En iyi savaşanlar

Demir yolu mühendisi Buster Keaton, hem treni hem de sevdiği kadını, Yankee casuslardan kurtarır ve sonunda kahraman olur.

Amerikan İç Savaşı
The General (1927)
Demir yolu mühendisi Buster Keaton, hem treni hem de sevdiği kadını, Yankee casuslardan kurtarır ve sonunda kahraman olur.
Gone with the Wind / Rüzgar Gibi Geçti (1939)
Eğer arka planında İç Savaş olmasaydı, bu romantik epik film asla aynı etkiyi yaratamazdı. Ayrıca şunu da unutmamak lazım; temelde bir pembe dizi olan Rüzgar Gibi Geçti'nin en unutulmaz görüntülerinin bir kısmı, kıyım sahnelerindedir.
I. Dünya Savaşı
The Big Parade (1925)
Savaşın gücünü de, romantizmin tutkusunu da hakkıyla veren bir King Vidor başyapıtı. Gösterime girdiğinde büyük bir ticari başarı yakalamış ve sonrasında çekilen savaş filmlerinin neredeyse tümünü etkilemişti.
All Quiet on the Western Front / Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (1930)
Aynı adlı klasik romanın Oscar ödüllü uyarlaması, önce hevesle gönüllü olup kısa sürede savaşın korkunç yüzüyle tanışan Alman öğrencileri üzerine, savaş karşıtı sağlam bir öykü.
Sergeant York / Kahraman Çavuş (1941)
Howard Hawks'ın yönettiği biyografik Warner Bros filminde, barışçı Gary Cooper savaşa gider ve kahraman olur (ve Oscar kazanır). Kuşkuya yer vermeyecek biçimde bir propaganda filmi (yapım yılına bakınız). Öte yandan da çok iyi bir seyirlik.
Paths of Glory / Zafer Yolları (1957)
Stanley Kubrick'in savaşın, militarizmin saçmalığını yerden yere vurduğu ve I. Dünya Savaşı'nda Fransız askeri otoritelerinin konumunu sorguladığı Zafer Yolları, aradan geçen bunca seneye rağmen gücünden hiçbir şey yitirmedi. Kirk Douglas'ın unutulmaz bir performans sergilediği film, üç askerin, askeri mahkemede yargılanıp yok yere idam edilişine odaklanıyor. Fransa'da onsekiz yıl boyunca yasaklı filmler arasındaydı.
II. Dünya Savaşı
Objective, Burma! (1945)
Errol Flynn, bir radar istasyonunu yok etmek üzere Burma'ya giren bir grup paraşütçüyü yönetiyor. Söylemeye gerek yok herhalde; tabii ki her şey planlandığı gibi gitmiyor. Yönetmen Raoul Walsh'un, azgın propagandası, heyecan verici, iyi bir serüven gibi işliyor.
Hell is for Heroes (1962)
Bu son derece grafik çarpışma filminde, küçük bir Fransız birliği, büyük bir Alman gücüne karşı durmaya çalışıyor. Bu arada Steve McQueen de en iyi performanslarından birini çıkarıyor.
Beach Red (1967)
Steven Spielberg de, Terrence Malick de, hak ettiğinin çok altında değer görmüş Cornel Wilde'ın bu az bilinen şiirsel filmini çok iyi etüt etmiş olmalı. Çok vahşi bir sahil çıkartmasıyla başlayıp (Er Ryan'ı Kurtarmak),
denizciler bir Pasifik adasında ilerlerken, birinci tekil kişinin ağzından dış seslerle (İnce Kırmızı Hat) devam ediyor.
Saving Private Ryan / Er Ryan'ı Kurtarmak (1998)
Steven Spielberg, bu bol Oscar'lı filmle, savaş filmlerini bir tür olarak yeniden canlardırdı ve öyle bir başarı yakaladı ki, peşi sıra birçok takipçisi geldi.
Kore
Fixed Bayonets! (1951)
Fuller'ın kelepire çıkardığı bir savaş filmi. Sayıca düşmandan çok daha az olan, savunma görevini üstlenmiş bir müfrezenin, epey otantik kokular yayan öyküsü.
MASH (1970)
Robert Altman'ın komedisinin aslında Vietnam'a dair bir hesap özeti olmasına aldırmayın; film Kore'de geçiyor.
Vietnam
Go Tell the Spartans (1978)
Kısmen Burt Lancaster tarafından finanse edilmiş, düşük bütçeli bir yapım. Vietnam Savaşı'nın abesliğini ve nasıl bir israf olduğunu vurgulayan filmde Lancaster, askeri bir danışmanı canlandırıyor.
Apocalypse Now / Kıyamet (1979)
Martin Sheen, kafayı sıyıran, Yeşil Bereli albay Marlon Brando'yu yok etmek üzere Kamboçya'nın derinliklerine gönderilir. Savaşın insan ruhuna verebileceği zararları muhteşem biçimde sinemalaştıran bir ağıt.
Platoon / Müfreze (1986)
Savaş gazisi Oliver Stone Müfreze'yle, savaş filmlerine yeni ve güçlü bir gerçekçilik getirdi. Savaşın acımasızlığını en çarpıcı şekilde ortaya koyan örneklerden.
Amerikan olmayanlar
Grand Illusion / Büyük Aldanış (Fransa, 1937)
I. Dünya Savaşı'nın esir kamplarından birinden kaçışı perdeye taşıyan serüven, görünen savaşın da ötesinde, sosyal analizlere giriyor. Jean Renoir'ın Büyük Aldanış'ı, birçok kaynakta gelmiş geçmiş en iyi savaş filmi olarak gösteriliyor.
The Battle of Algeries / Cezayir Savaşı (İtalya - Cezayir, 1965)
Cezayirliler'in Fransa'ya karşı isyanını anlatan ve belgesel tadına yakın bir görsel üslubu tutturan filmde, 'iyi adam' diye bir şey yok.
Das Boot (Batı Almanya, 1981)
Wolfgang Peterson'un II. Dünya Savaşı'nda geçen başyapıtı, gelmiş geçmiş en iyi denizaltı filmi ünvanını, tahayyül etmekte güçlük çekeceğimiz kadar uzun süre koruyacağa benziyor.
The Bridge on the River Kwai / Kwai Köprüsü (Büyük Britanya, 1957)
Büyük oranda psikolojik bir savaşı işleyen film, en iyi erkek oyuncu (Alec Guinnes) ve yönetmen (David Lean) dahil sürüyle Oscar almıştı.
(Premiere)