'Eserlerimde yaşadığım acılar var'

'Eserlerimde yaşadığım acılar var'
'Eserlerimde yaşadığım acılar var'
'Momentum of Memory' başlıklı sergisini bienalle eş zamanlı olarak Venedik'te açan Ahmet Güneştekin, "Eserlerimde yaşadığım acılar var" diyor.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Ahmet Güneştekin’in 55. Venedik Bienali’yle eş zamanlı olarak gerçekleşen ‘Momentum of Memory’ başlıklı sergisi, 29 Mayıs’ta Venedik Arsenale Docks’ta açıldı. 25 Ağustos 2013 tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergide sanatçının ‘Yüzleşme’ adlı eserinin yanı sıra ‘Bellek’, ‘İnkâr’, ‘Düdük’ ve ‘Dil’ videoları ile ‘Recm’ adlı enstalasyonu yer alıyor.

Eserlerinde mitoloji, din çalışmaları, doğa ve insanlık suçları ile sermaye odaklı politik oyunları yansıtan Güneştekin, ‘Momentum of Memory’ sergisiyle doğaya ve insana karşı sürdürülen inkâr ve imha hareketlerine karşı sesini yükseltmeyi hedefliyor. “Gördüğümüz, madalyonun öbür yüzüdür aslında. Görmediğimiz bu yüzdür çünkü bu yüzünde biz varız” diyen Güneştekin, insanın kendine yabancılaşmasının körlüğü de beraberinde getirdiğini söylüyor. Ahmet Güneştekin, insanlığın artık kendi başına gerçekleştiremeyeceği yüzleşmeyi, ancak sanatın saf aracılığıyla gerçekleştirebileceğine inandığını da sözlerine ekliyor.

‘Bellek’ videosunda 1909 Adana Ermeni olaylarından günümüze dek Türkiye ’de işlenen insanlık suçlarını, gerçek sesleri ve tarihleri ile sunan Güneştekin, ‘İnkâr’ videosunda 1980’li yıllarda Bulgaristan Türklerine uygulanan zulüm sırasındaki dil yasağı ile Türkiye Kürtlerine 100 yıldır uygulanan dil yasağını ele alıyor. ‘Düdük’te ise Kürtçe başta olmak üzere Türkçe dışındaki dillere uygulanan / uygulanmakta olan yasaklar vurgulanıyor. Güneştekin, ‘Dil’ adlı videoda Türk alfabesinde bulunmayan Q, X, W gibi yasak harfler üzerinden Kürtçe’ye karşı uygulanan asimilasyonu sorguluyor. Sanatçı, ‘Recm’ adlı enstalasyonunda da bu harfler üzerinden din ile milliyetçiliğin paradoksal ilişkisini irdeliyor.

“İnsanlar geçmişte bir sürü bedel ödedi, ödüyor” diyen Güneştekin, “ Bugün halen insanların canı acıyor” deyip ekliyor: “Benim ana dilim yasaklandı, halkım yok sayıldı; bugün bakıyorsunuz insanların en kutsal olan yaşam hakları da aynı şekilde… Ben kendi özelimden bakıyorum; çocukluğumdan bu yana yaşadığım bütün zorlukları, acıları, bir anlamda, eserlerime yansıtmaya çalıştım.”