Fazla 'zor'lama

Fazla 'zor'lama
Fazla 'zor'lama

Robert De Niro, Owen Wilson, Ben Stiller ve Harvey Keitel filmi cazip kılıyor.

Artık barutu tükenmiş bir hikâyeyi zorla ilerletmeye çalışmak usta oyunculara rağmen başarılı olamıyor
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

ZOR BABA 3
Orijinal Adı: Meet The Parents: Little Fockers
Yönetmen: Paul Weitz
Oyuncular: Robert De Niro, Ben Stiller, Owen Wilson, Blythe Danner, Jessica Alba, Laura Dern, Harvey Keitel, Teri Polo, Dustin Hoffma n, Barbra Streisand

İşin içinde Robert De Niro, Dustin Hoffman, Barbra Streisand, Laura Dern, Owen Wilson ve Harvey Keitel gibi isimler olunca sinemasever olarak heyecanlanmamak elde değil. Bu ustaların yanında Ben Stiller ve Jessica Alba gibi daha popüler isimleri saymaya gerek yok bile. Ama ne yazık ki yönetmen Paul Weitz, ‘Meet The Parent: Little Fockers- Zor Baba 3’te bu isimlerin şanına layık bir film ortaya çıkarmayı başaramıyor.
2000 yılında çekilen ilk bölümü büyük ilgi gören ‘Zor Baba’ serisi Ben Stiller gibi iyi bir komedyen ile Robert De Niro gibi klas bir oyuncunun uyumundan etkili bir sonuç almış ve film yılın en beğenilen yapımları arasına girmişti. 

En zayıf halka
Dört yıl sonra, bu kez ‘damat’ Greg Focker’in ‘arızalı’ ebeveynleri olarak Dustin Hoffman ve Barbra Streisand’ın hikâyeye dâhil olmasıyla ikinci film de kıvamında bir eğlence sunmayı başarmıştı. Ama bugün gösterime giren serinin son filmi, elinde şimdiye kadarki en güçlü kadro olmasına rağmen serinin en zayıf filmi olmaktan kurtulamıyor.
Bunun iki nedeni var. Birincisi; damat Greg Focker ile kayınpeder Jack Byrnes arasındaki ‘hangimiz daha erkek’ rekabeti ilk iki filmde yeterince işlendi ve bu ‘gerilimin’ yeni ve ne yazık ki artık komik bir tarafı kalmadı. ıkincisi; kızını kaptırmak istemeyen baba ile kendini ispatlamak zorunda kalan damat adayı arasındaki rekabetten doğan komik durumlar tükenince fazlasıyla sulu ve belden aşağı esprilere maruz kalıyoruz. Yaratıcılıktaki eksiklik ve zayıflık bir yana ‘Bu kadroya yazık değil mi’ demekten insan kendini alamıyor.
Daha da sıkıntılı olan, ‘keşke şurası şöyle olsaymış’ diyebileceğimiz tutunacak bir dalın olmaması. Çünkü bir hikâyeyi bu kadar sömürürseniz elinizde kalan ister istemez ortalama seyirciye en fazla hitap eden klişe espriler ve ‘belden aşağı’ göndermeler oluyor. 

Voli vurma hesabı
Greg’in evliliğinin üzerinden on yıl geçtikten sonra bu kez ailesinin geleceğini nasıl sağlama alacağı ve karısına sadık olup olmadığı gibi testlere tutulduğu serinin bu son filmi belli ki, (Allah gecinden versin) De Niro ve Hoffman’ın başına bir şey gelmeden son kez bir parsa toplama uyanıklığından başka bir şey değil.
Hal böyle olunca oyunculuklar hakkında da fazla söze gerek kalmıyor. De Niro, Hoffman, Stiller ve Streisand bildiklerini oynuyor. Jessica Alba ‘güzel ama şapşal kadın’ kontenjanından filme dâhil oluyor ve işinin hakkını veriyor. Ama ilk filmden itibaren kendine has bir karakter yaratmayı başaran Owen Wilson yine filmin en iyisi. Oynadığı karakterlere bir tür ‘absürt’ hava katmayı başaran oyuncu, tarzını bir kez daha konuşturmuş.