Eskisi kadar görkemli

Eskisi kadar görkemli
Eskisi kadar görkemli

Prömiyer öncesi Ender s Game in oyuncuları Asa Butterfield, Hailee Steinfeld, Harrison Ford ve Viola Davis objektiflere poz verdi.

Los Angeles muhabirimiz Keith Kurman, Türkiye'de yarın vizyona girecek 'Ender's Game: Uzay Oyunları'nın Hollywood prömiyerinden bildiriyor...
Haber: Keith Kurman / Arşivi

Geçen gece şahane bir prömiyere gittim, ‘Ender’s Game’ (Uzay Oyunları) filminin prömiyerine.
Yeraltındaki otoparktan çıktım ki, ne göreyim, Hollywood Bulvarı’nda bir insan kalabalığı bariyerlerin gerisinde kuyruk olmuş, bağırıp çağırarak, Grauman Çin Tiyatrosu’nun efsanevi kaldırımlarına serilen kırmızı halıya limuzinleriyle ulaşan yıldızların dikkatini çekmeye çalışıyor. Projektör ışıkları, tiz çığlıklar, enerjik atmosferi tamamlayan sıkı güvenlik , tıpkı eski güzel günlerdeki gibi.
Yeni bir filmin görücüye çıkmasını kutlayan bu türden göz kamaştırıcı etkinlikler, günümüzde gitgide nadir hale geliyor. Son dönemde Hollywood’da haberini geçmeye değer pek bir şey olmadı. Yaz boyu, iyi sayılabilecek filmlerin prömiyerleri genelde film festivallerinde yapıldı. Cannes, Venedik, Toronto, New York derken; en yeni, en taze filmlerin görücüye çıkarılmasından ve dolayısıyla parıltılı prömiyerlerinden hepsi sırasıyla nasiplendi. Geriye birkaç etkinlik kaldı ama bugüne dek geçen yıllardakiler kadar görkemli çıkmadı. Bunun bir örneği geçenlerde Archlight’da açılışını yapan Carrie filmi. Sinemaya gelenlerin fotoğrafının çekilmesi etkinliği gözlerden ve dikkatlerden kaçtı. 

Büyümüş de küçülmüş!
’Carrie’de başrol, gelecek vaat eden genç aktris Chloe Grace Moretz’e gitmiş, o da elindeki malzemeden iyi bir performans çıkarıyor. İşte burada Ender’s Game ile organik bağlantıya geliyoruz. Zira o çığır açıcı filmde Moretz ile başrolleri paylaştığında henüz çocuk yaşta olan Asa Butterfield bugün ‘Ender’s Game’in başrolünde.
Moretz gibi 16 yaşında olan, Britanya’nın büyümüş de küçülmüş aktörü Asa, şimdiden bir dizi projede başrol oynadı. 2008 tarihli ‘Boy in the Striped Pajamas’ filmindeki Bruno ve 2010 tarihli The Wolfman’daki Ben Merrells gibi... Ender’s Game ona tam uymuş. Ender, doğuştan strateji yetenekleri ve empati duygusu olan son derece zeki bir oğlan. Bu, temelde bir çocuk filmi ve bu tür içinden yüksek ahlaki değerleri temel alarak toplumsal davranış ve eleştirel düşünmeyle ilgili düşündürücü dersler sunuyor.
İki filmi kıyaslarsak, Carrie hala karanlık ve pişmanlık verici bir geçmişe kök salarken, Ender’s Game muhtemelen pek de parlak olmayan bir geleceğe dört gözle bakıyor.
Gösterim sonrası partisi, oyuncu kadrosu gibi gençlik ve enerji doluydu. Bu günlerde Grauman’da düzenlenen prömiyerlerin çoğunda olduğu gibi, parti, ‘The Annex’ denen üstü açılabilir mekanda yapıldı. Etkinlik Ender’in Harp Okulu gibi tasarlanmıştı ve personel uzay okulu öğrencileri gibi giyinmişti.
Duvarlar film posterleri ve eğitimden geçirilen ekiplerin amblemleriyle dekore edilmişti. Kalabalık olmadığından rahatça dolandık ve oyuncu kadrosuyla sohbet edip fotoğraf çektirdik. Asa, ekip arkadaşları ile birlikte son derece enerji ve heyecan doluydu, öyle ki, bir ara DJ kabinine geçti. Ender’in ekip arkadaşlarından birini oynayan 14 yaşındaki gencecik, parlak aktör Conor Carroll ile uzun bir sohbet yapma imkanı buldum. Edindiği deneyimle itibarının artmasından sonra gelecekte kendisini filmlerde daha fazla görürsek şaşmayalım derim.Sonuçta tüm akşam bir başarı hikayesi oldu ve klasik Hollywood prömiyerlerine duyduğum hevesi tazeledi.

Filmden sonra rota partiye çevrildi!

Grauman Çin Tiyatrosu’nda gerçekleşen prömiyerlerde olduğu gibi, ‘Ender’s Game’in gösterimi sonrası parti de ‘The Annex’ isimli üstü açılabilir mekanda yapıldı. Filmin 1996 doğumlu genç oyuncusu Hailee Steinfeld, müziğin ritmine kendini bıraktı.