Erkekler tuvaletinde acil ihtiyaç: Alt değiştirme ünitesi!

Erkekler tuvaletinde acil ihtiyaç: Alt değiştirme ünitesi!
Erkekler tuvaletinde acil ihtiyaç: Alt değiştirme ünitesi!
Bebeğiyle vakit geçiren, bebeğinin bakımını üstlenen baba, dışarıdayken alt değiştirme aşamasına geldiğinde her seferinde duvara tosluyor. Bebek bakımını tamamen anneye bırakan anlayış, babaları yok sayıyor. Anne babalar unisex alanlarda kurulacak alt değiştirme üniteleri talep ediyor...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - Bebeğiyle evden dışarı çıkan bir babayı gözünüzün önüne getirin. Pusette ya da kangurudaki bebeğiyle kafede, restoranda, parkta vs rastlamış olun ona. Geziyorlar, sosyalleşiyorlar, baba bebeğin mamasını/yemeğini yediriyor. Etrafın sempatik bakışlarını topluyorlar. Sonra o bebeğin altını değiştirmek icap ediyor. Alt değiştirme sehpası ihtiyacı hasıl oluyor. Baba bulunduğu mekânı kolaçan ediyor ve bingo! Alt değiştirme sehpası –iyi ihtimalle- kadınlar tuvaletine yerleştirilmiş. Kötü ihtimal: Böyle bir ünite zaten hiç yok! Çocuk bakımını/sorumluluğunu tamamen anneye ihale eden, daha beteri çocuğu ‘birey’ olarak görmeyen, ihtiyaçlarından bihaber olan anlayışa hoşgeldiniz!

Geçtiğimiz hafta, Hollywood yıldızı, taze baba Ashton Kutcher yazdığı Facebook post’uyla alt değiştirme sehpalarının sadece kadınlar tuvaletinde olmasından şikâyetçi olmuştu. Çocuklu sosyal hayata giriş yaptıktan sonra toslanan duvarlardan birine Kutcher da çarpmıştı. Aynı hafta, ajanslara Oklahoma’dan düşen haber , meselenin başka bir boyutunu getirdi gündeme: Oklahoma’da bir AVM’de kadınlar tuvaletinin kapısına “Altı yaşından büyük erkek çocuklar erkekler tuvaletini kullansın lütfen” uyarısı asılmış, yerel anne grupları bu uyarıya karşı çıkmıştı. Tuvalet gibi temel bir ihtiyaç durumunda çocukları/bebekleri yok sayıyor, dahası bakım görevini illa ki annelikle mi eşitliyoruz? İki olayı bahane ettik, konuyu anneler, babalar ve pedagoglarla konuştuk.  

ERKEKLERİN ALT DEĞİŞTİREBİLECEĞİNİ DÜŞÜNEN KİMSE YOK.


İlyas ve Samed’in babası, yayıncı Metin Solmaz “Bütün uzmanlar her fırsatta çocuklar ve bebeklerle dışarıda daha fazla zaman geçirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Söylemesi kolay. Uygulaması o kadar kolay değil. Maalesef kentleri tasarlarken çocukları bebekleri zerre kadar düşünmüyorlar” diyor: “Çocukla yahut bebekle pusetle yürümek, karşıdan karşıya geçmek, toplu taşım araçlarına binmek, kımıldamak her şey zor. Keza tuvalet meselesi de insanı canından bezdiriyor. Alt değiştirmek gerekiyorsa ya bunun için hiç yer yok yahut olan yerler kadınlar tuvaletinde. Erkeklerin alt değiştirebileceğini düşünen kimse yok. Alt değiştirme olayı bitince de dert bitmiyor. Çünkü lavabolar, tuvaletler, hiç ama hiç bir şey çocuklar düşünülerek hazırlanmıyor. Bir çocuk için her şey devasa boylarda olduğu için yine aynı sıkıntı oluyor. Halbuki bir şeyi, o şey her ne olursa olsun planlarken sadece yetişkinlerin değil engellilerin, çocukların, yaşlıların da kullanacağını akıllarında tutsalar dahi çok şey değişebilir.”

BAKIM EMEĞİ KADINA DAYATILIYOR

Arya Akın’ın feminist annesi Selin Nakipoğlu da meselenin politik yönüne dikkat çekiyor: "Bebek alt değiştirme ünitesinin kamuya açık alanlarda olmaması, olanların da kadınlar tuvaleti içinde olması “Zaten bu kadının işi” denilerek devlet-sermaye-erkek ittifakı ile ilmek ilmek dokunan ve ‘kutsal annelik’ örüntüleri ile süslenen cinsiyetçi mantığın eserdir. Bir kamu binasına bebeği, çocuğu ile giden insanların işi çok zor bu ülkede. Ne bebek/çocuk bakım odası, ne emzirme odası mevcut. Bazı AVM’lerde var ama emzirme odası ile bakım odası iki ayrı oda olarak kurgulanmadığı için yine bez değiştiren, çocuğun kıyafetlerini değiştiren hep kadınlar. Ben bunun bakım emeğinin kadınlara dayatılması olarak görüyorum. Ayrıca adliyelerde steril olmayan banklarda çocuğunun bezini değiştiren, kıyıya köşeye saklanıp bebeğini emziren kadınlar görürsünüz. Bir kamu binasında yaşatılan bu durum hakikaten akıl almaz! 2014 Aralık ayında Kartal Hukukçular Derneği olarak başsavcılığa dilekçe verdik. Acil olarak çocuk bakım odası ve emzirme odası tahsis edilmesini istedik. Pek çok banka şubesinin olduğu 4 bin 600 odalı Avrupa'nın en büyük adalet sarayında çocuk bakım odası ve emzirme odası düşünülmemiş, akla bile gelmemiş. Talebimize ilişkin süreci takip ediyoruz." 
Daha önce Radikal’e verdiği röportajda da bu konudan bahseden, Arya’nın babası, akademisyen Ege Göktuna daha önce birkaç kere sıkıntı yaşadığını anlatıyor: “Alt değiştirme ünitelerini kadınlar tuvaletine koyuyorlar, erkek olarak zor durumda kaldığım oldu. Ama yapacak bir şey yok, kadınlar tuvaletine girdim. “Ne yapıyorsun burada” gibi bakan kadınlar oluyordu. Gerçi son zamanlarda mesele AVM’ler açısından çözüldü ama kafelerde, restoranlarda durum farklı oluyor. Kızım üç yaşına geldi. Şimdi de “Ben erkekler tuvaletine girmem” diyor. Kadınlar tuvaletine gidiyoruz ya da yanımda taşınabilir tuvalet ‘potty’ taşıyorum. Neticede sadece ebevyenlerin girebileceği bir ünite olması ve kadın-erkek cinsiyet ayrımı olmaması lazım. 

İSVEÇ’TE DURUM BAMBAŞKA

Stockholm’da yaşayan müzisyen Hakan Vreskala’nın dokuz yaşında Sarp adında bir oğlu var. İsveç’teki durumu Vreskala’dan dinliyoruz: “İsveç’te her mekânda, restoranda, kafede, barda bir engelli tuvaleti bir de bebekler için alt değiştirme ünitesi var. 30 kişiden fazla kapasitesi olan mekânlarda engelli tuvaleti ve alt değiştirme üniten yoksa ruhsat alamazsın zaten. Mekan küçükse tuvalet unisex oluyor, içinde de ünite bulunuyor. Orada da eskiden sadece kadınlar tuvaletinde bulunurdu bu sehpalara. Bir tartışma gündeme geldi, “Niye sadece kadınlar tuvaletinde var” diye… Talepten geliyor bu, politik doğruculuktan değil. Çünkü İsveç’te ebeveyn izni anne ve baba arasında bölüştürülüyor. Bu yasa çıktıktan sonra ortalık çocuğuna bakan babalarla doldu. Ama üniteler sadece kadınlar tuvaletindeydi, sürekli gerginlik yaşamak yerine sürecin devamı olarak bir adım atılmış oldu.”

Dançı Eylem Özdemir ise oğlu Miran Rubin ile yaşadığı Berlin’de kadın ve erkek diye ayrı tuvalet olan mekânlarda, muhakkak erkekler tuvaletinde de alt değiştirme sehpaları olduğunu anlatıyor: “Bu durum özellikle buradan gittiğimde çok dikkatimi çekmişti. Ki orada alt değiştirenler genelde babalar. Bu da özellikle dikkatimi çekmişti. Berlin’de kesinlikle cinsiyetçi bir mantık yok Berlin’de.”

SIKIYSA SEN DEĞİŞTİR!

Bilişim sektörü çalışanı Koray Erdal, oğlu Rüzgar’ın altının değiştirilmesi gerektiğinde kadınlar tuvaletinde de olsa girip değiştireceğini söylüyor ve ekliyor: “Alt değiştirme masalarının bir tuvalet içerisinde olması yerine, ayrı bir odada bulunması çok daha iyi olur. Engelliler için ayrı bir tuvalet olması gibi, bebekler&çocuklar için ‘bakım odası’ yapılmalı, herhangi bir cinsiyet kavramından uzaklaşmalıyız.”  

kadıkoyanneleri. com’un kurucusu Aslı Altınok Erdal ise bu konuda bir kampanya başlatmış: “Bebekli hayattan önce bu konu dikkatimizi çekmiyordu ama şimdi bebekle girdiğim her mekânda, bebek sandalyesi var mı, bebeğe uygun mönü var mı, girişte bebek arabası için rampa var mı, emzirme alanı var mı, bebek alt değiştirme masası var mı diye bakıyorum. Talep mi yok? Kimse ‘Neden alt değiştirme üniteniz yok?’ mu demiyor bu yerlere? Kompleks bir şey değil ki istenen, şu duvara monte tek parça olanlardan... Nedir ki bunun maliyeti? Hesapta tüm ‘havalı’ kafeler, restoranlar Avrupai ama böylesine basit bir aparatı temin etmekte sınıfta kalıyorlar. Kadıköy Anneleri olarak ‘#SıkıysaSenDeğiştir’ hashtag’i ile özellikle Kadıköy’de mekânların  alt değiştirme sehpası edinmeleri için yerel bir farkındalık kampanyası başlattık. Belki İstanbul ve hatta diğer şehirlerdeki yerel gruplar da harekete geçer ve büyük bir değişimin filizlerini atmış oluruz.

UZMANLAR: ÇOCUK ODAKLI MEKÂNLAR DİZAYN EDİLMELİ

İstanbul Doğum Akademisi’nden pedagog Begüm Kodalak Bilik çocukların anaokullarında 4-5 yaş itibariyle öğretmen gözetiminde tuvalet ihtiyaçlarını karşıladıklarını anımsatıyor: “Kamusal alanlardaysa çocuğun tuvalete tek başına gitmesi söz konusu olduğunda güvenlik meselesi gündeme geliyor. Ama altı yaşındaki erkek çocukların da anneyle birlikte kadınlar tuvaletine gitmesi de çocuğun cinsel gelişimi açısından güvenli değil. En uygun olanı, çocuğun tuvalet ihtiyacını giderirken tek başına ama gözlem altında olması. Çünkü çocuklar altı yaşına geldiklerinde öz bakım becerilerini yardım olmadan yerine getirebiliyor. Tuvalet ihtiyacını kendisinin gidermesi, ellerini kendisinin yıkaması da çocuğun özgüvenini besler. Öte yandan anaokullarında nasıl ki tuvaletler çocuğun boyuna göre, ideal olan kamusal alanlarda da çocuklara göre tuvaletler olmalı…”  
Bilik, çocuk bakımı konusunda kamusal alanlarda babaların da kullanabileceği unisex alanlar olması gerektiğinden bahsediyor: “Babalar da anneler kadar çocuk bakımında hak ve söz sahibi olmalı. Bunun ‘Çocuğa anne bakar’ fikrinden kurtulmamızla ilgisi var. Bir de bizde çocuğun anne babaya bağımlı olduğu düşüncesi var. Ama çocuğun anne babaya bağlı olduğu ve aynı zamanda birey olduğunun kabul edilmesi gerekiyor ki kamuya açık mekânlarda onların da ihtiyaçlarına yönelik düzenlemeler yapılsın. Çocukların bir şeyler yapabileceğinin kabul edildiği noktada onlar da birey olarak kabul edilebilecektir.”  

Düşlem Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden, Mor Çatı gönüllüsü psikolog Damla Gürkan, çocuk eğitimine klasik anne-çocuk ilişkisi açısından yaklaşılmasına kesinlikle karşı olduğunu vurguluyor: "Geleneksel cinsiyet rollerinin daha belirgin yaşandığı toplumlarda çocukların temel bakımından sosyalleşmesine kadar, annelerin sorumlu olduğunu görüyoruz. Bu toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde ebeveynleri ve bakım verenleri eşitsiz konuma soktuğu gibi çocukların da toplumsallaşma, cinsel kimlik gelişimi süreçlerinde eşitsiz algılar edinmesine ve istismara açık bırakmasına neden oluyor. Çocuğun psikoseksüel gelişimi, beden sınırlarının ve algısının oluşması, kendini koruması gibi başlıkları da göz ardı etmemeliyiz. Çocuklar ortalama 2,5- 3 yaş itibariyle cinsel uyarımların, kendi ve diğerinin bedenine merakın, toplumsallaşmanın, rol modelleriyle özdeşleşmenin  başladığı dönemdedir. 3-6/7 yaş dönemlerinde; anne, baba, bakım veren de olsa beden sınırlarına (çocuktan izin alma, hayır diyebilme, bedene dikkatli dokunma, kendisinin yapmasına izin verme gibi) dikkat ederek kendi kendilerine işlerini yapabilmesi yönünde destekleyici yaklaşılması önemlidir.
Öte yandan yetişkin tuvaletlerinin çocuklara göre dizayn edilmemesi, çocuklar için tuvalet olmaması, yetişkinlerin çocuğun özeline dikkat etmemesi, istismara açık durumların söz konusu olması gibi noktalar; konuya çocuk odaklı ve koşullara göre yaklaşmanın önemini göstermektedir. Bu konu toplumun bilinçlenmesi, çocuk odaklı mekânların dizaynı, çocuğun gelişimsel eğitimsel konularının kişisel inisiyatiflere bırakılmaması ve toplumsal cinsiyet temelli varoluşun dayatılmadığı kamusal kullanım alanları oluşturmak üzerinden değerlendirilmeli. Çocukların okul öncesi dönemde ortak alanlarda ayrıştırılarak değil, aynı mekânı paylaşmaları cinsel gelişimleri için en sağlıklı olandır.”