Felaketim olurdu ağlardım...

Felaketim olurdu ağlardım...
Felaketim olurdu ağlardım...

Demir Adam , Robert Downey Jr. komedi alanında da oldukça başarılı olduğunu gösteriyor.

'The Hangover'la tanınan Todd Phillips imzalı 'Git Başımdan'da farklı karakterlere sahip iki adamın yaptığı zorunlu yolculuk anlatılıyor. Öyküyü 'felaket' bir tipi canlandıran Zach Galifianakis sürüklüyor
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Gİt Başımdan!
Orijinal Adı: Due Date
Yönetmen: Todd Phillips
Senaryo: Alan R. Cohen , Alan Freedland
Oyuncular: Robert Downey Jr. , Zach Galifianakis , Michelle Monaghan , Juliette Lewis, Jamie Foxx


Todd Phillips, sanırım bize şunu hatırlatmak istiyor; öyle ya da böyle yanına Zach Galifianakis’i aldığında işin bitiktir... ‘The Hangover’da, ‘Bekârlığa veda’ partisi tadında şöyle bir takılırken başlarına gelmedik bela kalmayan grubun ‘en orijinal’ karakteri Alan Garner’a hayat veren Yunan kökenli oyuncu, ‘Git Başımdan’da (Due Date) bu kez belanın bizatihi kendisi olmaya niyetleniyor.
Öykü, zoraki bir birlikteliğin getirdiği çelişkiler üzerine kurulu. Başarılı bir mimar olan Peter Highman, Atlanta’dan hamile olan karısına dönmek üzeredir. Havalimanının kapısından itibaren hayatına bir kâbus gibi çöken Ethan Tremblay ya da bir başka ismiyle Ethan Chase, peşini asla bırakmaz. İkili, uçak kalkışa hazırken çıkardıkları olay yüzünden ‘Uçamazlar listesi’ne konurlar ve bu yüzden ülkeyi, yatayda baştan sonra kat etmek suretiyle Los Angeles’a doğru yola çıkarlar. Ethan, tuhaf bir adamdır. Oyuncu olmak istemektedir. Lakin tam bir felakettir; sakarlıkları, takıntıları, hal ve gidişiyle ortalığı yakıp yıkar. Oyuncu olup yükselmektir hedefi.
Bu arada bir gişe görevlisi olan babasının cenazesini kaldırmak üzerine Atlanta’ya gelmiş ve geri dönüş
yoluna, ‘müteveffa’nın külleriyle çıkmıştır. Peter bir yandan doğum arifesindeki karısının yanına bir an önce dönmek, öte yandan Ethan gibi bir felaketi de savuşturmak durumundadır…
Phillips, kendisiyle birlikte Alan R. Cohen, Alan Freedland ve Adam Sztykiel’in de bulunduğu bir grupla kaleme aldığı ‘Git Başımdan’da ‘yol filmi’ formülünü, ‘dayanılmaz yol’ filmi tadında yeniden üretmiş. ‘Due Date’in yıkıcılığı ilk anda ‘The Hangover’ı andırsa da, birçok Amerikalı eleştirmene ‘Rahmetli’ John Hughes’un 1987 tarihli çalışması ‘Planes, Trains & Automobiles’ı çağrıştırmış. Bu filmdeki Steve Martin-John Candy eşleşmesinin yerini de bir nevi Robert Downey Jr.’la Zach Galifianakis almış.
Öykü, temelde çelişkiler üzerine kurulu bir ilişkinin peşine düşse de arka fonuna Irak meselesini, 11 Eylül ’ü, aldatılma korkusunu, özgüven problemlerini vs. yerleştirmiş. Yönetmen Todd Phillips, meslektaşı ve yakın arkadaşı Judd Apatow’la, günümüz Amerikan sinemasında farklı bir komedi anlayışının peşinde koşuyor. Bu iki isim, bir anlamda kendi oluşturdukları dünya içinde, farklı gibi görünen ama temelde aynı temalara çarpan yapımlarla dikkat çekiyor. Ama Phillips’in espri anlayışının biraz daha farklı bir modele sahip olduğunu, yeri geldiğinde kaba ve iğrençliği uzanabildiği son noktaya kadar götürebildiğini (Ama tabii ki Farrelly biraderler türünden bir kabalık ve önüne gelene tekmeyi basma türünden bir anlayışı kastetmiyorum) söylemek mümkün. Bu refleks özellikle cinsel esprilerde fazlasıyla dışa vuruyor (bahsettiğim meselenin bu filmdeki uzantısı ise mastürbasyon esprileri). 

Bebek gitmiş, köpek gelmiş
Ayrıca ‘Due Date’in elinde Galifianakis gibi bir koz da var. Tam adıyla Zacharius Knight Galifianakis, öyküde salaklık ve sakarlık arasındaki o ince çizgide gidebildiği ölçüde gidiyor. Canlandırdığı Ethan karakterinin pabuç kadar dili var ve hiçbir yerde altta kalmıyor. Ayrıca aklına gelen ilk şeyi, tüm dürüstlüğüyle söylüyor. Örneğin doğum öncesi karısı Sarah’nın yakın arkadaşları Darryl’la ilişkiye girmiş olabileceği fikrini Peter’ın aklına sokuyor. Dolayısıyla yol arkadaşını fiziken olduğu kadar fikren de çökertiyor. Keza yol boyunca yanında taşıdığı minik köpeği, öyküde ‘The Hangover’daki bebek türünden bir efekt yaratmış. Bir başka ilginç akrabalık da, yanında babasının küllerini taşıması ve sonradan etrafa saçılması açısından Coen’lerin ‘Big Lebowski’sini akıllara getirmesi. 

Eski tüfekler ortada yokken...
Sinir katsayısı Ethan’ın her hamlesinde giderek yükselen Peter’da, Robert Downey Jr. kendi ölçülerinde döktürüyor. En son kendisini ‘Sherlock Holmes’ ve ‘Iron Man 2’ gibi eski ve yeni zaman aksiyonlarında izlediğimiz aktör, bu kez adım adım sınırlarının dışına taşan (buna Meksika da dahil), daha doğrusu taşırılan bir küçük burjuvaya hayat veriyor. Bu arada Downey Jr., Peter’ın karısı rolündeki Michelle Monaghan’la daha önce ‘Kiss Kiss Bang Bang’de de oynamıştı. Filmin diğer ara karakterlerinde ise Jamie Foxx, Juliette Lewis ve RZA gibi isimler var.
Sonuç? Karşımızdaki film bir ‘The Hangover’ değil. Ama belli ölçülerde benzer bir atmosferi yakalıyor. Evet, bazı espriler kaba saba ama yine de yaklaşık 100 dakika boyunca yeterince gülüyorsunuz. Malum artık Peter Sellers yok, Mel Brooks uzun zamandır bir şey çekmiyor (zaten son çektikleri de pek iyi sayılmazdı), Woody Allen, Avrupalarda gezinip polisiye takıldıktan sonra tekrar New York’a döndüğünde fena bir iş (‘Kim Kiminle Nerede?’) çıkarmadı ama yeterince heyecan verici değildi. Dolayısıyla günümüz komedisinden beklentilerimiz belli. ‘Git Başımdan’ da işte bu beklentileri karşılayan bir yapım olmuş.