Fars şiirinden Endonezya danslarına anadil

Fars şiirinden Endonezya danslarına anadil
Fars şiirinden Endonezya danslarına anadil

Fotoğraflar: Alessandro Pannuti

Uluslararası Dünya Anadili Günü nedeniyle Unesco'da düzenlenen kültürlerarası geceye Paris Korosu Türkiye'yi temsilen davetliydi. Bu yıl Bangladeş'in ev sahipliğini yaptığı gecede Fars şiirinin güzel tınılarından Endonezya'nın yürek hoplatıcı danslarına neler yoktu neler!
Haber: ASLI ULUSOY PANNUTİ - asli@siradisiparisrehberi.com / Arşivi

RADİKAL - Anadilinin ana sütü gibi bir şey olduğunu insan en çok yurtdışında yaşamaya başladığında anlar. Dille daha ana karnında başlayan ilişkimiz, düşünce biçimimizden davranışlarımıza her şeyimizi etkiler çünkü. İşte anadiliyle yaşadığımız bu özel ilişki adına dünyaca kutlanan Anadili Günü için, Türk-Fransız koristlerden ve müzisyenlerden oluşan Paris Türk Müziği Korosu olarak Unesco’ya davetliydik.

Bu yılki Dünya Anadili Günü’nün teması ‘Kaliteli eğitim, öğretim dili (dilleri) ve öğrenmenin sonuçları’ydı. Ayrıca 2030 hedefli sürdürülebilir gelişim programı çerçevesinde dil çeşitliliğinin öneminin de altı çiziliyordu. Zaten Unesco genel müdürü Irina Bokova, “Çok dilli bir yaklaşım çerçevesinde düşünüldüğünde anadilleri kişinin ve toplumların otonomisini beraberinde getirecek kaliteli bir eğitimin ana parçasıdır” diyordu.

Bu düşünce çerçevesinde Unesco’da düzenlenen kültür gecesinin ev sahibi Bangladeş oldu. Geceye çeşitli kültürel etkinliklerle katılan ülkeler arasında ise İran, Yunanistan, Türkiye, Bangladeş, Endonezya, Çin, Litvanya ve Suudi Arabistan vardı.

Bangladeş’in çeşitli dans ve müzik gösterileriyle katıldığı; Fars dilinin Rumi ve Şems konulu şiirlerle yankılandığı; Suudi Arabistan’ın ud ezgileriyle sıcak bir rüzgar gibi salonu doldurup Endonezya’nın yürek hoplatan dansıyla seyirciyi coşturduğu, Litvanya’nın cazla, Çin’in geleneksel-modern şarkı yorumuyla katıldığı geceye Paris Türk Müziği Korosu ‘Safalar Getirdiniz’, ‘Üsküdar’a gider iken’ ve ‘Beyoğlu’nda gezersin’ şarkılarıyla renk kattı.

Gecede bizim için en ilginç olansa gerek Uzakdoğulu gerekse Bangladeşli seyircinin ‘Üsküdar’a gider iken’i bizimle mırıldandığını görmek oldu muhakkak. Gecenin sonunda verilen yemekli resepsiyonda sohbet etme imkanı bulduğum bir Bangladeşli hanım heyecanla şöyle diyordu: “O şarkının Türk kökenli olduğunu biliyorduk ama  bir gün Paris’te, Türk koristlerle kendi dilimizde mırıldanacağımızı asla düşünemezdim.”

Sanırım biz de!