Film kameralı şehir

Serin olur Beyoğlu sinemaları. Odeon Cineplex gibi DTS değildir ses sistemi, kulağınızın dibinde patlamaz her çığlık...
Haber: ÇİLER İLHAN / Arşivi

Serin olur Beyoğlu sinemaları. Odeon Cineplex gibi DTS değildir ses sistemi, kulağınızın dibinde patlamaz her çığlık; ne de Akatlar AFM Mayadrom'daki gibi yerlere yatan, uyur-seyreder koltukları vardır. Ayaklarınızı rahatça uzatamazsınız, acele etmiştir sıralar sanki arkalı önlü bir an önce yerleşmek istercesine zemine ve Hillside'ın Peugeot olmadan önceki Parliament
sinemasındaki gibi film başlayınca gökte yıldızlar da uçuşmaz. Kızlar tuvaletinde bitip tükenmez bir sıra olur hep. Tuvaletlerin hanım müdürleri ve yer göstericiler gözünüzün içine bakmakla kalmaz bahşiş için, bazıları kolunuzdan tutup yalancıktan gözünüzü oyar. Emek'teki tuvalet hanım müdürü, kızların erkekler tuvaletine girmesine izin verir; sıra büfeye kadar çıkar çünkü. Ahlakı yüzüne dış astarı yapmış olanlar girmez mahrem bölüme, iç astarı olanlar girip zaman kazanır böylece. Dört duvar arasında, kızlar ve erkekler birbirini görmüyor gibi yapsa da, erotik anlardır onlar kendi çaplarında. Cappucino satılmaz büfelerinde ama suda çözülen kahve bulunur.
Perdesi vardır ama onların. Film başlamadan yavaş yavaş açılır perde; her milim çekilişinde sahneden, başka dünyalara davet edilmenin heyecanı artar nabızda. İstanbul kokan tarihin zenginliği, serinliği unutturur makaralar döndükçe. Film sonrası veya öncesinde, Sefahathane'de veya Han-i Cafe'de yan masadan film kopyası çekebilir festival kuşları; Beyoğlu filmlenince kafelerde, yollarda, pasajlarda, festival broşürü herkesin elinde boy gösterir; egoisttir. İşaretlenir filmler, alınır biletler, pasajların ön kapısından girilip arka kapısından çıkılır, tekrar ön kapısından girilir, başka dünyalar yetmez, daha başkaları gerekir.
Bazen de aslında eşinizin-dostunuzun oturacağı yan koltuk bileti, onlar gelmeyecekse -ürkekçe veya kendine güvenlice
"Fazla bileti olan var mı?" diye soran yabancı birine gidiverir. Alışveriş bitince, en az bir saat boyunca yan yana oturulacağının bilinmesine rağmen ayrı gidilir koltuklara. Normalde yan koltuğa selam verme zorunluluğu yoktur ama mecburi bir iletişim başladığı için mecburi bir selam verilir artık. Hemcins ise birkaç kelime edilir; karşı cinsse ve niyetler başka değilse konuşulmaz; yanlış anlaşılmaktan korkar her iki taraf da. Zorunlu koltuk arkadaşınıza film bitince de hoş kalın demezsiniz, genelde.
Nisanın kış oyunu oynadığı bir gece iç donunuzu da giymemiş olduğunuzdan Tavernier'in 170 dakikalık Geçiş İzni'ni bitirip izinlice sinemadan çıkana kadar (işin en yoğun haftasında) hasta olur, bütün hafta işe hasta hasta gidersiniz. Üstelik film bittiğinde saat gece yarısını geçmiştir; peşinizde üç küçük tinerci ve siz, onlar kimbilir hangi ayazın üşümüşlüğü içinde, siz insan özünün iyiliğine inanmanıza rağmen ürküntüyle donanmış, caddeyi boylu boyunca yürürsünüz. Bu stres, eski Kalemiti sıfatınıza leke düşürse ve artık Beyoğlu'nun belki de çok emin bir yer olmadığı fikrini getirse de aklınıza, aileniz nefis bir Çin yemeği sefası yaparken siz elinizde bir simitle De Sica'nın Bisiklet Hırsızları'nda ezilir, büzülürsünüz bir başka gece. Ricci'nin film sonunda yediği tokat sizin yüzünüzde iz bırakır. Betty Fisher ve Diğer Öyküler'de taciz edilen bir çocuk, Ayazda Bir Yürek'te üşümüş bir keman teli olursunuz. Bir büyüden başkasına kapılıp durursunuz.
Mısırın patlamışından da, patlamamışından da yemez festival izleyicisi. Kola içse bile kapağını önceden açar. Öksürmez, tıksırmaz, hapşurmaz, konuşmaz, cep telefonunu açık unutma riski daha azdır. Su veya kahve yudumlarını sakınır sizden. Kutsal bir ayindir onun için fesvital ve Moretti'nin ayini bitse bile bitmez onunki...
Dilerseniz keşif, dilerseniz keyif filmleri seçersiniz, dilerseniz tüm eleştirmen listelerini göz ardı edip ne Hedwig'in Kızgın Çıkıntısı ile ilgilenirsiniz, ne de bir Pazartesi Sabahı ile. Rezervasyon formlarında kendi dünyanızı yaratırsınız.
Ayin devam ediyor. İki gün daha. Sabah gazetenizi kapatıp akşam okuyun onu, hemen çıkıp gidin, bugün hâlâ festival... Hatta yarın da...