@ubuget

Fazıl Say: Bir 'çeyrek' umuttur elimizde kalan...

Fazıl Say: Bir 'çeyrek' umuttur elimizde kalan...
Fazıl Say: Bir 'çeyrek' umuttur elimizde kalan...

FOTOĞRAFLAR: Cansu Nazlı Oral Kapak Fotoğrafı: Caspar Martig

Metin Altıok şiirinin dizelerini hatırlatıyorum Fazıl Say'a: 'Bu kekre dünyada, bir şey yok paylaşacak, acıdan başka.' Aynı şiirin başka sonesiyle cevap veriyor Say: 'Bir yarım umuttur elimizde kalan, göğüslemek için karanlık yarınları.' Ve ekliyor, 'Yarım değil çeyrek artık elimizdeki umut, durum o kadar kötü... Dünyaca ünlü sanatçı ve ekibiyle yeni kurdukları Nazım Hikmet Korosu'nu ve memleketin hal-i pür melalini konuştuk.
Haber: ÜMİT BUGET - umit.buget@radikal.com.tr / Arşivi
FOTOĞRAFLAR - CANSU NAZLI ORAL / Arşivi

RADİKAL - Fazıl Say’la röportaj yapmayı ilk düşündüğümüzde temmuz başıydı. Henüz 2 Temmuz’daki Enka konserine çıkmamış, aynı tarihteki Sivas Katliamı anılmamış, 20 Temmuz’daki Suruç katliamı yaşanmamış, 19 Ağustos’ta Siirt’teki 8 genç adam ailelerinden, sevdiklerinden koparılmamıştı...

Şimdi neredeyse üstünden iki ay geçmemişken bambaşka bir Türkiye karşımızdaki. Önceden hazırladığımız soruların hemen hepsi çöp! İlk Şarkılar, İkinci Şarkılar, onun bize bu şarkılarla ulaşmasına vesile olan ve "Abi biz şarkıdan anlıyoruz, sen bize şarkı yap" diyen taksici, hepsi… 

Bunlardan çok konuşmak istemiyor Say. Haksız da sayılmaz... Tebessümlerini teneffüslere saklayan bir ülke Türkiye ve bu topraklarda zil pek çalmıyor!

Metin Altıok şiirinin dizelerini hatırlatıyorum Fazıl Say’a: "Bu kekre dünyada, bir şey yok paylaşacak, acıdan başka." Aynı şiirin başka soneleriyle cevap veriyor Say: "Bir yarım umuttur elimizde kalan, göğüslemek için karanlık yarınları." Ve ekliyor: "Yarım değil çeyrek artık elimizdeki umut, durum o kadar kötü…"
Dünyaca ünlü sanatçı ve ekibiyle yeni kurdukları Nazım Hikmet Korosu'nu ve memleketin hal-i pür melalini konuştuk.

NAZIM HİKMET KOROSU GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR!
Nazım Hikmet Oratoryosu projesinde işbirliği yaptığı Devlet Çok Sesli Korosu’yla ‘anlaşmazlık’ sonrası yollarını ayıran Say, kendini yeni kurduğu Nazım Hikmet Korosu’nun hazırlık çalışmalarına ve konserlerine vermiş. 54 kişilik gencecik bir ekip, hep istedikleri şeyi yapmanın sevinci gözlerinde, ‘içlerinde bir iş yapmanın saadeti’ durmaksızın çalışıyor. İlk hedef 29-30 Ağustos’ta Ankara Odeon’daki konserler.

Nazım Hikmet Korosu’nun Şişli Kent Kültür Merkezi’ndeki provasında duygular yükseliyor. Verilen arada onların boşalttığı sahnede koronun Sanat Direktörü Fazıl Say ve ekibiyle sohbet ediyoruz. Nihan İnan Oral (Genel Koordinatör), Atilla Gündoğdu (Operasyon Sorumlusu), Sinem Akar (Artistik Koordinatör), Ozan Kutlar (Artistik Koordinatör ), Seda Taşpınar'dan (Sosyal Medya Sorumlusu) oluşan bir yönetim kadrosu var. Bu isimlerin hepsi aynı zamanda Nazım Hikmet Korosu’nun koristleri...

"BAZI PROVALARDA BÜTÜN KORO AĞLADIK"
Nihan İnan bir arada söylemenin getirdiği o duygu yoğunluğunu: "Ben tek sesli bir enstrümanım, çift ses basamıyorum ama hepimiz bir araya geldiğimizde çok sesli ve tek bir enstrüman oluyoruz. Bazı provalarda bütün koro ağladık. İki gün önce gelseydiniz hepimiz ağlıyorduk" diyor gülerek... Proje 'Nazım Hikmet Oratoryosu'yla sınırlı kalmayacak. Ekip çok önemli klasik müzik üstatlarının eserlerini de seslendirecek, bunun altını özellikle çiziyorlar. Nazım Oratoryosu sadece başlangıç, hedef içeride ve dışarıda adından söz ettiren kalıcı bir koro olmak.



BAKKAL DA BAKKALLIĞI BIRAKSIN O ZAMAN!
‘Ülke bu durumdayken’ konserlere devam edip etmeme mevzusu Fazıl Say'ın da gündeminde. 19’unda Turgutreis’te, 20’sinde Datça’da konser veren sanatçı, konser iptal etme fikrine mesafeli: "Çok büyük bir korku ve endişe var herkeste. Konserler iptal oluyor, festivaller iptal oluyor. Etmeyenler de azar işitiyor. Ben azar işittim mesela, ‘Nasıl olur şehidim varken orada’ diye... O zaman bakkal da bakkalını kapatsın, bankacı bankasını kapatsın herkes her şeyi bıraksın. Tatildeyse de tatilini bıraksın. Niye sanatçıya sanatını bırakması emrediliyor? Bu saçma geliyor bana. Bir de biz eğlenceli bir şey yapmıyoruz ki. Demin şu dinlediğiniz şeyler bence ağıt. Sadece 'Memleketim' de değil. Adı direkt ‘Şehitler’ olan parça var 'Nazım Oratoryosu’nda. İnsanların çaresizliğini anlatan 4 tane bölüm var, ‘Üç Selvi’ var... Eğlence müziğinin iptal olması doğal olabilir yas günlerinde. Ama bunun da yapanın bir duyarlılığı şeklinde olması lazım, bir emir şeklinde değil."

KONSERLER DEVAM EDİYOR
Fazıl Say konserlere devam edeceğini şu sözlerle anlatıyor: "Bu organizasyonların içinde artık devlet kurumları olmadığı için artık kendimizin kurduğu orkestralar ve ekiplerle yola devam ediyoruz. Konserlerimi yapıyorum, yapacağım bu şekilde sanatımı yapmanın, yapmaya devam ediyor olmamın insanlara bir ümit verdiğini görüyorum ben. Bunu kesmenin bir anlamı yok."

Say, 25 Ağustos Çeşme, 26 Ağustos Ayvalık’ta Yunus Sırtındaki Çocuk’la,  29-30 Ağustos’ta Ankara Odeon’da Nazım Oratoryosu’yla sahnede olacak.

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DURUM İÇİN YARIM UMUT BİLE FAZLA...
Fazıl Say’ın ‘İlk Şarkılar’ albümünde bestelediği iki Metin Altıok şiirinden biri olan 'Kekre Dünya’ya getiriyorum sözü: "Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka, bir şey yok paylaşacak, acıdan başka" sözleri bugünü anlatıyor olabilir mi? Dünyaca ünlü sanatçı, aynı şiirin bir başka bölümünü hatırlatıyor ve o dizeleri bugünün tarifi için yetersiz buluyor: “Bir yarım umuttur elimizde kalan göğüslemek için karanlık yarınları.’ Bu iki satır bile şu an için çok pozitif bence. Bir yarım umut elimizde kalan, kaldı mı? Çeyrek var, onda bir var, yüzde bir belki… Altıok’un şiiri bile baya pozitif geliyor bana şu an.”


KADERİMİZİN BAŞKALARININ ELİNDE OLDUĞU BİR DÖNEMDEYİZ
Peki sanatçılar bir şey yapabilir mi içinde bulunduğumuz durum için? Say, “Yapabileceğimizin en iyisini yapıyoruz aslında. Şu an gördüğünüz yapabileceğimizin en iyisi. Ama daha ne yapabilir derseniz, bilemiyorum... Kaderimizin biraz başkalarının elinde olduğu bir dönemdeyiz. Biz ancak müzik yapabiliriz” diyor.
Atilla Gündoğdu giriyor söze: “Aslında Nazım gibi yaşamaya devam etmek lazım. 10 yıl hapiste kalıp ‘Yine de ben yaşamaya devam ediyorum’ diyor Nazım Hikmet. Bunun tersini düşünerek bu koro adı altında devam etmek anlamlı olmaz. ‘Kafam ikinci bir insandı yanımda’ diyor. Hiçbir zaman yaşama olan inancını kaybetmiyor usta. Ekip sözleşmişcesine bir ağızdan, ‘Yaşadım diyebilmek için müziğe ihtiyacımız var’ diyor. Biz böyle var olabiliyoruz...” 

'NAZIM ORATORYOSU' 6-7 YILDIR SEYİRCİYLE BULUŞAMIYORDU
Ekip yaptığı işe çok inanıyor. Say bu durumu şöyle anlatıyor: “Türkiye'de yıllardır çalamıyorduk 'Nazım Oratoryosu’nu, 6-7 yıldır dinleyiciyle buluşamıyordu. Normalde kadrosu 220 kişiydi. Biz bu sefer 181 kişiyle yapıyoruz. Böyle bir şeyin devlet olmadan olması da mümkünmüş. Onu da görmüş olduk.”

BU KORONUN SPONSORA İHTİYACI VAR
"Bu koronun sponsora ihtiyacı var. Henüz daha piyanosu bile yok mesela" diyor Fazil Say. Nihan İnan Oral da Nazım Hikmet Korosu Türkiye'de ilk defa prova ücreti veren ve provaları sigortalayan bir koro olduğunun altını çiziyor. "Sahneye çıkan herkes sahne işçisi statüsünde, hepimiz sigortalıyız" diyor. Özgür, eşit ve sigortalı bir koro onlarınki…

SURUÇ BENİ ŞOKE ETTİ
Barış mevzusunda söylemek istediği bir sözü var mı Fazıl Say'ın? “Barışa ilk defa bu kadar hasret hissediyoruz. İnşallah en kısa sürede bu travma sonuçlanır. Nasıl olacağını şu anda bilmiyoruz, bilemiyoruz. Türkiye’deki çok fena çekişmeler dolayısıyla oluşan, sebeplerinin de aslında biraz da malum olduğu ve biz aydınların önüne geçemediğimiz bu yanlışlardan dönülür. Bu öyle bir durum ki buna söylenecek fazla bir şey yok. Burada bizler insan olarak endişe içindeyiz. Ben Suruç olayını televizyondan seyrettiğim an bir şok yaşadım. O kadar gençler ki, hayatlarını yaşayamamışlar daha. O patlamayı görünce o yarım umut da elimizde kalmıyor işte. Durum bu olunca ve siyaset de kanla bu kadar iç içe olunca biz sanatçıların buna sırtımızı çevirmesi gerekir. Bununla işimiz olamaz çünkü. Yaşadığımız kadarıyla, yaşadığımız süre kadar ümitle yaşamak istiyoruz çünkü…"