Filmler festival dolaşmalı ama vizyona da girmeli

Filmler festival dolaşmalı ama vizyona da girmeli
Filmler festival dolaşmalı ama vizyona da girmeli
'Club Sandwich' oğlunun çocukluktan çıkışını kabullenemeyen bir annenin 'büyüme' öyküsü. Film İstanbul Film Festivali'nin Antidepresan bölümünde. Meksikalı yönetmen Fernando Eimbcke filmin hikâyesini anlattı.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR / Arşivi

Sinemada kadına böyle şevkat gösteren bir sinemacı epeydir görmemiştim, teşekkürler.

Şefkat kısmı sahiden iltifat oldu! Aslında ergenliğe geçişle ilgili bir film çekecektim. Ama gençlerden kimse benimle konuşmak istemedi. Ben de onlar yerine anneleriyle konuşmaya karar verdim. Derken anladım ki annelerin durumu da ayrı bir dünya . Çocuklar büyürken yanı başlarındaki annenin yaşadıkları incelenmeye değerdi. Bunu anlamaya ve yansıtmaya çalıştım. Benim için karakterler ve aralarındaki alışveriş önemli. Hikâyem bir annenin gözündeki pırıltı ve hüzün oldu.

Zaten bir süre sonra filmin ana karakteri anne oluyor.

Senaryoya başlarken ana karakter kesinlikle genç Hector’du. Dedim ya, her şey gençlerle konuşamamaktan kaynaklandı! (Kahkahalar) Kendilerine göre gayet haklılar çünkü cinsel uyanış konusunda o yaşlarda içine kapanık olmak çok doğal. Anneler ise bayılıyor konuşmaya. Ama çocuklarından hevesle söz etmeye başlarken gözlerindeki, tavırlarındaki hallere baktım. Gurur, hüzün, şaşkınlık, çocuğunun büyüdüğünü kabullenememek gibi çelişkili şeyler gördüm. Ve senaryoyu yeniden yazmaya karar verdim.

Film annenin ‘büyümesi’ ve oğluyla göbek bağını bir nebze kesebilme öyküsü oluyor. Başlangıçtaki ‘kaygısız’ kadın gelişmelerle birlikte arada kendini epey yıprattı değil mi?

Evet, aynen öyle. Anne de bir nevi yeniyetmeydi başlangıçta. Oğlundan daha ‘yeniyetme’ hezeyanlar ve endişeler yaşaması da doğal. Ne de olsa çocuğu bambaşka birisine yani bireye dönüşüyor. Dediğiniz gibi aradaki bağı azıcık gevşetmesi gerektiğini öğrenmesiyle aralarındaki bağıda güçlendiriyor, geliştiriyor. İlişkiler de böyle değil midir? Zaten anne ile oğul arasındaki bildik ve şematik dinamikler üzerine değil aralarındaki arkadaşlık ilişkisi üzerine film yapmak istedim.

Oyuncular harika! Genelde amatör gençleri tercih ediyorsunuz, neden?

Amatör gençlerle çalışmak eğlenceli, sette çok iyi vakit geçiriyoruz. Profesyonel oyuncuların aksine daha doğal oluyorlar, çekimlerde her şeyi oyun gibi yapıyoruz. Tabii ki ben de onlardan çok şey öğreniyorum. Senaryo yazarken kafamda hiç oyuncu sureti belirmez, bunu sevmem de. Süprizlere açık olmak gerek. Yazdığım karakteri kanlı canlı gerçek bir insan olarak oyuncu seçmelerinde bulmayı seviyorum. Çünkü kağıt üzerinde yazdıklarınız gerçek hayatla hiç denk düşmüyor. Oyuncuların aralarında uyum gerek. Bu filmde yeniyetme Hector rolündeki Lucio’yu (Gimenez Cacho) bulmam tam bir yıl sürdü. Hatta yapımcılarımız sürekli ‘kafanda ne var, ne arıyorsun’ diye sorarak ümitsizliğe düştüler. Ama bulduğumda şahaneydi. O kadar beğendim ki senaryoda değişiklikler bile yaptım. Anne rolündeki María (Renée Prudencio) profesyonel bir oyuncu. Yan yana getirdiğimizde şahane oldular.

Gayet incelikli bir film, traji-komik anların dengesi de çok önemli. Nasıl çalışırsınız, senaryo çok önemli midir sizin için?

Hayır, senaryo çok önemlidir ama yetmez. Çünkü yazdığınız replik ve sahne bir de bakarsınız ki oyuncuya hiç uymamış. Ayrıca oyuncuyu karşıma alıp senaryo çalışmayı sevmiyorum. Bu filmde de senaryoyu sadece bir kez okuduk. Onlara “Soracağınız bir şey varsa şimdi sorun yoksa hemen sahaya çıkıyoruz!” dedim. Film kâğıt kalemle çekilmez. Onları birlikte rock konserine gönderdim. Lucio araba kullanmayı öğrenmek istiyormuş, María’yla birlikte çalıştılar. Böylece birbirlerini gayet iyi tanımış oldular. María profesyonel bir oyuncu, şahane bir arkadaş, iyi anlaştılar. Birbirlerine takma adlar koydular, eğlendiler, zaman zaman gerildiler.

Meksika sineması son dönem yine çıkışta. Siz ‘Ördek Mevsimi’yle parlak bir çıkış yapsanız da 10 yılda üç film yaptınız. Ne durumdasınız?

Meksika’da durumlar, kanunlar iyiye gidiyor, destekler var yine de genç sinemacılar için her zaman sorun vardır ama bu tüm dünyada böyle. Ben de fimlerimin arasını açmak istemiyorum ama maalesef bu kadar becerebiliyorum. Filmlerin festivalleri dolaşması çok önemli, böylece dikkat çekiyorlar ama bir de vizyonu girmeleri gerek.

17 Nisan 11.00 Feriye, 18 Nisan 21.30 Feriye ve 19 Nisan 19.00 Rexx sinemalarında izleyebilirsiniz.