölye sahibi olmanın yanı sıra, en az on beş kişilik bir istihdam ve her sezon aksatmaksızın minimum 35 parçalık bir basın sunumu yapmanız gerekiyor, Hukuk bürosunda tescil ettirilen model ve kalıplar da bu sürece dahil.
Bu kadar kesin ve net kuralların belirlediği modaevlerinin sayısı da yıllara göre değişkenlik göstermekte. 2000 yılında 18 olan üye sayısı bugün çok daha az. Yves Saint Laurent’ın vefatı, Ungaro’nun takvimden ayrılması, Versace ve Schiaparelli’nin geri dönmesi, gibi pek çok nedenden dolayı 2015 İlkbahar/Yaz sezonunda defile sayısı (Margiela ve Dolca&Gabbana da dahil) 27’yi buldu.

VERSACE

Bir elbisenin kağıttan hayata geçişinin 800 saati bulduğu bir dünya var önümüzde. Gün içinde giyilebilecek basit bir couture elbise için 10.000 Dolar gibi bir rakamı gözden çıkarmak gerekiyor. Günden geceye bu rakam 60.000’leri bulabiliyor. Limit ise gökyüzü. Elmas işlemeli mi istersiniz ya da yakut düğmeli mi, siz karar verin.

MARION COTILLARD

DIOR

Raf Simons’un Dior için hazırladığı ve David Bowie’den ilham aldığı son couture koleksiyonunda hemen her elbise için 200 saat harcanmış. Bir elbisenin inanılmaz yolculuğuna tanıklık edebildiğiniz videolar sosyal medyada dolanıyor. Şeritlerin tek tek elde işlenmesinden piliselerine kadar gerçek bir serüven. Defilenin hemen ardından Fransız aktris Marion Cotillard’ın Oscar yemeğinde bu elbiseyle görüntülenmesi de tesadüf değil, sadece bir pazarlama aktivitesi…

DIOR 2

CHANEL

Bu özel yapım elbiseleri satış kadar pazarlama aracı olarak kullanan önemli bir marka da Chanel. Hazır giyim, parfüm, aksesuar ve takı gibi tüm rutin(!) işlerinin yanı sıra, ayda en az 15 gelinlik üreten Chanel’in ve elbette Karl Lagerfeld’in vizyonuyla harmanlanan haute couture defilesinde üç boyutlu çiçekli elbiseler kadar, yapımı altı ay süren hareketli podyum da nefes kesici. Lagerfeld’in “En iyisini düşün, gerisini unut!” demesi de sebepsiz değil.

VIKTOR & ROLF

Sezon bol çiçekli ve renkli detaylarla dolu. Hacimleriyle şaşırtan Viktor & Rolf, kadın vücudunun kıvrımlarına methiyeler dizen Atelier Versace, top model Naomi Campbell’ın gelin buketi olarak kapanışını yaptığı Jean Paul Gaultier ve Rus ressam Marc Chagall’ın ilham verdiği Valentino 2015 İlkbahar/Yaz sezonunda adından yoğunlukla bahsettiren modaevleri oldu.

JEAN PAUL GAULTIER

VALENTINO

Yukarıda bahsi geçen couture moda sendikası her ne kadar çalışanları rekabet piyasasının acımasız koşullarından korusa da, bu keskin kurallar olmadan da modanın ışıltılı dünyası var olacaktır elbette. Her kadın kendine özel dikilmiş bir şeyler giymeyi sever. En azından düğününde diye düşünün… İşin olumlu taraflarından biri; Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar gibi Orta Doğu ülkeleri başta olmak üzere Çin ve Rusya’dan da çok fazla talep alan bu koleksiyonlar sayesinde atölyelerde istihdamın da sürüyor olması.

DIOR ATÖLYE

Bu tarz kanunlar işleri yürür kılmak ve endüstriyi sağlam temellere dayandırmak açısından gerekli. En azından şimdilik Paris’teki atölye işçilerinin 94 Kazova işçisi kadar mağdur duruma düşmesi mümkün gözükmüyor. Modaevlerinin ve onların usta tasarımcılarının da özgür düşüncelerini belirttikleri için 50 yıllık emekleri yok sayılarak, tıpkı Yıldırım Mayruk gibi uluslararası projelerden son dakikada apar topar çıkarılmaları söz konusu olmaz.
Neyse ki, bizde de tablo çok da karanlık değil. En azından modayı çok bilen(!) uzman jüri üyelerimiz ve televizyon kanallarındaki moda yarışmalarında defile yapmayı şiar eyleyen moda tasarımcılarımız var.