Eleştireyim derken klişeye saplanmak

Eleştireyim derken klişeye saplanmak
Eleştireyim derken klişeye saplanmak
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Önce bir tespit ve rica: Eyy tiyatro kumpanyaları! Ekip olarak toplaşıp beraber oyun yazmayın, olmuyor. O sizin aranızda çok komik bulduğunuz espriler, provalarda çok orijinal sanıp metne eklediğiniz doğaçlamalardan çıkma parçalar klişelerle dolu , tutar yanı, özgün bir sesi olmayan yamalı bohça gibi işler şeklinde sahneye kurban edilip karşımıza seriliyor, emeğe yazık.
Tiyatro BeReZe’nin ‘Kırmızı Ayakkabılı Kadınlar’ı böyle bir kurban. Oyunu tamamı kadınlardan oluşan kast beraber yazmış. ‘Kırmızı Ayakkabılı Kız ’ diye bir masaldan yola çıkıp kadınlık hallerine dair klişeleri ve kendi hayatlarından parçaları da işin içine katarak. Regl kutlaması, evde çay-kek günü, taciz gibi kadınlık meselelerine dair episodlardan oluşan metnin düştüğü ana tuzak, eleştireyim derken kadınlığa dair tüm klişeleri kullanarak onların içinde boğulması.
Seçtikleri grotesk, soyutlamacı oyunculuk dili abartılı, zorlama, hatta zaman zaman rahatsız edici. Kendilerine ait olduğu belli olan çocukluk hikâyeleri vs. ilginç değil, yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi kendilerine ilginç geliyor olabilir ama doğru düzgün bir dramaturjik çalışmayla o yola çıktıkları masal çerçevesine filan oturtulmadan kullanıldığı için yama gibi duruyor. Oyunun tek özgün, izlenir ve başarılı yanı, özellikle sonlardaki mizansen fikirleri ki bunlar da bu ‘kadın’ oyununun ekibindeki ender erkeklerden yönetmen Erkan Uyanıksoy’dan çıkma olmalı.
‘Kırmızı Ayakkabılı Kadınlar’ bir grup kadın oyuncunun kadınlığa dair temel meseleleri, çok iddialı olmadan ilginç bir üslupla, özgün bir biçimde anlattıklarını sandıkları, aslında eleştirmeye çalıştığı klişelerin tüm tuzaklarına düşen, kesinlikle olmasa da olurmuş bir oyun. İşte diyorum, ekipçe gaza gelip oyun yazmayın!


    ETİKETLER:

    Oyun

    ,

    Çay

    ,

    Kız

    ,

    Kadın

    ,

    Komik

    ,

    Kırmızı

    ,

    Kurban

    ,

    zaman

    ,

    dolu