En büyük insanlık suçu

FBI'ın en çok aranan 10 isim listesinde Usame bin Ladin'in ismi yanında uluslararası çocuk pornosu dağıtımcısı Eric Franklin ...
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

FBI'ın en çok aranan 10 isim listesinde Usame bin Ladin'in ismi yanında uluslararası çocuk pornosu dağıtımcısı Eric Franklin Rosser'ın da adının bulunması tesadüf değil. Federal Büro için gerçekten de Rosser'ın yarattığı tehlike Ladin'inkiyle eşdeğer. Avrupa ve Asya'da son yıllarda bu tip şebekeler bir bir ortaya çıkarılıyor ancak henüz tehlikenin boyutları yeni anlaşılıyor. Tüm Türkiye'nin gündemine oturan Özgen
İmamoğlu'nun ele geçirilmesi de bu özel birimlerin Türk Emniyeti'yle yaptığı işbirliğinin bir sonucu. Peki mücadele hangi zeminlerde, kimler tarafından yürütülüyor?
Bu konuda eskiden beri en sert yasal tedbirlere sahip ülke ABD. Çocuklara yönelik tacizi ve çocuk pornolarını önlemeyi hedefleyen yeni bir yasa, 2001 yılında Amerikan Senatosu'nda görüşülmeye başlandı. Yasa uygulanmaya başladığında küçük çocuklara cinsel taciz şöyle dursun, pornografik içerikli dokümanlar göstermek ya da yollamak bile ağır suç kapsamına girecek. Yetişkinler online servisler üzerinden sohbet odalarında küçüklerle temas kuramayacak, e-posta atamayacak, cinsel iletişimde bulunamayacak, bu konuda konuşamayacaklar. Mücadele o kadar ciddi ki geçen yıl çocuk pornografisi ile ilgili bir haber hazırlamak için bazı sohbet odalarına ve web sitelerine giren gazeteci Larry Matthews bile Amerikan Federal Mahkemesi tarafından 15 ayrı suçlamayla karşı karşıya kaldı. 250 bin dolarlık bir cezaya çarptırılması gündemde.
Siber mücadele
Çocukların yer aldığı pornografik yayınlar eskiden beri var. Ancak suçun yeni boyutlar kazanması internetin gelişmesiyle yakından ilgili. Bugün internette çocuk pornografisiyle ilgili en az 100 bin web sayfası olduğu sanılıyor ve bunlara her gün yenileri ekleniyor. Bu durumda internetin ilk yıllarında baş belası olarak görülen hacker'ların bile çocuk pornografisiyle mücadeledeki rolü küçümsenemeyecek boyutlarda. Örneğin 'noped' isimli iyi virüs, bilgisayara girdiği anda tüm görüntüleri tarayarak çocuk pornografisiyle ilgili dosyaları tespit ediyor ve bilgisayarı
polise bildiriyor. Bunun gibi virüslerin giderek arttığı ve hükümetler tarafından da geliştirildiği biliniyor. Tabii internetteki mücadele bununla sınırlı değil. Mesela İngiltere'de kurulan Ulusal İleri Teknoloji Suç Birimi gibi özel mücadele ekipleri artık hemen hemen her hükümet tarafından kullanılıyor. Birimde 80 kadar
'Cybercop' var, görevleri internet aracılığıyla işlenen suçları teşhis ve takip etmek.
İleri teknoloji suçlarıyla mücadele eden birimlerden biri de Japonya'da. 1999 yılında oluşturulan özel birim, internette başta çocuk pornografisi olmak üzere suçların izini sürüyor. Hollanda'da oluşturulan 20 kişilik özel bir ekip bu konuda internet üzerindeki şifreli mesaj ve yayınları araştırıyor. Kanada'da ise hükümetin aldığı yeni karara göre çocuk pornografisi ile ilgili malzemeler içeren sitelere girmek de 5 yıla kadar hapisle cezalandırılabilecek. ABD'deki uygulamaya paralel karar, bu sitelere üye olanları suçlu kabul eden eski yasaya ek olarak sadece tıklayan meraklıları da caydırmayı amaçlıyor. Tesadüfen gelen mail'leri açanlar değil, ama bilinçli olarak bu sitelere girenler 5 yıla kadar hapis cezası alacak.
Türkiye ise bu konuya ilişkin olarak 2000 yılında imzaladığı uluslararası bir protokolü TBMM'den geçirmeyi bekliyor. Protokol öncelikle suçlara ortak bir tanım getiriyor. Buna göre çocuk pornografisi
'Çocuğun gerçekte veya taklit suretiyle bariz cinsel faaliyetlerde bulunur şekilde herhangi bir yolla teşhir edilmesi veya çocuğun cinsel uzuvlarının ağırlıklı olarak cinsel amaç güden bir şekilde gösterilmesi' olarak tanımlanıyor. Halen bu alanda faaliyet gösteren iki birim bulunuyor: Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Bilişim Suçları Çalışma Grubu ve Türkiye Uluslararası
Uyuşturucu ve Organize Suçlarla Mücadele Akademisi bünyesinde bulunan Bilişim Suçları Araştırma Merkezi.
ISP'ler sorumlu mu?
Geçtiğimiz 10 yıllık süre içinde internet ortamında işlenen suçlar İnternet Servis Sağlayıcıları/Internet Service Provider (ISP) firmalarının sorumluluğu tartışmasını gündeme getirdi. Bu konudaki emsal dava hukukta 'Jane Doe vs. America Online' olarak biliniyor. Hikâye kısaca şöyle: Bir kadının 11 yaşındaki oğlunun pornografik görüntüleri America Online'ın (AOL) sohbet odalarından birinde dağıtılır. Floridalı bir ortaokul öğretmeni olan Richard Lee Russel, onu ve diğer iki arkadaşını seks yaparken videoya kaydetmiş ve AOL'un sohbet odalarından birinde başka insanlarla paylaşmıştır. 1994 yılında açılan davada AOL'un sorumluluğu gündeme gelir. 8 milyon dolarlık bir tazminat söz konusudur ancak Palm Beach savcısı, firmayı üyelerinin yaptıklarından sorumlu bulmadığını açıklar.
Bu konudaki bir diğer dava ise daha yakın tarihli ve belki de mahkemelerin konuya ilişkin yaklaşımının değiştiğinin bir işareti, çünkü bu defa ISP suçlu. New York'ta yerel bir firma olan BuffNet, Şubat 2001 tarihinde 5 bin dolarlık ceza ödemeye mahkûm olur. Sebep iki yıllık araştırma sonucunda ISP'nin 'pedo university' isimli sohbet odasında çocuk pornosu dağıtımı yapıldığının belirlenmesidir. Firma bu konuyu gözden kaçırmaktan New York eyaleti yüksek mahkemesi tarafından suçlu bulunur. Yani sohbet odalarında neler olup bittiğinden haberdar olamayan servis sağlayıcılar için gelecekte dev cezaların geleceği gün gibi âşikar. Firma avukatı Eliot Spitzer'in açıklaması ise düşündürücü:
"Nette bu resimleri barındıran yüzlerce ISP varken sadece bize ceza kesilmesi hiç adil değil..."
Türkiye'de de sohbet odalarında çocuk pornografisine ilişkin mesajlarla karşılaşmak mümkün. Kimi Türk porno siteleri dev puntolarla bu tip yayınları bulundurmadıklarını ve karşı olduklarını belirtiyor. Buralarda yer alan mesajlar ve duyurular bu konuda belli bir talebin olduğunun kanıtı gibi. Örneğin bir porno sitesinde kendilerinde böyle filmler olmadığı yazılı biçimde belirtiliyor ve 'Lütfen bir VCD'ye 100 dolar veririm gibi tekliflerde bulunmayın' deniyor. Kimi web sitelerinin sohbet odalarında ise bu konuyla ilgili suç teşkil edecek mesajlara rastlamak mümkün. Bu tür kişilerin genellikle şifreli mesajlar ve belgelerle iletişim kurdukları biliniyor.
Ancak bazen açıkça e-posta adreslerini de veren bazı kişilerin bu tür filmlerle ilginenlerle bağlantı kurmaya çalışan mesajlar bıraktıkları da oluyor.
Sınır nerede?
Çocuklara yönelik cinsel ilginin bir diğer ucunda ise internet üzerinde giderek yayılan ve yasalar tarafından çocuk pornografisi olarak değerlendirilmeyen çocuk süpermodellere ait siteler var. Bunlar da pedofil eğilimlerin başka bir yönüne işaret ediyor. Daha doğrusu bu konuda yasal ve meşru sınırların ne olabileceği sorusunu sormamıza neden oluyor. En bilinen tabirle 'lolita' siteleri diyebileceğimiz bu sitelerde yaşları 9 ile 14 arasında değişen çocuk modeller, çeşitli giysilerle görüntüleniyor. Neredeyse aynı yaşlarda kızların yer aldığı 'teenage' porno sitelerinden farklı olarak burada çıplaklık ve pornografi söz konusu değil ama çocuklar tıpkı top model ablaları gibi çeşitli kıyafetler içinde kimi zaman kadınsı, kimi zaman şımarık, kimi zaman cilveli, şuh bakışlı pozlar veriyorlar. Bu tip siteler ayda 25 dolar gibi bir ücret karşılığı üye kabul ediyor ve karşılığında mini etekli, bikinili, çeşitli iç çamaşırı aksesuvarlı pozlara giriş için bir şifre veriyorlar. Çocuk modellerin hepsinin birer istek listesi var. Kimi öğrenim konusunda para yardımına ihtiyacı olduğunu söylüyor, kimi Victoria's Secret'tan iç çamaşırı istiyor; kitap, televizyon, dizüstü bilgisayar, dijital kamera... Yani kendi başlarına ya da ailelerinin yardımıyla alamayacakları ne varsa hayranlarından bekliyorlar. Bu tip siteler genellikle anne babanın da rızasıyla faaliyet gösteriyor. Yani onlar kızlarının yaptıklarının top modellerin yaptığından farklı olmadığı kanısındalar.
İnternet konusunda en tanınmış yayınlardan olan Wired, konuyu 2001 yılında hazırladığı bir dosyayla tartışmaya açmış, site yöneticileri, ebeveyn ve psikologlar karşı karşıya gelmişti. Çocuk süpermodel sitelerinden bir düzine kadarına sahip olan Webe Web firmasının yöneticisi Evan Gordon, pornografiyle uzaktan yakından ilgileri olmadığını, sitelerinde kesinlikle çıplak çocuklar bulunmadığını söylüyor.
Öte yandan Güney Kaliforniya Üniversitesi psikoloji profesörü Mitchell Earlywine'ın sorusunu açıklıkla yanıtlayamayacağı da kesin; "Sağlıklı bir yetişkin neden 10 yaşında bir kız çocuğunun iç çamaşırlı görüntüsünü elde etmek için para ödesin?" Kısaca bu siteler tamamen yasal sınırlar içinde yayın yapıyor ancak çok ciddi bir suç olan pedofiliye ve bununla ilgili ticarete de dolaylı yoldan destek verdikleri iddia ediliyor.
İşin ilginç yanı süper çocuk modellerin ebeveyninin kesinlikle çocuklarını desteklemesi. Bu şekilde onlara daha iyi bir geleceğe sahip olma imkânı verdikleri için mutlular. Sonuçta yasal sınırlar belli ama işin ahlaki boyutu henüz tartışılıyor.
İşin içinde çocuklar olunca Elite Model
Look yarışmasına katılan 14 yaşındaki mankenler de çocuk süpermodeller de tartışmanın içine çekilliyor. Asıl yanıtı bulunması gereken soru bu konudaki ahlaki sınırların hangi noktada yasalarla örtüştüğü, bireysel özgürlüklerin nereye kadar sınırlanabileceği, hepsinden önemlisi bu tip suçların ne zaman tam olarak önüne geçileceği...
***
Sinemada da işlendi
Küçük çocuklara duyulan ilgi sinemada da zaman zaman ele alınan bir konu. 1999 yapımı 'The Lost Son' bu konuyu son dönemde çarpıcı bir biçimde ele alanlardan. Chris Menges'in yönetmenliğini yaptığı filmde Daniel Auteuil Londra'da yaşayan eski bir polis dedektifini canlandırıyor. Hayatta hiçbir şeyin onu şaşırtmayacağını düşündüğü sırada, eski meslektaşının kaybolan oğlunun peşine düşüyor ve kendini çocuklara cinsel taciz uygulayan bir çeteyle yüz yüze buluyor.
Nabokov'un ünlü Lolita'sı da 1962'de
Kubrick tarafından sinemaya aktarıldığında
ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.
Türkiye'de mevzuat
Yürürlükte olan mevzuata göre çocuk ve büyük pornografisi ayrımı yapılmadığından tüm pornografik yayınlar yasak. Türk Ceza Kanunu'na 1991 yılında 'Bilişim Alanında
Suçlar' başlığı eklenerek konu yeni
4 maddeyle detaylı biçimde ele alınmış.
İnternet üzerinde işlenen çocuk
pornografisiyle ilgili suçlar bu kapsamda yaptırım altına alınıyor.
Öte yandan TCK 2000 tasarısında Özel Hükümler başlığı altında Bilişim Alanında Suçlar'ı kapsayan daha detaylı 7 maddelik bir bölüm bulunuyor.