En iyi 'cover' grubu

Dört kişiden oluşan Kangroove, 1995'ten bu yana Beyoğlu Hayâl Kahvesi'nde Pazar günlerinin vazgeçilmez grubu. Sadece yazın, Bodrum'a Mavi Bar'a çalmaya gittiklerinde göremiyoruz onları.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Dört kişiden oluşan Kangroove, 1995'ten bu yana Beyoğlu Hayâl Kahvesi'nde Pazar günlerinin vazgeçilmez grubu. Sadece yazın, Bodrum'a Mavi Bar'a çalmaya gittiklerinde göremiyoruz onları. Cover grubu deyince tabii akla hemen klişeleşmiş bar repertuarları geliyor. Ancak Kangroove ve R&B, hip hop, caz, funk ağırlıklı bir çizgiye sahip ve Toto'dan Eric Truffaz'ya, Craig David'den Jamiroquai'ya pek çok parça çalıyor, yorumluyor. Sahnede büyük bir uyum içindeler ve açıkçası hiçbir cover grubunun olmadığı kadar ünlü, iyi ve orijinaller. Solist Bora dedesinin aldığı klasik gitarla başlamış, ancak bu macera uzun sürmemiş, "klasikle olmayacağını anladım ve satıp elektro gitar aldım," diyor. 94'te çalmaya başlayan Bora'nın ilk bar deneyimi 1995'te Marmaris'te, "O zamanlar Sting, Police, U2 filan çalıyorduk. Sonra kendi tarzıma yani soul, R&B ve hip hop'a geçtim." Hollanda'da Rotterdam konservatuarında gitar bölümüne de devam etmiş ama hiçbir şey öğrenmediğini söylüyor orada. Bora'nın okulla arası pek iyi değil anlaşılan; "Dönünce Bilgi Üniversitesi'nden burs aldım. Ama sabahları kalkamıyorum ben, onun için bursu kaybettim," diyor. Bir süredir Londra'da yaşayan ve pek yakında yine oraya dönecek olan Bora'ya ve Kangroove'a neler yapacaklarını sorduk.
Önümüzdeki hafta Almanya'ya gidiyorsun...

  • Bora: Evet orada bir compilation (derleme) albüme bir parçam girdi. İsmi Chillenundgrillen. Universal'den yayımlanan bir albüm. Marvin Gaye, Stevie Wonder gibi isimlerin parçalarının olduğu bir derleme. Benim de You Are... isminde bir parçam var.
    Londra'ya da gidiyorsun bildiğim kadarıyla?
  • B: Evet. Orada da albümüm için kayıtlara başlayacağız. Henüz görüşme aşamasında olduğum iki firma var. Avukatlarım görüşüyor yakında imza atacağız.
    Nasıl bir albüm, kimler var?
  • B: Jamiroquai'la çalışan Simon Katz var, inşallah Pino Palladino (Richard Ashcroft, Erykah Badu ve Oleta Adams gibi isimlerle çalışmış bir basçı) çalacak, davulda Mary J. Blidge, Craig David ve George Michael'la çalan (ayrıca Courtney Pine'la da) Frank Tontoh olacak. Albümün tüm aranjmanları sözler ve müzik bana ait. Prodüktörlüğünü de ben yapıyorum.
    Kangroove dağılıyor mu peki?
  • B: Hayır. Her zaman birlikte çalabilir yeni projeler yapabiliriz. Ama şu an ben İngiltere'ye gidiyorum ve bir süre birlikte çalışamayacağız. Zaten grup albümde mutlaka bir iki şarkıda çalar. Kangroove'un beş altı yıllık bir geçmişi var. O yüzden kolay kolay bitmez.
    Peki grubun diğer üyeleri neler yapacak?
  • B: Ben kendi projemi yapıyorum diye düşünmek lazım. Zaten Kangroove'da herkesin kendi projesi var.
  • Alp: Jazzistance'la iki hafta sonra konserimiz var. Benim Trio Mrio isiml bir grubum var, davulcu Volkan Öktem ve gitarist Sarp Maden'le birlikte. Mert'le birlikte Cahit Berkay Film Müzikleri Projesi'ndeyiz, Malabadi diye bir grupla çalıyoruz bir yandan. Can, Emin Fındıkoğlu Band ve Acid Trippin ile çaldı. Geçen yıl Sibel Köse ve Sarp Maden'le birlikte Cube diye bir grup kurmuştuk. O devam eder mi bilmiyorum ama biz Can ve Mert'le trio olarak devam edeceğiz. Biraz daha jazzy bir şeyler yapacağız herhalde, bestelere yönelik bir çalışma.
    Bir albüm çalışması mı?
  • A: Firmalarla görüşme halindeyiz. Biz sabit bir grup olalım, çeşitli solistler DJ'ler gelsin birlikte çalalım kayıt yapalım diye düşünüyoruz. Bu kış stüdyoya girebiliriz.
    'Eller havaya' yapmadık
    Bora Ankaralı, Alp ve Mert İzmirli, Can İstanbullu. Nasıl bir araya geldiniz?
  • B: 1995'te Marmaris'te çalıyordum. Yan barda Alp, Sarp'larla çalıyordu, Mert bir ilerideki barda çalıyordu. Orada zaten birlikte bir grup kuralım düşüncesi gelişti. Başta üç kişiydik, sonra Can katıldı.
    O gün bugün müzik yapıyorsunuz. Başka işler yapmadınız mı?
  • B: Yalnızca müzik. İşinizi iyi yaparsanız bir yerden sonra iyi standartlarda yaşayabiliyorsunuz. Yani daha çok çalmaya başlıyorsunuz bunun sonucunda da para kazanıyorsunuz. Biraz sabretmek gerek.
    Kısa zamanda Hayal Kahvesi'nde bir ekol oluşturdunuz. Pazar günleri tıklım tıklım oluyor. Nedir sebebi sizce?
    Bizim en büyük başarımız kimseyi eğlendirmek için müzik yapmamamız. O yüzden Hayal Kahvesi'nde Pazar akşamları çalmaya başladık. İsteyen gelsin diye. Dört beş ay sonra dolmaya başladı. Beş yıl sonra bugün Pazar günleri artık insanlar sığmıyor. Müzik yapıyoruz mastürbasyon yapmıyoruz. Sahneye çıkıp eller havaya da demiyoruz.
    Seni hep İngilizce konuştuğun için eleştirdiklerini söylemiştin...
    Evet. Niye İngilizce konuşuyorsun filan diyorlar. Benim yaptığım müzik bu dilde ne yapayım Türkçe rap mi söyleyeyim? Bu tip eleştiriler beni burada müzik yapmaktan soğutuyor. Türkiye'de dinleyici de hatalı. Hala bara girip Long Train Running, Mustang Sally dinleyip eğlenen insanlar var. Onları çalan müzisyen de tabii kendini geliştirmiyor.


    Korsan kayıtlarımız satılıyor
  • Alp: Arkadaşım bir gün bir CD'yle geldi. Sizin Babylon performansınız diye. İnanamadık kaydedip basıp tezgahta satıyorlarmış. Bu kötü bir şey aslında, internette bunu yayayrsanız orada cover yaptığımız parçaların sahipleri dava bile açabilir. Ama bir yandan da hoşumuza gidiyor, demek ki seviyorlar, dinliyorlar ki bunu yapıyorlar.
    Neden sizi çok beğeniyorlar?
  • A: Hiçbir zaman virtuozluk peşinde olmadık. Birimiz ön planda olsun diye düşünmedik. Müziği güç gösterisine dönüştürmedik. Bora bence Türkiye'nin en iyi bir iki elektro gitaristinden biri ama çoğu zaman gitar bile çalmaz sahnede. Bir de mesela bizi dinlemeye gelenler aslında çaldığımız parçaları evde de dinleyen insanlar değil. Biz çalınca çok beğeniyorlar, dinlemeye başlıyorlar. Eric Truffaz'yı kimse bilmezdi, biz çaldık herkes 'Kim bu abi' oldu.
    * * *
    MeRT ÖNAL
    (Davul)

    İzmirli. Eskiden gitar çalıp şarkı söylüyordu. Sonradan davula merak sardı. Her şeyi kendi kendine öğrendi.

    Alp Ersönmez
    (Bas)

    Mert gibi İzmirli. Eskiden davul çalıyordu. O zamanki grubu, onun yerine Mert'i davulcu olarak alınca tanışmış oldular. Bu vesileyle basa başlayan Alp arada İşletme Bölümü'nü bitirdi. Şimdi Bilgi Üniversitesi'nde kompozisyon bölümü son sınıfta.

    CAN ÇANKAYA
    (Trompet, piyano)

    Grubun tek konservatuvarlı ve tek İstanbullu üyesi. Müziğe 11 yaşında başladı. Klasik eğitim almasına rağmen caza merak sarınca piyanoya geçti. Caz çalmayı seviyor, "ama o kadar keskin hatlarım yok," diyor.

    BORA UZEL
    (Vokal, gitar)

    Ankaralı, 1994'te gitar çalmaya başladı, 1995'te Marmaris'te çalarken Alp ve Mert ile tanıştı. Can'ı da alarak Kangroove'u kurdular. İki yıl Amsterdam Konservatuvarı'na devam etti. Ama kendi deyimiyle orada hiçbir şey öğrenmedi.