Festival tartışmayla başladı

AFM ve bağımsız yanyana gelince işler biraz karışıyor. AFM bilindiği gibi ağırlıkla Hollywood filmleri gösteren bir sinema zinciri.

AFM ve bağımsız yanyana gelince işler biraz karışıyor. AFM bilindiği gibi ağırlıkla Hollywood filmleri gösteren bir sinema zinciri. Bağımsız sinema, Hollywood'un dev sinema endüstrisi dışında, onların kalıplarından ve hatta yıldızlarından uzak yapılan sinemaya verilen ad. Dolayısıyla bu iki ismin festivalin adında bir araya gelmesi oldukça tuhaf karşılanıyor. Evet AFM'nin, bağımsız filmlerin sinemaseverlerle buluşacağı bir festivale sponsor olması iyi bir şey. Ama niye festival sponsorun adıyla anılıyor? Gelecek sene AFM bu festivale para yatırmaktan vazgeçerse, festivalin ismi mi değişecek? Ya da İstanbul Film Festivali'nin en büyük sponsoru olan İMKB, festivalin adının İMKB İstanbul Festivali olması için niçin bastırmıyor? Bastırmıyor ve bu mümkün değil çünkü bu, sponsorluk mantığına aykırı. Ama festivali düzenleyen Kolektif "olsun da nasıl olursa olsun" diyor. "İçerik ve programa müdahale olmadı. Önemli olan festivalin yapılmasıydı" diyorlar. Ayrıca festivale katacak bağımsız Türk filmi de bulamadıklarını söylüyorlar. Dünyada bağımsız film denince akla gelen Sundance Festivali de bugünlerde tartışma konusu. Uzun zamandır bağımsız çizgisinden uzaklaştığı ve Hollywood'a parlak isim yetiştirme işlevi üstlendiği için eleştiriliyordu. Ancak Ocak ayında ABD basınında 'Festival yeniden bağımsız köklerine dönüyor' yazıları çıkmaya başladı. Tabii bağımsız sinemanın ne olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Sinema yazarlarına ve festival düzenleyicilerine bu tartışmayı sorduk. İşte eleştiriler ve yanıtları. Herkese iyi seyirler.
Türkiye ayağı yok
Uğur Vardan (Sinema yazarı)

'Bağımsız film' denince aklıma, Robert Rodriguez'in kendisini hastanede denek olarak kullandırması ve bu işten aldığı yedi bin dolarla El Mariachi'yi çekmesi geliyor. Bir de, tıpkı Nuri Bilge Ceylan'ın Mayıs Sıkıntısı'nda yaptığı gibi, El Mariachi'de akrabalarını oynatması filan. Dolayısıyla bu kavram bana ister istemez para(sızlık), özgürlük ve bir filmi kafana göre çekme hakkını çağrıştırıyor. Festivale katılan filmler için "evet, bağımsız etiketini hakediyorlar" diyebiliriz. Ama yine de sponsorlar listesine bakıldığında, ne bileyim Hugo Boss gibi bir isme rastlamak, bağımsızlıkla nasıl bağdaşıyor, kuşkuluyum. Herhalde bir tür Robin Hood'luk yapılmış. Gereksiz ve demode bir fakirlik edebiyatı gibi duruyor belki ama, festivalin çok pırıltılı bir ambalajı var ve bu, kriz içindeki bir ülkede beni düşündürdü. Bir de Darren Aranofsky'ye ilişkin eleştirim var. Festivalin resmi sitesinde şöyle bir ifade var: "Şu sıralarda ünlü Batman serilerinin sonuncusunu yönetmek üzere Warner Bros. ile anlaşan bağımsız sinemanın 'harika çocuğu' Darren Aronofsky." Tamam, Rodriguez de sonradan 'bağımlı' olmuştu ama Aronofsky doğuştan bağımlıymış sanki. Ve son olarak, festivalin hiç Türkiye ayağı yok. Elbette bizim buralarda herkes bağımsız ama insan 'bağımsızların en bağımsızı' kontenjanından Nuri Bilge Ceylan ya da Zeki Demirkubuz'u, (bir şekilde festivalde filmleri gösterilebilir, panellere davet edilebilir) görmek istiyor.
Seçimler fazla batılı
Necati Sönmez (Sinema yazarı)

İstanbul gibi bir metropolde, büyük festivallerin yanında irili ufaklı bir çok etkinliğe yer olabilir, olmalı da. Sundance'le aynı yerde, aynı tarihlerde gerçekleşen Slumdance gibi 5-6 tane etkinlik var mesela. Zaten her festival kendi seyircisini yarattığı ölçüde kalıcılaşabilir.
Yeni festivalin adına ve niteliğine gelince... Günümüzde 'bağımsız sinema' kavramının kendisi netameli gerçi, ama bağımsız olup olmadığını festivalin bütçesiyle değil seçtiği filmlerle tartmak lazım. Kavramı en geniş anlamıyla alırsak,
İstanbul Film Festivali de sonuçta ana akım dışında kalan filmleri gösteriyor; onun da 'bağımsızlığı' su götürmez. Burada önemli olan, 1. AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali'nin çiçeği burnunda bir etkinlik olarak son derece nitelikli bir seçki içeriyor olması. Eleştirilebilecek bir tarafı varsa, o da yüzü neredeyse tamamen batıya dönük bir program sunması. Sözgelimi, hiç değilse Mira Nair'in Hindistan'da, Hollywood dışında kendi olanaklarıyla çektiği son filmi Muson Düğünü'nün böyle bir festivalde yer alması şık olurdu. Ya da, son yıllarda patlama yapan Güney Kore sinemasından birkaç örnekle bu denge sağlanabilirdi.
Dünyada da sponsorla yapılıyor
Fatih Özgüven (Sinema yazarı)

Türkiye'de bu tarz işler ne kadar bağımsızsa, festival de o kadar bağımsız. Dünyada artık işler böyle, yani sponsorla yapılıyor. Her şey artık birinin kanadı, çatısı altında gerçekleşiyor. Diğer festival de sonuç olarak İKSV'nin çatısı altında. Ama şunu söyleyebilirim bunu düzenleyen insanların bakışları bağımsız her şeyden önce. Dünyanın şu anki halinde galiba
tamamen bağımsız bir organizasyon zaten mümkün değil. Bir eleştiri: Bilet fiyatları ucuzlasa iyi olur.
Amaç para kazanmak değil
Mehmet Altıoklar (AFM)

Aslında hazırlık aşaması sırasında belli bir noktaya gelindiğinde hala yeteri kadar finansman toplanamadığını fark ettik. Ancak her şeye rağmen devam etme kararı aldık. Neden derseniz, gelen tepkiler çok olumluydu ve bu bizi heyecanlandırdı. Uzun vadede tabii ki bu işten kar etmeyi düşünüyoruz. Bu sene iki nedenle yeterli sponsor bulamadık. Birincisi krizdi, ikincisi ise bir sinema zincirinin bu tip bir festivali ilk kez gerçekleştirmesiydi. Tabii bir tereddüt oldu başta. Ama sonra her şey iyi gelişti. Seneye eminim biz daha biletlerimizi
satmaya başlamadan maliyetimizi sponsorluk gelirleriyle karşılamış olacağız. Ticari anlamda da bir tanınırlık ve bilinirlik yaratmak ve takdir kazanmak için geleceğe yatırım yapıyoruz ve bu riski göze alıyoruz. İlk birkaç yıl biz zarar dahi etsek bu işi sürdüreceğiz.
Çünkü bu doğru bir iş ve iyi yapıldığından para da kazanabileceğiz. Ama tekrar ediyorum asıl amaç bu değil.
Eleştiriler geçersiz
Pelin Turgut (Kolektif, Prodüktör şirket)
Bizim için her şeyden önemlisi içerik ve program. Bize bağımsız sinema festivali AFM'yle olur mu eleştirisini çok getirdiler. Bu beklenen bir şeydi. Yani şartlar belliydi ve biz bu şekilde yapmayı seçtik. Önemli olan festivalin yapılmasıdır. Ekonomi bu kadar kötüyken yüzlerce kapı çaldık. Elbette bizden sonra daha 'underground' festivaller çıkacaktır. Zaten bu bir underground festival değil. Bir ara dönem. Şu anda
İstanbul Film Festivali'ne bir alternatif çıkması bile önemli. Öncelikle içerik değerlendirilmeli. Herhangi bir sansür var mı buna bakmalı. Kesinlikle hiçbir müdahale olmadı. O yüzden bu konudaki eleştirileri geçersiz buluyorum. Festival'de Türkiye'den de filmler olması için çok uğraştık. Ama bizim konseptimize uygun böyle bir film yok. Ümit Ünal'ın filmi vardı ancak olmadı çünkü 35 mm'ye transferi henüz gerçekleşmemişti. Bağımsızlık sadece sistemin dışında olmakla ya da finansmanın farklı bir kaynaktan gelmesiyle olmuyor.
İçerik, anlatım ve bir yönetmenin yaptığı seçimlerle alakalı. Onun yaratıcılığını serbestçe ortaya koyduğu filmlere bağımsız diyoruz biz. Ancak son dakika eklemelerimiz oldu. Killing İstanbul'da ve Maskeli Şeytan
gösterilecek. Biraz olsun milli fantastik sinema örnekleri, kült değeri olan örnekler yer alacak.