Dünyayı kadınlar yönetmeli

Dünyayı kadınlar yönetmeli
Dünyayı kadınlar yönetmeli
Yarın akşam İstanbul'da vereceği konser vesilesiyle konuştuğumuz Ladino şarkıcısı Yasmin Levy, sadece Türk şarkılarının olduğu bir albüm yapacağını müjdeliyor.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Ona göre, eğer din diye bir şey olmasaydı, müzik din olurdu. Eğer içinde müzik olmasaydı dünya ölürdü. “Müziksiz bir hayatı hayal etmeye çalışsana” diyor, “bir kuşun bile sesinin olmadığı bir hayatı -ki o da benim için bir müzik- nasıl olurdu?” “Tanrı’nın muhteşem bir hediyesi ve benim kendimi yaşıyor hissettiğim yer” dediği müziğin onun için varoluş ve özgürlük alanı olduğunu anlatıyor Yasmin Levy.

İspanyol flamenkosu, Arjantin tangosu ve Portekiz fadosunu harmanlayan tarzıyla sadece dünyada değil Türkiye ’de de hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi olan Ladino şarkıcısı Levy, yarın akşam İstanbul Kongre Merkezi’nde hayranlarıyla buluşacak. Bu vesileyle konuştuğumuz sanatçı, aslında Türk dinleyicisinin aşina olduğu bir isim. Öyle ki Türkiye’de kaç konser verdiğini tam olarak bilemiyor: “Ama şunu söyleyebilirim, hepsi olağanüstüydü. İzleyici ve ben birbirimizle resmen sevgimizi paylaştık, bölüştük. Bu yüzden Türkiye’den davet aldığımda hep mutlu oluyorum.” Ancak birkaç yıl önce Ankara ’da verdiği bir konserin yeri onda ayrıymış. Dinleyicilerin bütün şarkılarında kendisine kelimesi kelimesine eşlik etmesine inanamadığı geceyi, “Mikrofonu onlara tuttum ve şarkımı söylemelerini dinledim. İnanılmaz bir andı” diye özetliyor.

'Aniden büyüdüm'

Yasmin Levy, ne müziğini ne kendini tanımlamaktan hoşlanıyor. Hatta bir konuya bir tanım getirmenin onu sınıflandırmaya, dolayısıyla da peşinen yargılamaya neden olacağını söylüyor. İnsanların ısrarla ona müziğini tarif ettirmeye çalışmasını anlayamaması da bundan. Levy’ye göre müziği kategorilere ayırmak garip bir davranış çünkü bu iş sadece ve sadece duygu ve hislerle ilgili: “Kişiye, ruhuna dokunur ya da dokunmaz, o kadar.”

‘La Judería’, ‘Mano Suave’, ‘Sentir’ ve ‘Libertad’ gibi hüznün hakim olduğu albümler kaydeden Levy’nin şarkı söyleşinin temelinde ise çocukluk travmaları yatıyor. Babasını bir yaşındayken kaybetti; sekiz yaşına kadar annesi, hem ona hem kardeşlerine gülümsüyor diye hayatın çok güzel olduğunu düşündü. Sekiz yaşında ise bir gece yarısı, tuvalete gitmek için uyandığında annesini ilk kez ağlarken gördü. “Bize gülümsediği yıllar boyunca, aslında yalnız başına ağladığını fark ettim” dediği o gece, aniden büyüyüp olgunlaştığını ve o zamandan bu zamana bütün hüzünleri üzerinde taşıdığını anlatıyor.

Birçokları gibi o da şarkılarda, mutluluktan ziyade hüznün insanları daha iyi anlattığını düşünüyor: “Ayrıca mutluyken kendimi aynı zamanda çok zavallı hissediyorum çünkü derine inemiyor, beste yapamıyorum.” Kendini, hiç de mutsuz bir insan olmadığı halde, hem ritimin hem de sözlerin mutlu olduğu bir şarkıya ait hissedemeyeceğini söyleyip müziğinde seçimlerinin ‘filizlenmeye’ devam ettiğini ve heyecan verici farklı tatlar aramayı sürdürdüğünü de vurguluyor. Kariyerinin başından beri, yeni şeyler denemekten korkmayan Levy’nin de bir de manifestosu var: “Bence herkes korkusuz olmalı!”

'Türk şarkıları kanımda var'

Yahudilikte kadınların şarkı söylemesi yasak. Tanrı’nın onu şarkı söylemesi için yarattığını düşünen Levy, ne mutlu ki bu yasağı deldi. Kadınlara ne yapmaları gerektiğini söyleyen sınırlamalara pek tabii ki karşı: “Bir kere kadın doğurgan bir varlık, hayat onların bedenlerinde yaratılıyor. Bir insanın ulaşabileceği en üst nokta da bu. Onlara nasıl yasak konur?” Kadınlar akıllı, güçlü ve hisli! Ve ben bir kadın olarak dediğini şöyle aktarayım: Dünyayı bizim yönetmemiz gerektiğini düşünüyor. “Ve bence” diyor, “eğer bizi anneler yönetiyor olsaydı, savaş olmazdı.”

Bu arada bir de müjdemiz var. Büyükanne ve büyükbabası İzmirli, babası Manisalı olan Levy, şimdiye kadar pek çok Türkiyeli müzisyenin bestelerini seslendirmişti. Kendini şimdiden sadece Türk şarkılarının olduğu bir albüm kaydederken görebildiğini söylüyor: “Bu şarkılar benim kanımda var. Çok küçük yaşlardan beri dinlediğim bu tınılar kulağımda yer etmiş. Ama tabii bu albümü yaparsam, şarkıları İspanyolca söyleyeceğim.”

Şimdilerdeyse bir DVD projesi ve 40 kişilik bir orkestra tarafından çalınan Arjantin tangoları albümü üzerinde çalışıyor: “Daha önce konserlerimde tango şarkıları söylemiş ve büyük keyif almıştım. Şimdi, o keyfi albüme dökme vakti...”

‘Barışı birlikte yaratalım’

İsrailli olması sebebiyle, sürekli politik sorular sorulan bir isim olan Levy, bu konulara girmeyi hiç istemiyor: “Dinleyiciler senin siyasi fikirlerini, düşüncelerini, görüşlerini öğrenmek, müzisyenliğinin dışındaki o tarafını da görmek istiyor ama ben şöyle düşünüyorum: İnsanlar beni dinliyorsa müziğimi ve beni sevdiği için dinliyor. Sanatçılar ön planda insanlar, tamam ama bu bana, onlara kendi siyasi görüşümü empoze etme hakkı vermez. Bence siyasi değil ama yine de öyle görülebilecek tek mesajım var, onu söyleyeyim: Hadi barış ortamı yaratmaya çalışanlara yardım edelim.”

Yasmin Levy konseri yarın akşam (11 Ocak Cumartesi) 20.30’da İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu’nda.