Erik ağaçlarının olduğu bir yer hayal ettim

Erik ağaçlarının olduğu bir yer hayal ettim
Erik ağaçlarının olduğu bir yer hayal ettim
Teoman'ın şarkısı 'Duş'taki seksi sesin sahibi İrem Candar, ilk albümü 'Erik Ağacı'yla karşımızda. İyi eleştiriler alan Candar'ı yakından tanıyalım istedik.
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Teoman’ın ‘Söz Müzik Teoman’ albümünde ‘Duş’ parçasını seslendiren sesin sahibi ne kadar konuşulmuştu hatırlıyor musunuz? “İrem diye bir kız”dı hani… İskender Paydaş’ın ‘Zamansız Şarkılar’ albümünde Kerim Tekin’in ‘Karbeyaz’ını yorumlamıştı sonra, oradan hatırlıyor da olabilirsiniz. Ya da ‘Behzat Ç.’de de çalan ‘Yoldan Geçen Bir Adam’ şarkısından. İşte o seslerin sahibi İrem Candar, nihayet, ilk solo albümü ‘Erik Ağacı’nı yayımladı. Biz de bu vesileyle kendisini daha yakından tanıyalım istedik. 

Teoman’la yaptığınız işbirliğiyle tanımıştık sizi, siz onu nasıl tanımıştınız peki? 

Teoman’ı arkadaşlarım vasıtasıyla tanımıştım. Bir gün, kendisinin doğum günü partisinde, herkes sahneye çıkıp şarkılar söylüyordu, bana da “Şarkı söylemek ister misin?” diye sordu. Ben de “İsterim tabii, kim istemez” dedim. (Gülüyor)
Sesinizin farkındaydı Teoman? 
Ben zaten grubumla Kemancı’da sahneye çıkıyordum o zamanlar, o da biliyordu. Müziği ne kadar sevdiğimi, ne kadar emek verdiğimi… O zaman ‘Söz Müzik Teoman’ albümünü yapacaktı, “Albümde de şarkı söylemek ister misin?” diye sordu. Ben de “İsterim tabii, kim istemez” dedim. (Gülüyor) ‘Duş’ isimli parçada karar kıldık. Ben de o parçayla ilk kez görücüye çıkmış oldum, sene 2007 filandı.
Sonra insanlar bu seksi sesin sahibi kim demeye başladı…
O sırada, Beyaz Show’a konuk oldum, insanlar da öğrenmiş oldu kim olduğumu. Parça da çok erotik bir parçaydı bu arada. Kendi fan topluluğunu oluşturabilen şarkılardandı. 

O sıralarda başka neler yapıyordunuz peki?

Bilgi Üniversitesi’nde öğrenciydim. Bir grubumuz vardı, Monopop, Beyoğlu’nda barlarda sahneye çıkıyorduk. Zafer Yaman, Barış Serdar, Doğan Kayıkçı, Hamid Nejatemin ve ben. Beni bugüne getiren en önemli oluşumlardan biriydi. 

Neden ayrıldınız gruptan? 

Artık kendi şarkılarımı yapmazsam nefes alamayacakmışım gibi hissetmeye başlayıp albüm yapmaya karar verince, ikisini bir arada götüremedim. Anlattım durumu, onlar da hoşgörüyle karşıladılar. Ama hâlâ görüşürüz… Sonra benim yolum Gürsel Çelik ile kesişti. Ve baktık birlikte bir şeyler üretebiliyoruz, bir albüm de üretebiliriz diye düşündük. 

Albümdeki şarkıların müzikleri İrem Candar ve Gürsel Çelik imzalı, sözlerinse tümü size ait. Ne zamandan beri yazıyorsunuz? 

Kendimi bildim bileli yazıyorum. Şarkı sözü formunda olsun, olmasın… Evimde her yer defter, kâğıt, kalem dolu. İlk şarkı sözümü de çok küçük yaşlarımda yazmıştım.
Siz de şu elinde tarakla şarkı söyleyen çocuklardan mıydınız? Tarak, fırça, şişe ne olursa… Nerede sahne varsa, beni oraya iterlerdi ya da biri mutlaka fısıldardı, bu kızın sesi güzel diye. Birden “Şimdi İrem Hanım’ı sahneye davet ediyoruz” diye bir anons duyardım mesela. Bunun da etkisiyle, insanlara bir şeyler sunma isteğim çok eskiye dayanıyor aslında: 13-14 yaşlarımda, ailemle Santorini’de tatildeyken, “Siz şimdi burada durun, ben para kazanıp geleceğim” dedim. Bir köşeye çöküp uydurma aryalar söylemeye başladım. Tamamen uyduruyorum ama... Şapkamı da önüme koydum. Yarım saat sonra orada epey insan toplanmıştı, epey de para… Hemen harcamıştım tabii! Bir de cuma günleri okul çıkışı, St. Michel’in tepesindeki kiliseden “Hallelujah” diye bağırışlarım var ki o konuya hiç girmeyeyim. (Gülüyor) 

St. Michel mezunu musunuz? 

Evet, 1987, İstanbul doğumluyum. St. Michel’den mezun olup Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’ne girdim. Ama aslında hep müzikle ilgiliydim. Evde bir stüdyom var uzun zamandır. Piyano çalıyorum. Resim yapıyorum, heykel yapıyorum. Annem seramikle uğraşıyor. Evde sürekli yaratma aşkıyla yanıp tutuşan bir kadınla büyüyünce böyle oluyor işte! Babam da modacıydı, sürekli tasarımlar, defileler… Duvarları boyamama, üstümü kirletmeme, sokakta oynamama izin veren bir ailem vardı ve bunun bana çok büyük katkısının olduğunu düşünüyorum. 

Albüme gelelim. ‘Erik Ağacı’ zamansız çiçek açmasıyla ünlü galiba, değil mi? Böyle bir gönderme mi var isimde? 

Albüm aslında benim için zor geçen bir sürecin ardından ortaya çıktı. Ama bu süreci somut bir şeye dönüştürebildiğim için mutluyum. İnsan bir şeyler yaşıyor, ama bunu değerlendiremediği zaman, asıl üzüntü orada ortaya çıkıyor bence. Bunun da etkisiyle, insanların daha mutlu olduğu, erik ağaçlarının olduğu, nehirlerin aktığı, insanların barış içinde dans ettiği bir yer hayal ettim ve bu yere gelmeleri için onlara cesaret verebilecek sözler yazdım. 

Öyle şeyler hayal eder misiniz bazen? Modern insanın ona pek vakti olmuyor çünkü… 

Kesinlikle. Herkes, her gün bir kişiye bir iyilik yapsın, bu zincir gibi yayılsın diye düşünürüm bazen. Dünyada iyiliğin hâlâ var olduğuna inanıyorum. Bizi daha güzel yarınlara götürecek tek şey de bu. Kötülüğün doğuştan gelen bir şey olduğuna inanmıyorum. Hepimiz sevgiden geliyoruz. Böyle söyleyince kulağa garip geliyor biliyorum ama bunun böyle olduğunu düşünüyorum.