Ekşi Portakal!

Bu yıl 39.'su gerçekleştirilen Antalya Altın Portakal Film Festivali, 1 Ekim itibarıyla başladı. Neredeyse her yıl bir skandala sahne olan Festival bu yıl...

Bu yıl 39.'su gerçekleştirilen Antalya Altın Portakal Film Festivali, 1 Ekim itibarıyla başladı. Neredeyse her yıl bir skandala sahne olan Festival bu yıl, parasal engeller nedeniyle sadece yedi filmin Festival'e katılıyor olmasının yarattığı şaşkınlık, organizasyon bozukluğu ve 'itibar kaybı' tartışmalarının gölgesi altında başladı. Bu yılki ana teması
'Kültürlerin Buluşması' olarak belirlenen Festival için genel kanı 'sönük' olduğu yönündeydi.
Karma topluluk
Resmi açılışı Salı günü yapılan Altın Portakal, birçok davetli için aslında 30 Eylül günü başladı. Agâh Özgüç, Aykut Oray, Cihat Tamer, Fikret Hakan, Göksel Kortay, İsmet Özhan, Meral Oğuz, Mine Soley, Murat Soydan, Nur Sürer, Efkan Efekan Orhan Aksoy, Serra Yılmaz, Yalçın Gülhan, Vahe Kılıçaslan vs. gibi, sinema ve/veya televizyon ile bir şekilde ilişkisi olmuş/olan isimlerden oluşan karma bir topluluk, 30 Eylül günü
İstanbul'dan Antalya'ya uçtu. Davetlileri Antalya'da 'tecavüzcü' Coşkun (Coşkun Göğen), Tarık Tarcan ve Cahit Berkay karşıladı. Aynı akşam, Festival'in sponsorlarından Dorint Plaza Lares Antalya Oteli'nde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul tarafından bir hoş geldin kokteyli düzenlendi.
'Vefasızlar' nerede?
Tabii esas 'curcuna' ertesi gün yaşandı. Önce Soder, Çasod, OyuncuBir, SineSen, Türk Sinema Vakfı, FilmYön, Sesam ve Fiyap gibi sinema kuruluşları, Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk anıtına çelenk koydular, Hayati Hamzaoğlu ve Antalya Festivali'nin kurucusu ve isim babası Behlül Dal'ın mezarları ziyaret edildi ve sonra nihayet sıra halkın merakla beklediği geçit törenine geldi. Neyse ki geleneksel festival korteji hayli coşkulu geçti. Kortejde Yeşilçam ve kortejin demirbaşlarından Cüneyt Arkın'ın olmayışı herkesin dikkatini çekti. En çok ilgiyi ise Hülya Koçyiğit ve Selda Alkor gördü. Televizyon dünyasından tanınmış simalara sinemacılara oranla daha fazla tezahürat yapıldığı gözlemlendi. Bu arada halk, kortejde boy gösteren ünlüler için 'vefalılar' yorumunu yaparken, göremedikleri mühim şahsiyetleri de otomatik olarak 'vefasız' kategorisine ittiler. Eh ne diyelim, geçmiş olsun Cüneyt Arkın, Memoli ve daha niceleri...
Kortej sonrası Cam Piramit yanında vatandaş ve sanatçıları buluşturmak için düzenlenen kokteyl de pek coşkulu geçmedi.
Bu olumsuzluklar ve Festival Komitesi'nin organizasyonda daha baştan çuvallamış olması (kısa metraj filmiyle Festival'de yarışan ve Jüri Özel Ödülü'nü kazandığını ancak babasının komşusundan duyabilen yönetmen Belmin Söylemez örneğinde olduğu gibi) keyifleri iyice kaçırdı...