Fila ama Brezilya değil

Sene 1991. İngiltere'nin kuzeyinde küçük bir balıkçı kasabası Hull'da yayın yapan yerel radyo...

Sene 1991. İngiltere'nin kuzeyinde küçük bir balıkçı kasabası Hull'da yayın yapan yerel radyo, bir cins köpek ve yetiştirme kuralları
üzerine hazırlanan programı yayımlamaktadır. Söz konusu köpeğin adı Fila Brazileiro'dur. Steve Cobby ve Dave McSherry ne olduğunu pek anlamazlar ama duydukları Fila Brazillia gibi bir şeydir ve hoşlarına gider. Ne o, çok mu saçma geldi? Zaten onlar da gereğinden
büyük bir anlam yüklemiyorlar yaptıkları işe. Çok doğal, çünkü 1991'de artık renkli, cafcaflı giysiler, hair metal, glam rock gibi kavramlar yerlerini doğal ve sade olana bırakmış ağır anlamlı isimler tarihe karışmıştı.
Organik ve dijital
Funk, dub, house, ambient, techno, acid... Fila Brazillia adının çağrıştırdığı gibi bir Latin funk ya da caz grubu değil, en geniş anlamıyla elektronik müzik diye adlandırılan şu geniş yelpazenin hemen her tarafında gezinen bir ikili. Steve Cobby ve Dave McSherry 1991 yılında tanıştıklarında 80'ler henüz geride kalmış, gelişen elektronik müzik, teknolojinin sunduğu yeni imkanlarla yeni ufuklara yol almaya başlamıştı. 90'lar yepyeni sound'lar vaat ediyor, 80'lerin şimdi kimilerine kuru gürültü gibi gelen elektronik vızıltıları yerini, içinde bolca analog sesi de barındıran farklı müziklere bırakıyordu.
Tam bu dönemde beliren ve halen bu müziğin üstatları arasında kabul edilen Kruder & Dorfmeister, La Funk MOB, DJ Krush, Thievery Corporation, Coldcut, Mo Horizons, The Herbaliser, Jazzanova, David Holmes gibi isimlerle paralel bir çizgide ilerleyen Fila Brazillia'nın en önemli farkı, elektronik öğelerle vokal sample'larını ustaca bir araya
getirmeyi başarabilmiş olmaları. Yani salt dijital değil, yeniden üretilmiş bir analog müzik söz konusu. Dijital efektlerin etkisinden faydalanıp, diğer yandan da müzik enstrümanların sıcaklığını hissettiren bir müzikleri var. Kimi zaman bir trompet, kimi zaman canlı davul ve perküsyon kayıtları, gitar rifleri, özenle kaydedilmiş bas partisyonlar... Kraftwerk, Tangerine Dream ve New Order'dan etkilenen Fila Brazillia müziğini Steve Cobby, "Dijital ve analoğun sıcak bir birleşmesi," diye tarif ediyor.
Müzik seni yerden yere vurur
Tabii tüm bunlar sound'a ilişkin bilgiler. Fila Brazillia'nın müziği sadece bir dijital ya da analog efektler bütünü değil. Geniş bir algı aralığında kimi zaman melankolik, kimi zaman enerjik oluyorlar. Cobby, "Biz insani yanımızı yansıtıyoruz," diyor,
"İnsanları güldürebilirsiniz, dans ettirebilirsiniz ama aynı zamanda çarpıp yerden yere vurmanız da mümkün. Müzik size bu imkanı sağlıyor..."
Fila Brazillia'nın iki hafta kadar önce yayımlanan son albümü Jump Leads, tüm bu tanımlamalara uyan bir çizgide. Açılış parçaları Bumblehaun ve Motown Coppers, 80'lerin acid sound'una yakın efektlerle donanmış birer dans parçası. Bunları izleyen Spill the Beans ve We Build Arks ise tamamen farklı bir çizgide, güçlü vokaller ve az ama öz sample'lar içeren baladlar (evet garip ama öyle, balad bunlar). Özellikle Spill the Beans ilk dinleyişte hemen dikkat çekiyor. Araya sıkışan DNA ise Afrika tınılarına sahip iyi bir ambient örneği. It's a Knockout
ile albüm sanki ikinci kez açılıyor.
70'lerin Latin ritimlerle bezeli pop sound'unu hatırlatan parçanın ardından gelen Monk's Utterance, büyülü klavye efektleri ve trombonlarla destekli, jazzy ritimleri sevenleri de memnun edecek sıradışı bir sallan/takıl parçası. Albümün en başarılı parçaları arasına Nightfall'u da katabiliriz.
Yine derin vokallerle başarılı bir ambient örneği. Fila Brazillia, Jump Leads ile devam ettirdiği çok renkli ama kesinlikle eklektik olmayan sound'uyla 31 Mayıs Cuma ve 1 Haziran
Cumartesi geceleri Babylon'da olacak.
Çılgınca dans etmeyi beklemeyin ama iyi vakit geçireceğiniz kesin.