Eskisini geçmek mi!

Eskisini geçmek mi!
Eskisini geçmek mi!
'Tanımsız' Aysel Gürel'i anma albümü 'Aysel'in' ile karşınızdayız. İçinde istisnalar da var ama yine de en iyisi eskileri dolaptan çıkarmak...
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Başkasının sizin yerinize bir karar alması neresinden bakarsanız bakın ‘tatsız’ bir durum. Çocukken ya da erken yaşlarınızda bunu idrak edemeyebilirsiniz ama daha sonra yargılarsınız. Bazen de hak verirsiniz: “Doğruymuş. Haklılarmış...”
Müzik söz konusu olunca bu, beğeniyle ilgili bir durum. Küçükken ‘kapı gıcırtısı’na hareketlenen bir tavırla yönelirken şarkılara, ilerleyen zamanlarda öncelik değişiyor: Sözler, müzik, düzenleme... ‘Sunulanla yetinen’den, ‘isteyen’e evriliyorsunuz yani. Tıpkı ‘karar’ konusunda olduğu gibi burada da “Haklılarmış” dediğiniz ortak bir payda oluyor. Türkçe pop için Aysel Gürel mesela. Aslında kendisi tanımsız bir nesne çünkü ben “Bir gün açılır, açılmaz sandığın kapılar vurunca güneş . Bir karanlık daha erişti güne, saat neredeyse beş. Sen aydınlığa ben sana hasret. Gel eritir demirleri bendeki ateş” dizelerini ete kemiğe bürünüp bir dönem aramızda salınan birinin yazdığına inanmıyorum!
Aysel Gürel şarkıları hayatınızın hangi evresinde dinlerseniz dinleyin hep farklı duygular yaşatır. Ve bu duygular hep yoğunlaşır.
Bu önemdeki Aysel Gürel’i anmak için -kendisi ölümsüz olduğundan unutmadık ki analım- bir albüm hazırlanmış. Ve ‘tatsız’lık burada başlamış.
Yine başkaları bizim adımıza karar vermiş ve her birinin bizde farklı izi olan 14 şarkıyı yeniden yorumlatmak istemişler. Herkesin anması kendine ama ben bu albüm için muhalefet şerhimi düşüyorum: “Bırakın Aysel Gürel’i ben bu şarkıları eski haliyle anayım.”
Bunun bir nedeni de ‘bu toprakların gördüğü en iyi bestecilerden’ Onno Tunç’un bu albümdeki şarkıların önemli kısmının orijinal halinin bestecisi / düzenleyicisi olması. Bir iş Onno Tunç ve Aysel Gürel’in elinden çıkmışsa, kim olursanız olun, onu kendi dokunuşunuzla daha ileriye taşımanız pek mümkün değil.
E buradan yola çıkınca da albümü özensiz bulmanızda yadırganacak bir durum yok. Tarkan’ın ‘Firuze’ yorumu, Sezen Aksu’nun ‘Sır’ı, Ayşegül Aldinç’in ‘Yolun Başında’sı -ne kadar özlemişiz-, ‘yanık ses’ Yasmin Levy’nin ‘Sevda’sı ve Aşkın Nur Yengi’nin ‘Ünzile’si beğenebileceğinize inandığım yorumlar. Kalan kısım için aynı parlaklıktan söz etmek mümkün değil.
Albümü alın ya da almayın diyemem. Ama tüm kalbimle söylüyorum ki albümün son şarkısını dinlemeyin! Onno Tunç’un “En iyi bestem” dediği, Aysel Gürel’in “Öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar” sözünü içeren ‘Bindokuzyüzkırk-beş’i’ diskotek altyapısıyla dinlemek tüm hayallerinize leke düşürebiliyor zira. Benden söylemesi...