Elmasa bulaşan kan bilgisayara da sıçradı!

Elmasa bulaşan kan bilgisayara da sıçradı!
Elmasa bulaşan kan bilgisayara da sıçradı!

İnsanları evinden, ailesinden, hatta hayatından eden bu savaş ?Kanlı Elmas? adlı filme de konu olmuştu.

WASHINGTON - Başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Jennifer Connelly’nin yer aldığı Hollywood filmi ‘Kanlı Elmas’, 2006’da vizyona girdiğinde, üstüne birer ufak parlak taş kondurulmuş yüzüklerle süslü narin parmaklarda minik bir titreme olmuştu. Film, elmas piyasasının varlığının; bu değerli madenin doğal olarak bulunduğu bazı Afrika ülkelerindeki insanların evlerinden, ailelerinden, kol ve bacaklarından ya da tamamen hayatlarından olmalarına bağlı olduğuna dikkat çekiyordu. Kısaca ‘elmas savaşları’nın çocukların da katıldığı bol kanlı bir modern zaman gerçeği olduğunu hatırlatıyordu. Filmi tekrar akıllara düşüren, Time dergisi oldu. Elizabeth Dias imzalı haber, ‘Kanlı Elmas’tan sonra, şimdi de ‘kanlı bilgisayarlar’ dönemine girdiğimizi öne sürüyor.
Dias, haberinde elmasların kaynağı ve yaşanan şiddete dikkat çeken kâr amacı gütmeyen Global Witness adlı organizasyonun raporuna dikkat çekiyor. Buna göre, çokuluslu firmaların yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılan bazı değerli madenler için yürüttüğü ticaret, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki dehşetli iç savaşı besliyor. Suçlanan firmalarsa Global Witness’ı kaotik bir yerdeki karmaşık ekonomik süreci basite indirgemekle suçluyor. 

Laptop ve MP3 çaların temel ihtiyacı
Ülkenin doğusudaki Kuzey ve Batı Kivu kasiterit, volframit, koltan ve altın madenleriyle dolu. Bu madenler ampul, MP3 çalar, dizüstü bilgisayar, PlayStation gibi cihazların olmazsa olmazları. 12 yıldan uzun süredir, bu değerli kaynakların kontrolü bölgede çeşitli taraflar arasında silahlı çatışma nedeni. Raporda, bu minerallerin arzının savaşan taraflardan aracılara oradan da uluslararası alıcılara nasıl uzandığı takip ediliyor. Metaller elektronik firmalarına ulaştığında, ortalama yedi kez el değiştirmiş oluyor. Bu da malın net bir arz zinciri olmaması demek.
Bir kullanıcı titreşimli bir cep telefonu aldığında, o titremeyi sağlayan volframit madeninin elde edilmesi için Kongo’da korkunç bir savaşın sürdüğünü doğal olarak bilemiyor. Ancak 1996’dan beri süren çatışmalarda bugüne kadar 5 milyon insanın öldüğü biliniyor. Raporda Güney Kivu’daki madencilerden birinin şu sözlerine yer veriliyor: “Biz onların eti, hayvanıyız. Hiçbir şey söylemeye hakkımız yok!”
Global Witness’a göre, Kongo ordusu ve isyancı grup FDLR yıllardır karşı taraflarda savaşsa da madenler söz konusu olunca kimi zaman birbirlerine kara ve havayolu desteği veriyor, hatta ganimet paylaşıyorlar. Bir hükümet yetkilisi ihraç edilen altının en az yüzde 90’ının deklare edilmediğini belirtiyor. 

Devlerin faaliyeti yasal ama ilgisi eksik
Mineral, metal ve teknoloji sektörlerinden yaklaşık 240 şirketin işin içinde olduğunu anlatan çalışma, özellikle dört ana Avrupa ve Asya firmasına öne çıkıyor: Taylandlı Smelting and Refining Corp. (Sahibi İngiliz AMC), İngiliz Afrimex, Belçikalı Trademet ve Traxys. Rapor üretim zincirindeki diğer firmaların rolüne de dikkat çekiyor ki aralarında dünya devi şirketler var. Bu firmaların faaliyetleri yasal ama Global Witness, mal tedariğinin her aşamasında titiz davranmamaları nedeniyle eleştirisini sürdürüyor. 
AMC, “Rapordaki hata ve ihmallerin sayısı bizi hayal kırıklığına uğrattı. Tüm gerçekler dengeli bir şekilde sunulmalıydı” diyerek suçlamaları kesin bir dille reddediyor. Traxys’in CEO’su Mark Kristoff ise firmalarının Kongo’yla ticareti Mayıs 2009’da askıya aldığını belirterek diğer firmalar, hükümetler ve BM ile birlikte daha temiz bir yol bulunana kadar duracaklarını, şirketlerinin 50 milyon dolarlık ticaretinin Kongo’daki payının yüzde 1 olduğunu söylüyor.
Afrimex de Kongo’dan son gemisinin 2008 Eylül’de çıktığını, o zamandan beri de tüm transferlerin durduğunu belirtiyor ve şirketlerinin geçmişteki mineral ticaretiyle silahlı gruplar arasındaki ilişkinin tamamen temelsiz olduğunu belirtiyor. (Time)