Farklı ama eski yüzlü

Farklı ama eski yüzlü
Farklı ama eski yüzlü
'Arturo Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı', alışılageldikten daha samimi ama kendi kısırdöngüsüne hapsolmuş bir Brecht yorumu.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Büyük şirketlerin çıkar çatışması sonucunda oyuna getirilerek yargılanan bir belediye başkanı... Aklanmak için bir suç örgütü lideriyle işbirliği yaparak yükselmesi... Bu kez onun oluşturduğu sömürü çarkı, kirli işler ve bir ülkenin çöküşü…Tanıdık geliyor mu? Bertolt Brecht’in 1941’de yazdığı ‘Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’ Hitler’i ve Al Capone’u birleştiren, klasik Brecht evrenselliğiyle günümüz Türkiyesi’ne cuk oturan bir oyun. Tiyatroadam tarafından ‘manidar bir zamanlama’yla sahneleniyor.
Brecht’te muhteşem bir ironi ve parodi vardır. Türkiye’de bu genelde es geçilir ve Brecht tiyatrosu çok yüksek sanat , ciddi bir biçim olarak algılanır. Minimalist, cilalı, gıcır dekorlar filan yapılır. Herkes asker gibi oynar. Tiyatroadam bunu yapmamış. Yönetmen Ümit Aydoğdu ve 36 ayrı karakteri canlandıran 8 kişilik kast Brecht ruhunun parodiye yakın yönünden yola çıkmış. Oyunun içindeki ironiyi ve komedi öğelerini ön plana çıkaran, hareketli bir işe imza atmışlar.
Karakterden karaktere bürünen kast başarılı. Eğleniyor ve eğlendiriyorlar. Barış Dinçel’in sade dekor tasarımı epik tiyatro unsurlarını ihmal etmiyor (kostümlerin sahnede olması, eşyaların farklı amaçlar için kullanılması) ve bol ahşabıyla, basit görünümüyle öyle cilalı filan değil, biraz eski yüzlü sanki. Bu haliyle sanki Brecht’in tiyatrosu Berliner Ensemble’ın ilk zamanlarında sahnelenen oyunlar böyleydi hissi veriyor. Fakat tam da bu yarattığı hisle nostaljiye düşüp yeni bir şey söylemediği, parodinin dozunu fazla tutup işin ciddiyetini sakladığı için de ‘bir şeyler olmamış’ duygusuna gömülüyor. Diktatörlüğün tehditkârlığı hiç geçmiyor örneğin, belki de kastın karakterler arasında sürekli gidip gelmesi yüzünden. İlk başta hoş gelen o eski yüzlülük ve ironi bir süre sonra boğucu ve tekdüze olmaya başlıyor. Parodiyi ön plana çıkarmak adına işin dengesini bozmuş, kendi parodisinde kısırdöngüye hapsolmuş bir ‘Arturo Ui’yle başbaşa olduğunuzu anlamanız birinci perdenin sonunu bulmuyor.
Her işini kendisi gören kast, müziği de kendisi yapıyor. A capella, yani çıplak sesleriyle armoni oluşturup bir orkestra etkisi yaratarak. Ve bu büyük bir sorun. Fikir güzel fakat a capella çok zor bir tekniktir; iyi yapılmazsa, tonlar düşer, sesler birbirine girerse hiç hoş olmaz. Burada maalesef iyi yapılamıyor, hem tekdüze bir melodi sürekli tekrarlandığı hem de birçok yanlış ses duyulduğu için. Kast bunu çok iyi çalışmalı, olmuyorsa belki daha basit bir armoniye ya da tek sese gidilmeli.
Tiyatroadam’ın ‘Arturo Ui’si zamanlaması açısından önemli, Brecht’teki bazen es geçilen parodiyi ön plana çıkaran naif rejisiyle alışılmış üstten bakan, ‘uzak’ Brecht rejilerinden daha samimi ve sevimli belki ama eskimiş, tozlanmış ikinci el bir prodüksiyon tadı biraz fazla ağır basıyor.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    sanat

    ,

    Asker

    ,

    Belediye

    ,

    Oyun

    ,

    Komedi

    ,

    suç

    ,

    klasik

    ,

    çıplak

    ,

    bakan

    ,

    Uzak