Evde doğal felaket ihtimali azaldı!

Evde doğal felaket ihtimali azaldı!
Evde doğal felaket ihtimali azaldı!
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ

Son birkaç haftadır evde bahar tamiratı başladı. Aslında iyi oldu çünkü geçtiğimiz iki kış boyunca çeşitli badirelerle uğraştıklarından evle ilgilenen yoktu. Yavaş yavaş harabeye dönmeye başlamıştı. Son gelinen noktada; ortası flasterle yapıştırılmış kırık bir salon camı, abajuru yırtılmış bir lamba, asılmak yerine duvara dayanmış resimler, her bulaşık yıkandığında kenarlardan su sızdıran bir evye, süngerleri dışarı taşmış bir kanepe ile karşılaşıyordunuz. Hatta bir kere misafir gelmeden önce, koltuğun bizim katkımızla da tamamen parçalanan döşemesini saklamak için alelacele yatak örtüsü bulup serdiklerini bilirim. İki hafta önce su tesisatı da kendini koyuverip apartmanı su basınca, radikal bir işe girişildi. Yoksa biz de bu evde başımıza bir doğal felaket gelecek diye korkmaya başlamıştık. Her an su baskınında boğulmak, bozuk bir sandalyenin içine sıkışmak, çöken bir kanepenin altında kalmak gibi tehlikeler vardı. Su baskınının ardından tesisat yenilendi. Adam 23 Nisan tatilini fırsat bilip lambaya yeni abajur aldı, salona yeni cam takıldı, balkon yenilendi. Eğer becerebilirlerse bu hafta da şu kanepenin belini doğrultacaklar inşallah. Kanepenin yırtık döşemesini saklamak için serdikleri battaniye keçe gibi bir şey. Yatınca her tarafımıza batıyor. Kadının aklında arka kapalı balkonu bizim için düzenlemek var. Önünde çok güzel bir ağacın olduğu hoş bir balkon. Ama bir sürü atsan atılmaz, satsan satılmaz eşya oraya istiflenmiş durumda. İlk önce onlardan kurtulmak gerekiyor. Ardından balkon kapısına bir kedi kapısı koymak şart. Bütün bunları becerebilmek kararlılık ve enerji gerektiriyor ki bizimkilerde bu ne kadar var şüpheliyim. Aslında o balkon yazın da gölge ve serin olacağından tam bize göre. Şunlara bir şey yapıp gaz versem ne iyi olacak.
Neyse, şu Kıbrıs iş seyahatleri hayatımızdan geçen hafta itibarıyla çıktı da normalleşme sürecine girdik. Bu hafta sonu herkes evdeydi. Yine birlikte yemek yapılıp, televizyon seyredildi. Sabah erken sahilde yürüyüş planı yapılıp, sonra onun yerine öğlene kadar uyundu. Her şey eskisi gibiydi yani. Sadece artık su borularından abuk sabuk canavar sesleri gelmiyor neyse ki.
İyi haftalar... 

Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* Ta Gırgır, Fırt zamanından, mizah dergisi takipçilerinin yakından tanıdığı bir isim İlban Ertem. ‘Vicdan’ ve ‘Üniversiteli Mahmut’ çizgi öyküleri mevcut. Dişi bir kentli kedi olan Vicdan’ın öyküsü yıllar önce basılmış. Şimdi Mürekkep Basın Yayın / Uykusuz Çİzgi Dizisi’nden yeniden çıktı. Biz çok eğlenerek okuduk. Şiddetle tavsiye ederim. 
* Belediyelerin sistematik yok edişleri devam ediyor. Geçtiğimiz hafta sonu da İstanbul çevresindeki belli ormanlık arazilerde, yeni kısırlaştırılmış (üstlerindeki yeşil pansuman izleri duran) birçok köpek atıldı. Bunu yazarken bile, ya şimdi gidip hepsini orada katlederlerse diye korktuğumuzdan haber yapmaya çekiniyoruz. Ama sessiz kaldıkça bu katliam artarak devam ediyor. Yeni ameliyattan çıkmış, aç, güçsüz, perişan birçok hayvan orman ıssızlığında... Bu ülkedeki ikiyüzlüklere ben bir kedi olarak bile dayanamıyorum. Siz nasıl dayanıyorsunuz? 
* Alman Havayolu şirketi Lufthansa deneylerde kullanılacak kedi ve köpekleri taşımama kararı aldı. Şirketin bu kararı hayvanları koruma derneği Peta tarafından duyuruldu. Açıklamaya göre; kimyasal ilaç testlerinde kullanılmak üzere Lufthansa’nın bir uçağıyla İskoçya’ya götürülürken görüntülenen 50 beagle cinsi av köpeğine ait fotoğrafların derneğin internet sitesinde yayımlanmasının ardından bu karar alınmış. Bence diğer havayolu şirketleri ‘iş üstünde’ yakalanmadan, bu durumdan ders alıp aynı kararı kendilerinin de aldıklarını açıklasınlar.