Elektronik Türk müziği olur mu?

Başlıktaki soruya hemen yanıt vereyim: Kimin yaptığına bağlı. Zira Can ve Richard'la yaptığımız görüşmede dinlediğim parça, klasik bir 'doğu batı sentezi elektronik müzik' vakasına benzemiyor.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Başlıktaki soruya hemen yanıt vereyim: Kimin yaptığına bağlı. Zira Can ve Richard'la yaptığımız görüşmede dinlediğim parça, klasik bir 'doğu batı sentezi elektronik müzik' vakasına benzemiyor. Kimdir bunlar diye sorarsanız, anlatayım. DJ Yakuza (Can Utkan) ve Richard Hammer. Richard'la ilgili hatırladığım (ilk ismiyle hitap etmemin nedeni eskiden beri izliyor olmam, yoksa röportajda tanıştık) en eski görüntü lise zamanı ilk gece sortilerimden birinde Star 88'in (eskiden böyle bir yer vardı) sahnesindeki hali. Bulutsuzluk Özlemi'yle birlikte saksofon çalıyordu. Davulda Filip (Sümbülkaya), Basta Demirhan (Baylan), gitarda Akın (Eldes) ve tabii Nejat (Yavaşoğulları)... Richard neden Türkiye'deydi? Bu soruya "Bir kadın..." diye net bir yanıt verdi. Ötesini de sormadım zaten. Richard'ın sonraki grubu Funk Doctors'dı. Funk'ı bitirmiş bir gruptu. O dönemde Beyoğlu'nda şimdiki James Joyce Irish Pub'ın yerinde Yaga vardı ve eğlenceli bir yerdi (ne müdavimlerin ne de müziğin şimdiki Yaga'yla uzaktan yakından ilgisi yoktur...) Richard'ın daha çok projesi var ama en altı çizilesi olanları saydım.
DJ Yakuza'ya gelirsek o bu ortamlarda Richard'a göre daha yeni. 90'ların ortasında ailevi iş güç meseleleri yüzünden büyüdüğü Japonya'dan Türkiye'ye geldi. Kendi deyimiyle bir-iki sene başka yerlerde çalıştı sonra Oxi-Gen'de süper groovy jazzy setleriyle hemen dikkat çekti (halen hafta içi her gün 19.00-20.00 arası 95.9'da kendisi). İlk kez geçen yıl Jazzistance isimli DJ ve caz müzisyenlerinin bir araya geldiği grupta birlikte çalan ikili şimdi Türk müziğini ve ritimlerini caz ve elektronik müzikle harmanladıkları yeni bir proje üzerinde çalışıyor. Projenin ilk meyvesi ise DJ Eastender tarafından hazırlanan bir derleme albüm olan Orientation 2'ye girmeyi başardı.
Parçanın ismi İstanbul 1:26 pm. Nedir hikâyesi?

  • Can: Tünel'de çok güzel manzarası olan
    bir stüdyoda kaydettik. Bitirdiğimizde saat sabaha karşı 01:26'ydı. Biz de ismi öyle olsun dedik.
    Peki derlemeye katılma hikayeniz nedir?
  • C: Bu kayıttan bir hafta sonra Babylon'a Future Sound of Jazz konseri için gelen Michael Rütten parçayı çok beğenmiş ve radyo programında çalmak için istemişti. DJ Eastender da radyoda dinleyip çok beğenmiş ve hazırlayacağı derlemeye koymaya karar vermiş. Haber bize ulaşınca Murat Uncuoğlu'yla bir kere daha üzerinden geçtik ve parçayı verdik. Albüm Ekim ayının sonunda Avrupa'da ve Türkiye'de piyasaya çıkacak.
    Sizi sadece yabancı albümlerden takip etmeyeceğiz herhalde...
  • Richard: Aslında 12-13 parça yapalım da bir albüm çıkaralım diye düşünmedik. Bu zamanla düşünülecek bir şey. Şimdi çalışıyoruz, kayıtlar yapıyoruz. Parçaları yaparken sample'lar yanında enstrümanları canlı kullanmaya özen gösteriyoruz. Birlikte çalışmaya başladığımız müzisyenler var. Biz onları dinlemekten hoşlanıyoruz onlar da bizi.
    Kimler var?
  • R: Mesela Cem Yıldız diye bir bağlama sanatçısı var. Çok farklı tınılar elde ediyor. Ud da çalıyor ama çok özel bir tarzı var. Sitara benzer sesler çıkarıyor.
    C: Biz parçaları hazırlayıp onlara veriyoruz, onlar üzerine çalışıp bize veriyorlar. Herkes kendinden bir şeyler katıyor böylece.
    Yakında bir performansınız var mı?
  • C: Bu kış çalacağız Richard ile. 31 Ekim'de Babylon'dayız (Radio Oxi-Gen Groovology). Başka performanslar da olacak. Ama aslında daha 'live' çalışmalara başlamadık. Stüdyo çalışmalarına ağırlık veriyoruz, böyle bir projeyi canlı olarak sunmak için erken galiba. Tamamlandığında her şeyiyle hazır olsun istiyoruz o zaman bir de grup olacak.
    Yapacak yeni bir şey bulunur
    Birbirinizi nasıl buldunuz?
  • C: Oxi-Gen'de tanıştık. Hem müziğe bakışımız hem de düşünce tarzımız çok uyuşuyordu. Jazzistance'tan sonra birlikte bir süredir aklımızda olan bir konsepti hayat geçirmeye karar verdik.
    Nedir bu konsept?
  • C: Hem Türk müziğini, hem elektronik müziği hem de cazı bir şekilde harmanlamaya çalışmak. Bu amaçla stüdyoya girip deneme yanılma yöntemiyle çalışmaya başladık.
    Tam da bu konsept üzerine yoğunlaşan çok sayıda grup ya da DJ var dünyada. Sizin de yer aldığınız Orientation 2'de de mesela Badmarsh & Shri, Nitin Sawhney gibi ya da dZihan & Kamien gibi isimler var. Sizin farkınız nedir?
  • C: İlk iki isim Hint asıllı müzisyenler, Asian Underground diye adlandırılan bir tarzın içindeler. Hint müziği ile elektronik müziği birleştiriyorlar. Bir şekilde kendi yaşadıkları neyse onu aktarıyorlar. dZihan & Kamien'e belki daha yakınız. Biz Türk müziğini kullanıyoruz, halk müziğini ya da Türk sanat müziğini, farkımız bu.
    Batıdaki dinleyici bu ayrımı çok iyi yapabilecek mi?
  • C: Ben böyle bir tehlike görmüyorum. Bizim yaptığımız işi dinleyecek insanların zaten bir müzik kültürü var diye düşünüyorum.
    Her şey yapıldı bitti yapacak bir şey yok artık duygusuna kapılıyor musunuz hiç?
  • C: Bana göre müzik her yıl kendini yeniliyor. Hep yapılmamış bir şeyler bulunuyor.
    Yeni trendler mi çıkıyor yani?
  • C: Onun gibi bir şey. Mesela ben iki yıl önce Gotan Project'i ilk dinlediğimde çok yeni bir şeydi. Yapılmamış bir şeydi. Onlar da yapılmamış bir şeyi iyi yapıp sundukları için çok başarılı oldular. (Buraya bir parantez açalım. Yakuza'nın sözünü ettiği Gotan Project şarkıları şimdi neredeyse Beyoğlu Milli Marşı statüsüne ulaştı, telif ödeniyor mu bilmiyorum ama parçaları reklam müziği olarak kullanılıyor hâlâ, yani gerçekten bir hayli tüketildi ülkemizde).
    Elektronik müzik piyasasını nasıl buluyorsunuz? Türkiye'den birinin şansı nedir?
  • C: Dünyada çok kapalı, içine girmesi zor bir piyasa. Türkiye'den girmek daha da zor. Mesela bugün Murat Uncuoğlu gibi bir DJ İngiltere'de doğsaydı çok ünlü olabilirdi. Amalgamation of Soundz'dan Jean-Claude'la (Thompson) ara sıra konuşuyorum. Birinin buraya sesini duyurması için 'şu an yapılanların çok üzerinde bir şeyler yapmalısınız' diyor.
    Richard'ın Türkiye maceraları...
    Türkiye'ye geldiniz, iyi güzel de Bulutsuzluk Özlemi'ne nasıl girdiniz zamanında?
  • Richard: Nejat'la çalışmamız ilginçtir. Yeni gelmiştim Türkiye'ye. Herhalde 1989 filan. Karşıda Fenerbahçe sahilinde müzisyen arkadaşlarımla takılıyoruz, müzik yapıyoruz. Derken bir kız üzerime içki attı, bizi beğenmediler herhalde. Bizi kovuyorlar yani oradan itiş kakış. O sırada Nejat oradan geçiyormuş. Bir saksofoncuya ihtiyacımız var dedi. Öyle çalışmaya başladık. Çok acayip anılarımız vardır birlikte.