En kabarık saçlar

Broadway müzikalleriyle filmlerin,
'beyazperdeden sahneye' yönünde ağırlık kazanmaya başlayan alışverişine, John Waters'ın Hairspray / Saç Spreyi de katıldı.
Haber: YEŞİM TABAK / Arşivi

Broadway müzikalleriyle filmlerin,
'beyazperdeden sahneye' yönünde ağırlık kazanmaya başlayan alışverişine, John Waters'ın Hairspray / Saç Spreyi de katıldı. Camp kralının '88 yapımı filmi, gösterişli bir sahne müzikali olarak görücüye çıktı bile. 15 Ağustostan itibaren de, Broadway'de şansını deneyecekmiş. Müzikalin danışman heyetinde Waters da bulunuyor. O bile bir huysuzluk etmediğine göre müzikal, filme ihanet etmiyor olsa gerek. Şimdilik iyi tepkiler aldı. Hakkında çıkan eleştirilerde,
'eğlence, eğlence ve yine eğlence'den bahsediliyor. Bu işin arkasındakilere gelince, yönetmen Jack O'Brien'ın CV'sinde başka bir film uyarlamasına daha, The Full Monty'ye de rastlanıyor. Müzikleri ise Southpark: Bigger, Longer&Uncut'la Oscar adaylığı alan Marc Shaiman hazırlamış. Lirikler, "Waters'ın Pink Flamingos'unu izlediğim andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmadı," şeklinde hoş bir beyanatı bulunan Scott Wittman'dan. Fatura dökümü misali detaya inmek pahasına, koreografinin, Hedwig ve Rocky Horror Picture Show'un sahne uyarlamaları referanslı Jerry Mitchell bey tarafından yapıldığı da araya sıkışsın bari.
Eğlence drajesi
Waters yeni tanıştığı insanlara, favori filmi olan, Joseph Losey imzalı Boom'u izletir, filmden hoşlanmayanlarla alakasını kesermiş. Evine ilk kez gelen insanlara kategoriler dışı Pink Flamingos'u izletip arkadaş kaybeden biri sıfatıyla düşününce, belki de Hairspray başlangıç için uygun bir Waters filmi. Hazmı kolay, naif ve yine de ateşli. Mümkünse kitlelere ulaşması ve haliyle seyirciyi de sonuna kadar salonda tutması amaçlanan, özenme bezenme ürünü şık müzikal için fena tercih değil.
Kastı teknik zaaflara tabi tuttuğu önceki filmlerine oranla sergilediği yüksek çıtalı teknik seviyeyle de, sahnede ruhuna sadık kalması daha kolay. Yönetmenin bu en ve şaşırtıcı derecede masum filmi, meramı net bir politik eğlence drajesi olarak hafızalarda. Mekân, muhalif kültür ve muhalif zevk(sizlik) eylemlerinin sinema emekçisi Waters'ın yetiştiği Baltimore. 60'ların, üzerine kitsch'lik baharatı boca edilmiş atmosferinde, Baltimore'lu yeniyetmeler, yerel bir televizyon kanalından yayımlanan Corny Collins Show'un hastası. Bu şovda beyaz gençler, dönemin popüler müzikleri eşliğinde, canlı yayında, kamera karşısında dans etme fırsatını yakalıyor. Filmde Ricki Lake'in, sahne versiyonunda Marissa J. Winokur'un oynadığı, lisenin çok tombul kızı Tracy, bir yakışıklıyı gözüne kestirdiği şova katılmak için ölüp bitiyor. Hem iyi de bir dansçı. Ayrıca en etkili sükse aracı olan kabarık saç modasının sıkı bir takipçisi, iyi bir sprey kullanıcısı. Tracy şova katılır katılmaz sıska (kötü) popüler kızla arasında ortaya çıkan sıradan çekişme, eşitlik yanlılarıyla ayrımcı ırkçıların mücadelesinin sembolüne dönüşüyor. Waters'ın tarafını tuttuğu kesimin ilk kez sıradanlığa bu kadar yakın olduğu Hairspray, eşitlikçiler ve ayrımcılar nezdinde bir iyi kötü mücadelesi.
Filmde Tracy'nin annesi rolünde, Waters'ın kült oyuncusu, 'drag-queen' Divine vardı. Merak edenler için, müzikalde de anne yine bir erkek tarafından (Harvey Fierstein) canlandırılıyor. Kanlı canlı Hairspray versiyonunun neye benzediğiyle ilgili detaylar (müzikalden birkaç şarkı da dahil olmak üzere) www.hairsprayonbroadway.comadresinde bulunabilir. Bakalım Broadway'in, sinemanın iyi bir kaynak kullanıcısı olmaktan öte başlı başına bir beslenme kaynağı haline gelişinin altını iyice çizen bu uyarlama merakı, başka hangi filmlere sahne tozu yutturacak...