En büyük hayalim Kapalıçarşı'da da Louis Vuitton görmek

En büyük hayalim  Kapalıçarşı'da da Louis Vuitton görmek
En büyük hayalim  Kapalıçarşı'da da Louis Vuitton görmek
Alışveriş merkezlerinin efendisi olarak anılan Avi Alkaş , Kapalıçarşı esnafının turistlere 'yolunacak kaz' gibi davranarak, ekonomiyi olumsuz etkilediğini söylüyor
Haber: KAĞAN GÖKALP / Arşivi

Avi Alkaş’ı aradığımda Libya’da Trablus’taydı. “Ne işiniz var Trablus’ta?” dedim. “Alışveriş merkezi yapıyoruz. 55 bin metrekare büyüklüğünde” diye cevap verdi. Türkiye ’nin organize perakendesine yön veren, Türk markalarının önünü açan, fason cenneti Türkiye’nin kendi markaları ile bilinmesine öncülük eden Alkaş, Türkiye için yaptıklarını şimdi Libya, Suriye ve Kuzey Irak için yapıyor. 40 bin -60 bin metrekare arasında değişen alışveriş merkezlerinin konsept planlamasından, mağaza karmasına ve danışmanlığına kadar birçok alanda hizmet veriyor. Bu ülkelere giderken yanında L.C Waikiki’sinden, Koton’una, Colins’ine birçok Türk markasını da götürüyor. L.C. Waikiki’nin cirosu bugün 1.3 milyar dolara ulaşmışsa, Colin’s Rusya’da 450 mağaza açtıysa, bu süreçte “Alışveriş merkezlerinin efendisi” olarak bilinen Alkaş’ın payı ve emeği çok büyük. Avi Alkaş ile organize perakendeden, sigara yasağının avm’lere etkilerinden, Türk markalarına birçok konuda sohbet ettik.

Danışmanlığını yaptığınız alışveriş merkezlerinin hepsi iş yapıyor. Akmerkez ile isminiz duyuldu, son projelerinizden en bilineni İstinyepark, Ankara ’da Panora iyi gidiyor. Nedir bu işte başarının sırrı?
O kadar çok faktör var ki…Bizim en büyük özelliğimiz yeniliklere açık olmamız. Tüm avm’lerde market varken, İstinyepark’ta İstinye pazarını yarattık. Alışverişe deneyimsel, nostaljik unsurlar kattık. Herkes bu pazarı çok sevdi. Alışveriş merkezlerinin modern yüzünün yanına, İstanbul ’un kaybolmaya yüz tutmuş nostaljik, deneyimsel alışveriş ruhunu kattık. Bir de biz alışverişin mimari planlama sürecinde de fikrimizi söylüyoruz, yatırımcıyı yönlendiriyoruz. İstinyepark projesinde örneğin Zafer Kurşun ve Zafer Yıldırım ve mimarlarla birlikte onlarca ülkeye gittik, başarılı ve başarısız yüzlerce avm’yi inceledik.

İstinyepark niye bu kadar tuttu?
İstinyepark’a İstanbul’daki tüm caddelerin ruhunu kattık. Her bütçeye, her zevke hitap ediyor. Orada Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi de var, Bağdat Caddesi de var, İstiklal Caddesi de var. Bir de büyüklük önemli artık. Büyük avm’lerin iş yapma şansı daha çok. En az 55 bin -60 bin metrekare olması şart. İstinyepark 87 bin Forum İstanbul 170 bin metrekare. Çamlıca’da açılacak Emaar’a ait proje 120 bin metrekare olacak.

Türkiye yabancı markaların akınına uğruyor. Zara eskiden beri vardı, C & A geldi, son olarak H&M geldi. Türk markaları ciroları milyar euro’lar ile ifade edilen bu markalar ile rekabet edebiliyor mu? Hem de nasıl. Bu konu ile ilgili tek bir söz söyleyeceğim: Eskiden yabancı markaların yanında yer isteyen markalar, artık L.C. Waikiki’nin yanında yer istiyor. Çünkü L.C. Waikiki’nin olduğu yer müşteri trafiği ve daha çok ciro demek. L.C. Waikiki, Colin’s gibi markaları yurtdışında gittiğim her yere gözüm kapalı götürürüm, çünkü biliyorum ki rekabet güçleri çok yüksek ve gittikleri yerlerde de iyi cirolar yapıyorlar zaten. Mado’nun Uzakdoğu yatırımına inandığımız için Jones Lang Lasalle’nin Asya-Pasifik ofisinden destek veriyoruz. Avrupa ve Uzakdoğu’ya açılmanın Türk markalarının zincirleşmesine katkısı oldu.

Ortadoğu’da da birçok Türk markası var artık. Cirolar nasıl?
İşlerini iyi yapmalarının yanında, Ortadoğu’dan Türkiye’ye gelen turistlerin markalarımızı tanıyıp, ülkelerine dönünce de markalarımızın sadık birer müşterisi olmaları önemli bir etken. Bir de Türk dizilerinin etkisi yadsınamaz. Suriye’de Ezel’de ne olduğunu soruyorlar bize.

Sigara yasağının avm’lere ne derece etkisi oldu?
İlk başta çok etkilendiler tabii ama şu an eskisinden daha iyi durumdalar. Yeni projelerimizde açık alanlara daha çok yer ayırıyoruz. Restoran ve cafe’leri açık alanlara yerleştiriyoruz. Danışmanı olduğumuz kapalı avm’lerde açık alanlara daha çok yer verebilecek şekilde projeleri yeniden gözden geçiriyoruz.

Ülkemize gelen turistler en çok taksiciler ve de Kapalıçarşı esnafından çekiyor. Etiket yasasına rağmen Kapalıçarşı’da ürünlerin üzerinde hâlâ etiket yok. Bu hem turizmi hem de alışverişi olumsuz etkilemiyor mu? Etkin bir denetim mekanizması oluşturulamaz mı? Tüketiciler seyahat esnasında daha çok alışveriş yapıyorlar. Bu psikolojik bir durum. Ancak avm dışındaki mekanlarda, özellikle de Kapalıçarşı’da belirtmiş olduğunuz sebeplerden ötürü kötü alışveriş tecrübeleri yaşıyorlar. Ülkemizde belli çevrelerde turiste yolunacak kaz muamelesi yapılıyor. Etiket yasasının etkin bir şekilde uygulanması gerek, bir de hanutçuluk turizmimize çok büyük zarar veriyor. İkisinin de önüne geçmemiz şart.

Dünya jüri üyeliğinizden bahseder misiniz?
6 yıldır Avrupa’da yılın alışveriş merkezini seçen 6 hakemden biriyim. Geçen sene de dünya jürisine davet edildim. 8 yıldır Avrupa Alışveriş Merkezleri Konseyi’nde Türkiye’yi temsil ediyorum. Avrupa Alışveriş Merkezleri Vakfı’nın yönetim kurulu üyesiyim.

Bugüne kadar birçok hayalinizi gerçekleştirdiniz. Gerçekleştirmek istediğiniz sizi heyecanlandıran bir hayaliniz var mı?
En büyük hayalim aktif emekliliğimde dünya markaları ve yerli markalar ile Kapalıçarşı’nın ruhuna uygun bir mağaza markası oluşturmak. Louis Vuitton CEO’sundan, Burberry CEO’suna kadar dünyanın önde gelen CEO’ları ile bu hayalimi paylaştım ve onlar da en az benim kadar heyecanlandı. Bu hayalimi gerçekleştirebilirsem, dünya çapında bir iş yapmış olacağım. Bu projenin tanıtım açısından da ülkeme çok büyük katkısı olacağını düşünüyorum.