En iyi tarafı gencecik Türk şef

En iyi tarafı gencecik Türk şef
En iyi tarafı gencecik Türk şef
Artık ne yapacağı iyice kestirilebilen Dream Theater'ın yeni albümünde heyecan kaynağı tek bir unsur var; o da Eren Başbuğ'un varlığı...
Haber: BARIŞ AKPOLAT / Arşivi

Dreamtheater ortaokul yıllarımdan beri çok sevdiğim bir grup. Ama 2003 tarihli ‘Train Of Thoughts’tan sonra progresif metal/ rock ’tan Amerikan metaline doğru hızlıca geçiş yapmaları da rahatsız edici. Bunun için de her zaman eski davulcu Mike Portnoy’un içindeki aslında çok sevdiğim ‘metalci çocuğu’ suçlarım. O çocuğun metalciliğini kapatmaya çalışan, gitgide ‘Peter Gabriel’leşen klavyeci Jordan Rudess’ın virtüoz soloları, besteleri iyice çorbaya çevirmişti. Beste sıradan olunca içine istediğiniz kadar virtüozite, gitar, klavye solosu ekleyin, eldeki malzeme öyle pek de tatmin etmiyordu.
Grubu yoldan çıkartan, kendi tarzı da gittikçe sıradanlaşan Mike Portnoy’un gruptan ayrılması ve yerine kendisinden daha teknik ve daha eğlenceli bir yapıya sahip Mike Mangini’nin geçmesi umut vericiydi. Bir önceki albüm ‘A Dramatic Turn Of Events’ın beste aşamasında davulcusuz olan gruba sadece kayıt için katılan Mangini’nin bu albümde bestelere de katılacak olmasının gruba nasıl etki edeceğini merakla beklerken karşıma çıkan ‘Dream Theater’ albümünden yine memnun kalmadım. Neden mi? Çünkü “Artık ne versek yer bu millet” dediklerini duyar gibiyim. Çünkü sıkıcı. Çünkü orijinal değil. Çünkü Dream Theater’ın bir sonraki notada ne yapacağını kestirebiliyorum ve bunu herhangi bir DT hayranının da kestirdiğine eminim.
Arada ‘The Enemy Inside’, ‘Enigma Machine’in birinci dakikasından sonraki hareketlenme heyecanlandırsa da özellikle ‘Enigma Machine’in soloları ezbere yazılmış gibi duruyor. Teknik bilgileri geçelim, bundan bırakın 10 yıl öncesini beş yıl gibi bir süre içinde dinlediklerimde bile daha fazla heyecanlanırdım, artık o heyecanım kalmadı. Bu albümün tek güzel tarafı ‘False Awakening Suite’ ve ‘Illumination Theory’ parçalarındaki yaylı çalımların şefliğini Amerika’da Berklee Üniversitesi’nde okuyan Eren Başbuğ’un yapması. Gencecik bir beyni keşfedip albümde o zekâdan yararlanmaları da müthiş bir detay… Albümde en sıkı şarkılar ‘Behind The Veil’, açılıştaki ‘False Awakening Suite’, tek patlayıcı şarkı ‘The Enemy Inside’, ‘Enigma Machine’ ve iyi bir kapanış yapan ‘Illumination Theory’. Gerisi bildiğiniz gibi kalıp halinde Dream Theater… Son olarak, Dream Theater’dan asla umudumu kesmem. Mike Mangini’nin yaratıcı kısmına katıldığı bu albümü onun ısınma turu olarak görüp bir sonraki albümlerde neler yapabileceğini hâlâ ama hâlâ merakla bekliyorum...