Felç geliyorum der!

Felç geliyorum der!
Felç geliyorum der!
Türkiye'de ve dünyada felce bağlı ölüm sebeplerinin birinci sırasında damar kireçlenmesi yer alıyor. Çapa'dan periferik damar cerrahı ve Acil Cerrahi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu ile damar kireçlenmesini konuştuk

Halk diliyle Çapa, gerçek adıyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi burası. Hastaların ve hasta yakınlarının hem kabusu hem hayat kaynağı. Bu dev hastanenin en dev binası Monoblok’un ameliyathanesindeyim ve çok şaşkınım. Aslında ameliyathane demek doğru değil, ameliyat üssündeyim. Yukarıdaki onca karmaşaya, bakımsız görüntüye, sınırlı verilen güleryüzlü hizmete karşın, aşağıda bambaşka bir dünya var. L şeklindeki koridora sıralanmış 23 tane ameliyathanenin hepsinde günde en az 3-4 ameliyat yapılıyor.
Ameliyat edilecek hasta 60 yaşında, SSK’lı bir kadın. Acile iki gün önce giriş yapmış. Teşhis tetkikler sonucu belirlenmiş: Şah damarında tıkanma! Uygun yer ve ameliyat zamanı kısa bir sürede belirlenip, hasta masaya yatırılmış. Süreyi özellikle belirttim çünkü çok önemli. Birkaç gün bile her şeyi değiştirebilir.

Bence çok şanslı bir hasta; hem zamanlamayı tutturmuş hem de en iyi hekimlerle karşı karşıya. Ameliyata 1-0 önde başlıyor. Neden mi? Çünkü onu ameliyat etmek üzere hazır bulunan ekipte bir profesör, bir doçent, bir cerrah, bir anestezist, iki hemşire ve bir teknisyen var. Bu kadro hekim kalitesiyle birçok özel hastanede bulunamayacak türden. Türkiye ’nin, hatta dünyanın sayılı periferik damar cerrahisi uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu’na, Doç Dr. Murat Aksoy ve doktor Alper Şahbaz eşlik ediyor. Her şey hazır. Ameliyat başlayacak ama hasta hâlâ ayık. Merak ediyorum ve Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu’na soruyorum:

Hasta bayılmadan mı şah damarı açılacak?
Bu ameliyatı yaparken kanın şah damarından geçmesine izin vermiyoruz. Biz ameliyat ettiğimiz taraftaki damarın akışını durdurduğumuzda beyne kanın diğer taraftan gitmesini sağlıyoruz. Bu kanlanma sayesinde hastanın beynine yeteri kadar kan gitmesi gerekiyor ki hasta şuurunu muhafaza edebilsin. Çünkü eğer beyne yeterince kan gitmezse hasta ameliyat sırasında felç geçirir. Doktorun hastanın beynine yeterince kan gidip gitmediğini fark edebilmesi için hastanın uyanık olması gerekiyor. Genel anestezi verirseniz hastanın ameliyat esnasında felç feçirip geçirmediğini anlamak mümkün olmaz. O zaman da hasta uyandığı zaman bir bakıyorsunuz felç olmuş. Bu nedenle lokal aneztesi ile yapılması daha güvenli oluyor. Bazen konuşma yerine bir oyuncak da kullanıyoruz. Hastanın eline sıkınca ses çıkaran oyuncaklardan veriyoruz. Hasta ayıyı sıktıkça ses çıkıyor ve beyin fonksiyonlarının yerinde olduğunu gösteriyor. Oyuncağın sesi azalırsa sorun başladı anlamına geliyor.

Ya genel anestezi ile yapılmak zorunda kalınırsa?
Anatomi müsait değil veya hasta psikolojik açıdan bu tip bir ameliyata hazır değilse o zaman uyutmaya mecbur kalıyoruz. Dünyada bu ameliyatların yüzde 70’i genel anestezi ile yapılıyor. Bizde ise durum farklı değil. Ama Çapa’daki cerrahi servisinde yapılan şah damarı ameliyatlarının yüzde 90’ı lokal, yüzde 10’u genel anestezi ile gerçekleşiyor.
Tabii genel anestezi demek de işin şansa bırakılması anlamına gelmiyor. O zaman da belirli tekniklerle beyne gelen kanın miktarını ölçüyoruz. 50 milimetre cıva basıncının üzerinde kan geliyorsa, o zaman sorun yok anlamına geliyor ve operasyona devam ediyoruz. Kan basıncı düştüyse de başka yöntemlerle müdahale ediliyor.

Şah damarı tıkanırsa ne olur? Şah damarındaki damar kireçlenmeleri felcin ana sebeplerinden biridir. Yani gerçekleşen iki felç olayından biri şah damarındaki tıkanıklıklar veya daralmalardan dolayı olur. Felç geçiren her insanın şah damarlarında bir şey var anlamına gelmez. Beyin kanamaları da felce neden olabilir. Ama felç geçiren hastaların şah damarlarına bir bakıp orada bir tıkanıklık var mı diye tespit etmek gerekir.

Ne gibi belirtilerle ortaya çıkar?
Kısa süren geçici felçler şeklinde kendini gösterebilir. Yani hasta bir dakikalığına konuşamayabilir, dili dönmez ama sonra geçer. Konuşmaya başlayınca da bu garip durumu başka şeylere bağlar ve üzerinde durmaz. Bir başka belirti de mesela kahve fincanını taşırken birden elinde kontrolsüzlük olmasıdır. Kahveyi devirir ama sonra normale döner. Hastada böyle bir durum varsa, yani normalin dışında bir gariplik hali, o zaman hemen bir doktora veya hastaneye başvurmasında fayda vardır.

Damarın içinde kirecin ne işi var? Nedir damar kireçlenmesi?
Damar kireçlenmesi bir yaşlanma sürecidir. İnsanlar yaşlanırken nasıl saçları beyazlaşırsa, damarların içi de aynen böyle kireç kaplamaya başlar. İnsanlar kendilerine ne kadar iyi bakarsa baksın, kendini bundan koruyamaz. Organların da kanlanması bu damarlar içindeki kan akımının geçişine bağlıdır. Kireçlenen damar daralırsa, organa daha az kan gider ve organda hasarlar meydana gelir.

Damar kireçlenmesi ne gibi sağlık sorunları yaratabilir?
Öncelikle şu anda da ameliyatını yaptığımız hastada olduğu gibi beyine giden damarların kireçlenmesinden bahsedebiliriz. Beyne giden damarlarda kireçlenme: Eğer kireçlenme beyne giden damarlarda hatta yüksek olasılıkla boyna giden şah damarında ise o zaman beyne az kan gitmesine bağlı ya da tıkanıklık olan parçanın üzerinden ufacık kireç plaklarının beyne atılıp beynin damarlarını tıkamasıyla felce neden oluyor. Bu da felce sebep olmadan once bazı sinyaller verir.
Yarın: Vitrin hastalığına dikkat; bacağınızdan olabilirsiniz!