Dünyayı kurtaran denim

Dünyayı kurtaran denim
Dünyayı kurtaran denim
Denim, Türk modası için önemli bir kategori. Sürekli var olan, yeni teknoloji ve tasarımlarla kendini sürekli yenileyen zamansız bir ürün olduğu için bu kez dünyayı kurtarması gerektiğinin bilinciyle de hareket ediyor. Sektör lideri olduğumuz bu alanda uluslararası markalarımızın girişimleri ve inovatif çalışmaları da önem kazanıyor.
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Ben kendimi bildim bileli denim kumaş konusuna ayrı bir ilgi gösteririm, çünkü en başta kendim jean giyerim; yani Türkçe mealiyle kot pantolon… 60’lı yılların başında tüccar terzi, müteşebbis insan Muhteşem Kot sayesinde güzel dilimize kazandırılan bu tescilli kelimeyi, milletçe bu kumaşı nasıl benimsediğimizin göstergesi olduğu için de ayrıca severim. Üstelik öyle bir benimseme ki, o dönemde pek çok yasaklı kelimeye rağmen 'blucin' olarak 1973 yılında Türk Dil Kurumu sözlüğüne de girmesi tesadüf gelmez bana.
1800’lü yılların ortasında çadır ve branda yapmak üzere kullanılan bir kumaştan evrilip madencilerin üniforması haline gelen, zamanla büyük bir endüstriye dönüşen denim kumaşlar bugün belli bir yaşam kültürünü sembolize ediyor. 21. yüzyılın hızlı tempoyla yaşayan insanının şıklık anlayışını tamamladığı gibi görsel anlamda da güçlü bir imaj yarattığı aşikar. John Wayne’den Marilyn Monroe’ya, James Dean’den Debbie Harry’e, Kate Moss’tan Grace Kelly’e kadar pek çok stil ikonunun terchi olan jean kıyafetleri 'Beverly Hills 90210' dizisinden ya da Britney Spears ve Justin Timberlake ikilisinin 2001 yılında katıldığı Amerikan Müzik Ödülleri töreninden de mutlaka hatırlıyorsunuzdur. Bu stiller nasıl unutulur?
Beverly Hills 90210

Britney Spears ve Justin Timberlake

BİR TAKIM ÖNGÖRÜLER VE TEMENNİLER
Son birkaç sezondur indigo trendiyle birlikte moda haftalarında ve hazır giyim markalarının koleksiyonlarında yeniden yükselişe geçen denim kumaşla ilgili Mavi’nin Tasarım Direktörü Güney Oktar’a “Denim'in (yakın) geleceğine dair öngörüleriniz neler?” diye sordum. “Artık performans denim, aktif spor giyimin kurallarıyla oyuna girdiği için yogadan tutun tüm sokak sporlarına kadar hayatımızın içinde. Hem lüks hem de günlük giyimde rahatlık ve esneklik önemli. Bu nedenle yumuşak, nefes alabilen ve ikinci bir deri hissi uyandıran kumaşlar daha da ön plana çıktı. Özellikle toparlama özelliklerinin inovatif gelişimi denim tutkunlarına hareket özgürlüğünde sınırsızlığı ve fit ve seksi bir görünümü getirdi” yanıtını aldım. Abartısız dünya lideri olduğumuz bu alanda bizden de beklendiği üzere böylesi inovatif gelişmelere tanıklık etmek sevindirici.
Gucci

Stella McCartney

Denim’in bir yaşam stili haline gelmesiyle birlikte işin mutfağında da elbette kimi sıkıntılar söz konusu oluyor zaman zaman. Denim konusunda uzman bir başka moda tasarımcısı Seda Zoroğlu bu durumu şöyle özetliyor: “Denim, herkesin bildiği ama çok da söyleyemediği üzere aslında yoğun kimya kullanan bir sektör. Özellikle tatlı su tüketiminin maksimum olduğu süreçlere de sahip. Ülkemizde yakın geçmişte denim'in önemli aşamalarından biri olan kumlama atölyeleri malesef üzücü vakalar neticesinde kökten kapatıldı. Bu ortamları rehabilite edilip iyileştirme ihtimalleri göz önüne alınmadı. İlk bakışta bir iyileştirme gibi gözükse de Türkiye’nin lideri olduğu denim sektörü adına buna bir gelişme olarak bakmak doğru olmaz. Esas önemli olan, gerekli ar-ge'yi yapacak ve nötralizasyon süreçlerinde kaynak kullanımını denetleyecek birimlerin oluşması. Bu nedenle markaların tüketici nezdinde yaptığı iyi niyetli kampanyaları kayda değer buluyorum.” Haksız sayılmaz.

QUO VADIS? YANİ GİDİŞAT NEREYE?
Tam da bu noktada geçtiğimiz hafta Barselona’da gerçekleşen Denim Premiere Vision ve öncesinde Amsterdam Denim Günleri’nden bahsetmek gerekir. Her iki uluslararası organizasyonda da global denim ve aksesuar üreticileri artık kimyasal kullanmadan, doğal boyama tekniklerini tercih ettiklerini ortaya koydular. Bu oldukça önemli bir gelişme. Yani artık enerji, zaman ve su tasarrufu sağlayarak çevreye duyarlı, sürdürülebilir, yumuşak dokunuşlu, esnek denim ürünlerden bahsediyoruz. Hal böyle olunca, bu fuarlarda aktif olarak yer alan denim üreticimiz Orta Anadolu’nun yetkilileriyle görüştüm ve doğal boyalar kullanarak geliştirdikleri yeni Vegan Denim projesini sordum.

Vegan Denim’in başta doğal indigo, meşe ağacı kabuğu (tanin) olmak üzere doğada bulunan bitkilerden elde edilen kök boya ile endüstriyel seviyede üretimi gerçekleşmiş olan ilk denim koleksiyonu olma özelliğini taşıdığını aktardılar. Vegan Denim’i önemli kılan nokta, daha önce endüstride olmayan bir boyama metodolojisi aslında. İnsanoğlunun yüzyıllardır doğada var olan elementlerden kök boya elde ettiğini varsayarsak, doğal boyaların yeterince canlı görünmemesi, renk yoğunluğunun yeterince zengin olmaması ve renk tonlarının tutarlılık göstermemesi gibi endüstriyel ölçeğe taşınmasındaki sıkıntılar ortadan kalkmış oluyor.
Konunun biraz daha derinine inerek İtalyan kimyasal tekstil madde üreticisi Garmon’la güçlerini birleştirerek tekstil endüstrisinde bir ilke daha imza attıklarını söylediler. Bir sivil toplum kuruluşu olan Clean Production Action (CPA) tarafından geliştirilen GreenScreen® metodolojisiyle tekstilde çok sıklıkla kullanılan zararlı kimyasal maddelerin üretim sürecinden ayıklanması, daha çevreci ve güvenli alternatiflerin kumaş üretiminde tercih edilmesi felsefesine dayanan GreenScreen® for Safer Chemicals (Güvenli kimyasallar için GreenScreen®) projesi hayata geçirilmiş. Bu daha başlangıç elbette.

‘SU’DAN SEBEPLER
Konu açılmışken Orta Anadolu ve Mavi Jeans’in Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) ile ortak projesi Indigo Turtles’tan da bahsetmeden geçmeyelim. Geçtiğimiz sene EKAD’ın nesli tükenmekte olan deniz kaplumbağalarını koruma altına almak için yaptığı çalışmalara destek için başlayan proje bu sene de devam ediyor. Indigo Turtles etiketli tişörtlerinden alan herkes 10 deniz kaplumbağası yavrusunu evlat edinmiş oluyor.

Hazır mevzumuz denizler olunca, bir diğer önemli projeden de kısaca bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Lüks segment denim markası GStar’ın RAW for the Oceans ismini verdiği ve dünyanın dört bir köşesindeki sahillerden toplanan plastiklerin dönüştürülmesiyle oluşturulan koleksiyon, geri dönüştürülmüş okyanus plastiğinden yapılmış ilk denimi bünyesinde barındırıyor. Geri dönüştürülmüş plastik atıktan üretilmiş yüksek performanslı iplikler oluşturma konusunda uzman bir madde üreticisi Bionic Yarn ve okyanusların zarar görmesini engelleyecek projeler yürüten Parley for the Oceans ortaklığında hayata geçen koleksiyonun kreatif direktörlüğünü ve sözcülüğünü ünlü şarkıcı Pharell yürütüyor.

Projenin tanıtım videosunu buradan izleyebilirsiniz: