Duyunca 'kim ki o' diyeceksiniz

Duyunca 'kim ki o' diyeceksiniz
Duyunca 'kim ki o' diyeceksiniz

Berna Göl (önde) ve Ekin Sanaç Çok dertli insanlarız biz, bu dertleri müziğe aktararak kendimize bir baş etme yolu bulabildik diyorlar. FOTOĞRAF: AYLİN GÜNGÖR

Ekin Sanaç ve Berna Göl'den mürekkep 'kim ki o'nun Hollandalı yapım şirketi Enfant Terrible'dan çıkan ilk albümleri 'Dans' piyasada. Kulakta haz bırakan baslı, akılda iz bırakan sözlü şarkılar ve dev kadro hissi yaratan iki güzel insanla, albümü vesile edip tanışma zamanı...
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

‘Serbest kalp düşmesi / iki sebepten olur / birincisi taraflardan birinin aniden çekilmesi / ikincisi, dış etkenlerin hızlıca tepkimeye girerek / katalizör görevi üstlenmesidir / düşmenin ivmesi / yerçekimine bağlı değildir / bu, asıl düşmenin üçüncü sebebidir’ diye sözleri olan şarkılar yazdılar. Kadıköy’ün lodoslu, Beyoğlu ’nun puslu havalarında, drum machine, bas ve vokalle yüreklerimizi ağzımıza getirdiler. Kendi elleriyle albümler yapıp İskandinavya turnesine bile çıktılar. ‘Dans’ adlı albümleri plak formatında raflarda tazeyken
‘kim ki o’ya ‘Kimsiniz’ diye sorduk ama soru işareti koymadık.

Bir söyleşinizde bütün bu seslerin sadece ‘iki kız’dan çıkmasına şaşıran bir dinleyiciniz olduğundan söz etmiştiniz. Peki Türk olduğunuza şaşıran var mı? Sözler Türkçe olsa da kulağıma ısrarla İngilizce gibi geliyor çünkü…
Ekin Sanaç: Bugüne kadar özellikle yabancılardan bu konuda şaşkınlık ifade edenler oldu. Herhalde daha önce buralardan bu tınılarda müzikler duymamalarından ve kafalarında buraya dair bir imaj olmasından kaynaklanıyor. Sözlerin kulağa İngilizce gibi gelmesi enteresan bir durum. Biz aslında şarkı yapmaya ilk başladığımızda yarı şuursuz bir şekilde Türkçe sözleri daha önce duymadığımız tınılarda söyleyerek bir şeyler oluşturmaya başlamıştık ve bu bir nevi işe yaradı. Müziğimizde belirleyici bir yer edindi kendiliğinden.
Berna Göl: Galiba sözlerin dışında ritmlerin drum machine’den alınmasının da payı oldukça büyük. Özellikle başlarda, dört yıl önce, drum machine’e oldukça yabancı bir kitleye çalıyorduk, hatta hâlâ da biraz öyle.

İnsanlar sizi dinlemekten epey hoşlanmış, heyecanlanmış. İyi gelmişsiniz bir sürü kişiye. Bunun böyle olacağını tahmin eder miydiniz?
Ekin S.: Söz konusu ‘kim ki o’ olunca biz pek bir şey tahmin edemiyoruz galiba. İlk günden beri buna yeltenmedik. Hatta ne bekleyeceğimiz konusunda hiçbir fikrimizin olmadığı bir halde yola çıkmıştık. Sadece nasıl bir müzik yapmak istediğimizi bulmaya çalışıyor ve onu yapmaya yoğunlaşıyorduk. Şimdi bunu insanlarla paylaşabiliyor olmak harika bir şey. 

İlk kez bir müzik şirketinden plağınız çıkıyor. Heyecanlı mısınız? Bu size neler kazandırır? Daha mı çok kişiye ulaşırsınız? Albümün içine güzel güzel şeyler çizecek, tasarımıyla da kalbimizi fethedecek misiniz?
Ekin S.: Elbette çok heyecanlıyız. Bugüne kadar bizim gibi kendi kendine şarkılarını kendi basmış ve dağıtımını yapmış bir grup için bu çok heyecan verici bir şey. Düşünsenize hiç tanımadığınız biri, sadece sizin müziğinizi sevdiği için böyle bir girişimde bulunuyor. Ne kadar kişiye ulaşacağını bilmiyoruz ama bu başlı başına büyük bir şey bizim için. Bir de plak formatında olmasının ayrı bir cazibesi var tabii.
Berna G.: Albümün tasarımı konusunda da oldukça titiz davrandığımızı eklemeliyim. Heyecanımızı mümkün olduğunca yansıttık kapağa.
Ekin S.: Kapak klasik bir plak formatında. Biz de sade bir tasarım yaptık. Ön kapaktaki imaj ise yönetmenliğini Merve Kayan ve Zeynep Dadak’ın yaptığı, bizim şarkılarımızla müziklenen ‘Elope’ isimli kısa film/videodan seçtiğimiz bir kare. 

‘kim ki o’ ismi nereden çıktı? İsim imla hatalarına kurban gittikçe üzülmeyecek misiniz?
Berna G.: Ekin’le bundan tam dört yıl önce ilk defa stüdyoya girdiğimizde, Türkçe söylemeye çalışalım dedik. 15 yıllık dinleyicilik hayatımızda üretmeye meyilli olduğumuz müziğin sadece İngilizce örnekleriyle haşır neşir olduğumuzun farkındaydık. Ve Türkçe söylemek oldukça zor geldi, dilin yapısıyla ilgili bir şey tabii ki. Biz de cümlelerden çok kelimeleri kullanalım, kesik kesik, kısa kısa ve bol tekrarlı yapalım derken ilk kullandığımız kelimeler ‘kim ki o’ oldu. Bizim için hem kast ettiği hem de ortaya çıkışı anlamlıydı.
Ekin S.: Tam karar anı da çok güzeldi aslında. Pek sevdiğimiz arkadaşlarımızın plakçısında, Deform Müzik’teydik. Onlara ilk yaptığımız kayıtları falan dinletiyorduk. ‘kim ki o’yu grup ismi olarak kullanmak orada muhabbet ederken aklımıza gelmişti. Onlar da bu fikri sevmişlerdi, böylece kararı verdik. İsim imla hatalarına sürekli kurban gidiyor. Hatta ilk bir sene boyunca her yerde sonunda soru işaretiyle kullanılmıştı. İmla hatalarını mümkün olduğunca düzelttiriyor, olmuyorsa da sağlık olsun diyoruz. 

Yaptığınız müziğe ne diyelim? Synth pop, elektronik, ambient, hepsi, başka bir şey?
Berna G.: En çok synth pop deniyor. Dark wave yakıştırması yapılmıştı ve o da hoşumuza gitti. Biraz lo-fi olduğunu belirttiğimiz sürece sadece pop olduğunu da söyleyebiliriz tabii ki.
Ekin S.: Bana sorduklarında doğrudan tür söylemek yerine kullandığımız enstrümanları anlatmaya başlıyorum. Ama bu sayılanlar da olabilir. 

Şarkıların sözleri, isimleri nefis. Ne dinler, ne okur, neyle ilgilenirsiniz?
Berna G.: Teşekkür ederiz! İkimiz de müzik dışında tam zamanlı işlerde çalıştığımız için, sanırım sözlerimiz, okuduklarımız ve izlediklerimizden çok yaşadıklarımızla şekilleniyor demek daha doğru. Belki de sözlerin basitliği de kısmen bundan kaynaklanıyor. Onun dışında benim mimarlıkta doktora olarak devam eden, Ekin’in de birkaç sene önce şehir ve bölge planlamada bitmiş üniversite hayatının getirdikleri özellikle yaşadığımız yerle ilgili çelişkileri sürekli gözümüze sokuyor sanki ve bu da olduğu gibi sözlerimize yansıyor.
Ekin S.: Çok teşekkürler! Çok fazla şey dinliyor, izliyor, okuyoruz. Onları saymak çok zor olur şu an ama ortak noktalardan bahsetmek gerekirse bizim gibi meseleleri olan şeylere ilgi duyuyoruz diyebiliriz. Suya sabuna dokunmayan, laylaylom şeyler bizi çekmiyor çünkü hayat öyle bir şey değil; biraz buhranlı, karanlık ve hatta biraz dramatik olmalı. Örneğin söz konusu müzikse en az tınılar kadar tavır da önemli. Tuhaf bir yerde yaşıyoruz. Birçok şeyin farkındayız. Kayıtsız kalmıyoruz. Şarkı sözlerimizi şekillendiren çok fazla meselemiz var bizim. Müzik yapmazken de bunlar hakkında saatlerce konuşmak sevdiğimiz bir şey. Çok dertli insanlarız biz, bu dertleri müziğe aktararak kendimize bir baş etme yolu bulabildik diyebiliriz. Neyse ki.


    ETİKETLER:

    Beyoğlu