Fazıl'ı bir de Zorlu'da dinleyin

Fazıl'ı bir de Zorlu'da dinleyin
Fazıl'ı bir de Zorlu'da dinleyin
Hiç kolay bir iş değildir Chopin'i, hakkını vererek çalmak. Ama Say'ın duygu dünyası ne denli zengin bir yorumcu olduğu gerçeğinin, Chopin yorumlarını dinlediğim sırada bir kez daha ayırdına vardım.
Haber: SERHAN BALİ - serhanbali@gmail.com / Arşivi

İstanbul ’un yepyeni konser mekânı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin ana salonunu dolduran 2200’e yakın kişinin gözü, kocaman sahnede bir başına duran yepyeni Steinway’in üzerindeydi. Piyanist Fazıl Say’ın günlerdir merakla beklenen, onun da günlerdir üzerinde çalıştığını iyi bildiğimiz ‘Chopin resitali’ni vermek üzere o piyanonun başına geçmesini biliyorduk. Cuma akşamı gerçekleştirilen konserde salonun her köşesinden flaşlar patlıyor; uğultunun içinden İstanbul’un yeni mekânına yönelik takdir ve hayranlık ifadeleri duyulabiliyordu.
Fazlı Say resitalinde ilk olarak kendisine ait ‘Nietzsche ve Wagner’i icra etti. Say, ‘Richard Wagner’e Saygı’ sunulu bu kısa eseri Alman bestecinin 200’üncü doğum yıldönümü şerefine aldığı sipariş üzerine besteleyip, Wagner tapınağı Bayreuth’ta bu seneki festival sırasında 30 Temmuz’da çalma başarısı göstermişti. Aralarında, zamanla tutkudan nefrete dönüşen sorunlu bir ilişki bulunan filozof Nietzsche ve besteci Wagner’i birbirine zıt kutuplar biçiminde tasvir etmiş Say; Nietzsche ne kadar delişmen ise Wagner bir o kadar ağırbaşlı. Bu eserin ‘Wagner’ bölümünde alıntıladığı ‘Tristan ve Isolde’ operasından ‘ Aşk Ölümü’ ise, Say’ın resitalinde Franz Liszt düzenlemesiyle ikinci sırada yerini aldı.

Chopin üzerine düşünmüş

Ve derken, Chopin çıkageldi. Bestecinin 2. Piyano Sonatı ilk yarının son eseriydi. Resitalin ikinci yarısında ise Chopin’den Op.37 No.1, Op.32 No.1, Op.posth, Op.48 No.2, Op.27 No.2,ve Op.55 No.1 noktürnler ve Op.57 Berceuse dinledik. Aslında Say ilk kez halk önünde Chopin çalıyor değildi. 7 Mart 2012 tarihinde İstanbul CRR’de verdiği resitalde (Say’ın geçen yıla kadar CRR’de verdiği düzenli resitallerin bu yıldan itibaren Zorlu’ya taşındığını söyleyebiliriz) Chopin’in 4 noktürnüyle 4 etüdünü ilk kez icra etmişti. O konsere de yine büyük bir merakla gitmiştim.
Say’ı geçen yıldan bu yana Chopin üzerinde daha fazla düşünmüş, bestecinin stilini daha iyi kavramış, onun kendine has tuşesine hâkimiyet sağlamış buldum. Hiç kolay bir iş değildir Chopin’i, hakkını vererek çalmak. Ama Say’ın duygu dünyası ne denli zengin bir yorumcu olduğu gerçeğinin, Chopin yorumlarını dinlediğim sırada bir kez daha ayırdına vardım. Buna rağmen, çetrefil 2. Piyano Sonatı’nı yorumlayışından lezzet aldığımı yine de söyleyemeyeceğim. Say, klasik bestecilere yaklaşımında yerleşik kalıpları esnetip kırmaktan hoşlanan bir yorumcudur. Bu sonatta dinamikler, aksanlar ve sürelerle fazlaca oynadığı kanısındayım. Bu, benim görüşüm. Sonatın meşhur ‘cenaze marşı’ bölümünü örneğin, olması gerekenden nerdeyse iki kat daha ağırdan aldı ki; bu tempo seçiminin dinleyiciyi zorladığını düşünüyorum.
Öte yandan, Say’ın noktürn yorumlarını daha bir can kulağıyla dinledim. Her birini ipeksi bir dokunuşla o kadar güzel çaldı ki... Fazıl’ın Chopin çalarken ne kadar mutlu bir insana dönüştüğünü o sırada daha iyi gözlemledim. Her zamanki samimiyetiyle, Chopin yorumlarını inandırıcı kılma ve sevdirme konusunda sonata kıyasla çok daha başarılı oldu bana göre. Say son olarak, Chopin’in ‘Ninni’sini çalarak, resitalin başından sonuna kadar adeta hipnotize olmuşçasına onu dinleyen 2200’e yakın kişiye ‘iyi uykular’ deyip yolladı; bis olarak kendisine ait ‘Ses’i armağan etmeyi ihmal etmeden.