Evlatları uğurladı

Evlatları uğurladı
Evlatları uğurladı

Onlarca seveni, Gürses i uğurlamaya gelmişti.

Müslüm Gürses'in cenazesinde her duygu vardı. Cemal Reşit Rey'deki törenden Teşvikiye Camii'ne kadar sevenleri onu yalnız bırakmadı... İzdiham cenaze arabasının peşi sıra devam etti...
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Ölümüyle Türkiye ’yi yasa boğan Müslüm Gürses, dün ülke sathındaki milyonlarca sevenini temsilen on binlerin katılımıyla son yolculuğuna uğurlandı. Sadece mesleki anlamda değil, ‘Baba’ya saygı nedeniyle de Gürses’in bu son seferine tanıklık etmemiz elzemdi. Kimi zaman şaşkınlık, bazen gerginlik, genellikle de duygu dolu anlara tanık olduk. İşte karşınızda ‘meçhule giden gemi’nin kalktığı limanda yaşananlar...
Salon ‘töreni’nin yapılacağı Cemal Reşit Rey’e doğru ilerlerken ellerindeki ‘Müslüm Gürses’in resminin olduğu hatıra atkılarını satacak yer arayanlarla karşılaşıyorum. Kısa süre önce müteveffa Mehmet Ali Birand için de aynı eylem yapıldığı hatırımda elbet. ‘Hangi ara ürettiniz bunları’ soruma soyadını vermekten imtina eden Kemal isimli satıcı ‘ölüm endüstrisi’nin artık hayatımıza girdiği fikriyle yanıt veriyor: “Abi bütün gece sabaha kadar yapıldı. Artık böyle. Tanesini 10 liraya satıyoruz.”
Hayırlı işler temennisinin ardından ‘Devlet erkânı’nın da geldiği törene geçiyorum. Hikâyesi bol olan bir tören. ‘Müslüm Baba’nın kasetlerinden pano yapan hayranı tabut başında ağlayınca kısa süreliğine ilgi odağı olsa da tüketim toplumunun azizliğine uğrayıp yerini ‘sessizlik anında’ “Baba bizi bırakma, nereye gidiyorsun” diye bağıran bir başkasına bıraktı...
Salondan çıkıp, ünlü cenazelerinin en ‘favori’ camisi Teşvikiye’ye yol alırken kafamda kalabalığı tartıyorum. ‘Müslüm Baba’ tezahüratlarıyla cenaze arabasına eşlik eden kitleye bakınca ‘izdiham olacak’ düşüncesine kapılıyorum. Ki umduğumu buluyorum. İğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık ve ekseriyeti ‘yakın dönem Müslüm Gürses’ine yakın duranlar değil ‘erken dönem Müslüm Gürses’ine gönül verenler. Başka deyişle ‘ezelden ebede derin mesele’si olanlar.
Ama cami ve ortam aslında tam ‘yakın dönem Müslüm Gürses’ine yönelik. Jimmy Jib kameraların tabut üzerinde gezindiği, bol korumalı yöneticilerin yer aldığı, ‘Her nefs ölümü tadacaktır’ ayetini masasının üzerine koyan ‘başkanlar’ın en ön saftaki yerini kimseye bırakmadığı bir tören alanı...
İlgi çekme çabası içerisinde olanlar kadar ‘için için ağlayan’ katıksız sevgisini gösterenler de var: Bir abinin Müslüm Gürses için helallik istendiği anda döktüğü gözyaşının samimiyeti sorgulanamayacak derecedeydi.
Ölen kişi anısına gönderilen çelenkler, mezarlıktaki mezar taşlarını okumak gibi, herkesin yaptığı eylemlerdendir malum. Çelenklere bakıyorum. Nesrin Sipahi adını görünce seviniyorum, Hıncal Uluç’u görünce şaşırıyorum. Ama en büyük sürpriz sona kalmış: Arabeskçilerle Twitter üzerinden yaşadığı tartışma nedeniyle gergin bir süreç yaşayan Fazıl Say da Gürses anısına çelenk göndermiş. Görenler takdirle karşıladı, belirteyim. Teşvikiye Camii, genelde cenaze sonrası bu kadar gürültülü olur mu bilmiyorum ama dün salavat, tekbir, alkış, tezahürat bir aradaydı. Bütün sokaklar kapatıldı ve yoğun bir ilgi oluştu. Ve son Patrick Süskind’in ‘Koku’ romanını hatırlattı: Cenaze arabasında tabutun bulunduğu bölüme 10 kişi daha bindi, araç çevrelendi ve kalabalık içerisinde kayboldu... Bu durum Zincirlikuyu Mezarlığı’nda Gürses defnedilip ‘gerçekten’ kaybolana kadar sürdü.