Eğlencenin en sade hali

Eğlencenin en sade hali
Eğlencenin en sade hali
13 Eylül akşamı İstanbul belki de en sakin ve en eğlenceli konserlerden birine tanık oldu. Avustralyalı şarkıcı Lenka, Küçükçiftlik Park'ta oldukça sade fakat kolay kolay unutamayacağımız bir performans sergiledi.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

13 Eylül akşamı İstanbul belki de en sakin ve en eğlenceli konserlerden birine tanık oldu. Avustralyalı şarkıcı Lenka, Küçükçiftlik Park’ta oldukça sade fakat kolay kolay unutamayacağımız bir performans sergiledi.

Geçen yıl bu zamanlar İstanbul’da izleme fırsatı yakaladığım Leonard Cohen konseri çıkışında bir daha bu kadar sakin başka bir konser izleyemeyeceğime neredeyse eminim. Ta ki cuma gecesi sahnede Lenka’yı görene kadar... Bir trompet, bir gitar ve bir klavye eşliğinde sahneye çıkan Lenka yeni albümü ‘Shadows’u bizlere tanıtırken ilk iki albümünden şarkılar söylemeyi de ihmal etmedi.

Konserin yapılacağı Küçükçiftlik Park’a erkenden gitmiş olanlar çok şanslıydı. Çünkü Lenka’nın öncesinde sahneye çıkan Uninvited Jazz Band ve Gypsy Swing Family en az Lenka kadar muhteşem performanslar ortaya koydu. Aslında Uninvited Jazz Band’e çok da yabancı değiliz. İstiklal Caddesi’ni sık kullananlar kontrbasları, trompetleri, cümbüşleri ve gitarlarıyla mutlaka fark etmiştir bu gençleri. Swing dansı eşliğinde yaptıkları performans çimlerin üzerinde oturan insanları ayağa kaldırmaya yetti. İkinci şarkılarının sonunda neredeyse tüm çiftler ve arkadaş grupları dans ediyordu. Uninvited Jazz Band’in arkasından sahneye çıkan Gypsy Swing Family hiç hız keseceğe benzemiyordu. Söyledikleri eğlenceli şarkılarla bir saniye oturmamıza izin vermedi.

Saatler 22.00 olduğunda ise Lenka üzerindeki turkuaz elbisesi ve başındaki gülleriyle sahnedeydi. İlk şarkısını söyleyip bizleri selamladıktan sonra normal bir konser izlemeyeceğimizi fark etmiş vaziyetteydik. Lenka öylesine duru ve öylesine sakindi ki konserden çok arkadaşlar arasında ufak bir parti veriyormuşuz hissine kaptırdı bizleri. En önemli şarkılarından biri olan ‘Trouble is a Friend’i söylerken tüm konser alanı onunla beraber sallanıyor ve şarkıya eşlik ediyordu. Bir de bu şarkının sonunda kırık bir Türkçe ile ‘Sizi seviyorum’ deyince sahnenin önünden dev bir çığlık koptu. Hiçbir dans şovuna, ışık oyununa ve ‘Are you ready İstanbul!’ çığlığına ihtiyaç duymadan sahnesine devam eden Lenka bir ara elini hayranlarına uzatınca kendini tekrar sahneye atabilmek için çabalamak zorunda kaldı. Bu kadar sevimli sanatçılar bu tip hareketlerden uzak durmalılar sanırım.

Konserin en ilginç özelliklerinden birisi şarkılar değişse de hissiyatın değişmemesiydi. Lenka tüm şarkılarını öyle keyifli söylüyordu ki şarkıların temposu değişse de insanlar sadece eğleniyordu. Hatta Lenka’nın çocuk hayranlarının bazıları öyle eğlendi ve öyle yoruldu ki gecenin sonuna doğru babalarının kucaklarında uyuyorlardı.

Hiç kesintisiz dans edilen bir saatlik performansın sonunda Lenka son şarkısını söyleyeceğini duyurduğunda tüm neşemiz bir anda kaçmıştı. Trompetçisinin bir eli trompetinde bir elinde klavyesinde eşlik ettiği ‘The Show’dan sonra kulise giden Lenka, bis için geri döndüğünde bizlere bir sürpriz hazırlamıştı. Sahneye bir trompetçi olan babasını çağıran sanatçı son üç şarkısını babasıyla birlikte çalıp söyledi. Manidar bir şekilde babasının kendisini beş yaşındayken götürdüğü bir caz festivalinden sonra sürekli olarak söylediği şarkıyı babasının eşliğinde söyleyen Lenka hepimize unutulmaz bir gece yaşattı şüphesiz.

Çok eğlendirip çok duru olan büyük konserler pek azdır. Ve cuma gecesi onlardan birini yaşadık. Lenka, Gypsy Swing Family ve Uninvited Jazz Band, bize tadına doyamadığımız bir gece yaşattı. Var olsunlar.