Fasulyeleri takip et!

Fasulyeleri takip et!
Fasulyeleri takip et!
İzleyiciden iz sürmesini bekleyen sanatçı İrem Tok Pilot'daki sergisi 'Rüzgarın Tersi'nde sunduğu büyülü dünya hem çekici hem de tedirgin edici...
Haber: FATİH ÖZGÜVEN / Arşivi

İrem Tok, dünyayı anlamak ve anlatmakta kendine ait esrarlı yolları ve yöntemleri olan, bunların hemen çözülmezliğiyle seyirciyi meşgul eden, ama ‘sır’a giden fasulyeleri de sergi salonuna dizen, sadece izi sürmenizi bekleyen genç bir sanatçıdır. Onda ısrar yoktur; sergileri (ve işleri) izi sürmeyi kabul etmek ya da etmemekte özgür olduğunuz birer davettir. Şimdiye kadar yalnızca iki kişisel sergi açtı. Ama çeşitli ortak sergilerde onun bir işini gördüğünüzde de sizi çağırır. Onunkisi, doğa ya da bedene dair fenomenlerden yola çıkan, bunlara teorik ya da pastoral, ekolojik ya da masalsı gibi etiketler iliştirmeyen, ama bir yandan da izleri takip ettiğinizde bu kavramların hepsinin yerli yerine (küçük küçük çekmeceler?) yerleştiği duygusu uyandıran bir sanatçılıktır. Hemen üç ‘ama’oldu bile. İrem Tok’un işlerinin cazibesi bu ‘ama’lardadır…
İşlerinin ortak kahramanı çoğunlukla genç bir kadın figürüdür. ‘Kahraman’ demek belki yanlış; bu figür kendini olup bitenin ortasında bulan, olup bitenin kapsayıcılığı, gücü karşısında şaşkın ama kendini ona teslim de eden, kimi zaman video görüntüsü, kimi zaman heykel, kimi zaman silüet, çoğu zaman da bir ‘bakan’ olarak orada olan biridir. Çevresini saran unsurlar hem oyun arkadaşıdır hem de değil. Bu figür, Outlet’deki ilk kişisel sergisindeki hologram baskılarda birbirinden kilometrelerce uzak ama ufuk çizgisi kadar da yakın deniz ve gökyüzüne doğru üç kararlı adım atar ve durur ya da bir küre üzerinde dengesini bulmaya çalışır. Aynı figür başka bir işde, bir video/ışıklı kutu işinde göz yakıcı mavilikte bir denize uzanmıştır. Renk ve ‘manzara’yla bütünleşmiş gibidir, ama doğası itibariyle interaktif olan işte seyirci, figürü - isterse - sağa sola da oynatabilir. Görünürdeki bu kapalılık, ama sergide olup bitenlere dahil/müdahil olabileceğinizi ima eden üstü örtük davet, İrem Tok’un seyirciyi hem gereksinmeyen hem gereksinen, hem unsurlarla bütünleşmiş hem de tedirgin, tetikte dünyasına iyi bir örnektir.
Sahne düzeni özellikle Orman’ı, Kar’ı ve Rüzgar’ı hem fon olarak alan hem de onlara oyunculuk yaptıran Pilot’daki ikinci kişisel sergisi ‘Rüzgarın Tersi’, dört unsuru da işe katıyor çoğu işinde görülen genç kadın figürünü de. Su, ateş, hava, toprak ve figür hem kendi aralarında fısıldaşıyor hem de fısıldaşmanın muhtevasını (gene) bir sır olarak korumak istiyor gibiler. Dolayısıyla, bu büyülü dünya her zamanki gibi hem çekici hem de tedirgin edici…
Tok’un daha önce yaptığı daha bedene dair işlerde, kan, uzuvlar vb. bedenin dünyanın bir modeli, bir mikrokozmos olduğu hissini uyandıracak biçimde yer alıyordu. Bu sergide Meryem ikonalarını hatırlatacak biçimde ikiye böldüğü kalbini seyirciye sunarak ama hemen yanında da yüzünü (bir aynayla) gizleyerek seyirciyi karşılayan İrem Tok kızı, içerinin sırlarıyla değil, dışarının karlarıyla ilgileniyor gibi daha çok. Karlı ormanda rüzgara karşı tuttuğu dalda da, bir suyun yüzeyini ürperten ateşe, suyun oluşturduğu girdaba tanıklığında da, bir rüzgar gülü olmaya talip oluşunda da bu kez dışarının bir parçası olmaya niyetlendiğini, hatta bunu kabullendiğini düşünmek mümkün.
Bir yandan içerisi gene de var; zihin ve diğer sergilerden de aklımızda kalan bir motif olarak uçak… Bir büst olarak temsil edilen gözleri kapalı ‘kahramanın’ zihnine çarpan uçak, havanın benzersiz ‘İrem Tok mavisi’nde (bir diğer takipçisi olan Cem Erciyes’in buluşu!) uçarken çizgiler-çizgiler çizen, çizgilerden bir örgü oluşturan uçak(lar)… Bu uçaklarda, animasyondan, oyuncaktan, filmlerden de nemalanan İrem Tok dünyasını ‘Final Destination’ filmlerindeki kaçınılmazlığa bağlayan bir yan da bulmak mümkün. Ama özellikle müthiş bir uçak kazasıyla açılan ‘Final Destination 1’deki kolektif sanrı yerine, İrem Tok’da dört unsurun sırlarıyla olduğu gibi, kazalarla ilgili olarak da aynı fikir var; ‘ne olacaksa, olacak olan hava-su-ateş, toprak ve benim aramda olacak.’ Onun işlerinde etkileyici olan, her şeyin sonuçta bireyin zihninden geçtiği, ona çarptığı, izini onda bıraktığı hissinin yoğunluğu. Her zaman ikna edici olmayan çeşitli kolektiflikler ortamında taze bir esinti!