Filmlerden müzik beğen

Filmlerden müzik beğen
Filmlerden müzik beğen

Nowhere Boy

Şehre bolca film, bir o kadar da müzik geldi... Yıllık buluşması dün başlayan Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin 29'uncusunda da gelenek bozulmadı, başrolüne müziğin oturduğu filmler programda kendini hissettiriyor
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Bu yıl 29’uncusu düzenlenen Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin sinemaseverleri mest edeceği garantiydi ama mönü müzik kulağı kuvvetli bünyeleri ayrı sevindirecek. Kurmacalar arasında efsane isimlerin yaşam öykülerinden yola çıkanlar da var, dev yönetmenlerin müziği gönlünce kullandığı son işleri de... Belgesellerdeyse ses ustaları söyleşi ve arşiv kayıtları eşliğinde anılıyor, türlerinde tarih yazanlar tarzını kendi ağzından anlatıyor. Festivalin sesini bu filmler yükseltiyor...

Efsane ozanın hayatı
Gainsbourg (Vie Heroique): Fransızların ‘arıza ozanı’ Serge Gainsbourg, ünlü Fransız çizer-yönetmen Joann Sfar’ın gözünden huzurlarınızda... Sfar’ın efsane şarkıcı, söz yazarı, oyuncu, yönetmen Gainsbourg’a hayranlığını yer yer abarttığı eleştirileri bir yana, hem Gainsbourg hem de ‘gerçek hayat’ düşkünleri için merak uyandıran bir yapım. Sfar, kendi çizgi romanından uyarladığı ‘Gainsbourg’da ozanın çocukluğundan başlayıp ağzından sigara, kollarından şahane kadınların eksik olmadığı günlere uzanan bir yolculuğa çıkarıyor izleyicisini. Gainsbourg’u şaşırtıcı bir benzerlikle Eric Elmosnino’nun oynadığı filmde, ozanın hayatındaki etkileyici kadınlar kadrosundan Brigitte Bardot’yu Laetitia Casta, Jane Birkin’i ise Lucy Gordon canlandırıyor. Filmin bir de acı hatırası var; 28’indeki Gordon, film post-prodüksiyon aşamasındayken Mayıs 2009’da intihar etmişti. Gordon’a adanan filmin fanlarını heyecanlandıracak bir detayı da ‘Poinçonneur des Lilas’, ‘Bonnie and Clyde’ ve ‘Je T’Aime ... Moi Non Plus’ gibi hitlerin bestelenme sürecine ayrı önem atfedilmesi.  

Liverpool’lu yalnız çocuk
Nowhere Boy: Başka bir efsanenin, çocukluktan starlığa uzanan adımlarının peşine düşmeye hazırsanız, genç John Lennon’la tanışmaya buyrun. Lennon’ın ‘anne bir’ kızkardeşi Julia Baird’in ‘Imagine This: Growing Up With My Brother John Lennon’ adlı kitabını temel alan film, bizi Liverpool’da teyzesi Mimi ve annesi Julia’nın arasında kalmış, çıkış yolunu rock’n’roll’la bulacak olan, meraklı, zeki ama yalnız bir çocukla tanıştırıyor. The Beatles’ın temelini atacak merhabalaşmanın, Lennon ve Paul McCartney tanışmasının ardından filmin müzikal yönü güçleniyor. Sam Taylor-Wood’un ilk yönetmenlik denemesinde, 19 yaşındaki İngiliz aktör Aaron Johnson, Lennon; Thomas Sangster, Paul McCartney olarak rol kesiyor. Film, GQ dergisi tarafından ‘Son 10 yılın en iyi müzik filmi’ seçilmişti. 

Çingeneler ve Naziler
Özgürlük (Korkoro): Yaşamlarını, müziklerini, kalabalık yolcukluklarını Tony Gatlif’ten dinlemeyi sevdik; usta yönetmen şimdi halkının İkinci Dünya Savaşı yıllarına çeviriyor kamerayı. Çingenelerin ırkçılığa ve faşizme maruz kaldıkları Nazi zulmü yıllarına götürüyor izleyicisini. Yeryüzünün en özgür ruhlu halkına, tarihin en kanlı dönemlerinden birinde reva görülenleri neden çekmediği pek sık sorulurmuş Gatlif’e, ‘klişeleşmekten sakındığı’ olmuş yanıtı. Karakterlerini gerçek hayattan ödünç alan, senaryosu da Gatlif’e ait olan ‘Özgürlük’, bir çingene ailenin işgal altındaki Fransa’nın kırsalında, Naziler tarafından durduruluncaya dek süren yolculuğunu anlatıyor. Terk edilmiş bir çocukla, aileyi korumaya çalışan kahramanlar hakkında bir sevgi ve dostluk hikâyesi. Merakı iyice köpürten, kulağımıza yerleşmesi kuvvetle muhtemel Çingene şarkıları...

Baş köşede bir başyapıt
Bendeniz, Don Juan (Io, Don Giovanni): Mozart’ın dünyasına, başyapıtlarından ‘Don Giovanni’ aracılığıyla, Carlos Sauro’nun yorumuyla girmek isteyenlere... ‘Fadolar’, ‘Tango’, ‘Flamenco’ ve ‘Carmen’ gibi büyüleyici müzikal klasiklere imzasını atan İspanyol yönetmen bu sefer bir opera şaheserinin yaratım sürecini anlatıyor. Bizzat operanın kendisi baş köşeye otursa da film, sahne arkası öyküleri ve sürece dahil olan karakterlerin yaşadıklarıyla bir opera eserini beyazperdeye taşımanın çok daha ötesine geçiyor. Öykünün merkezindeyse Mozart değil, onunla çalışan İtalyan libretto yazarı Lorenzo Da Ponte var. Saura film için Venedik ve Viyana’yı stüdyo ortamında yeniden yaratmış.  

Eski şef, yeni kapıcı
Paris’te Son Konser (Le Concert): Klasik müzik ve mizahın buluştuğu, dün gece festivali ‘açan’ film... Eski Rus besteci Andrei Filipov, artık hayatını kapıcılık yaparak kazanmaktadır. Yıllar sonra gelen teklifi reddetmez; orkestrasını bir araya getirip son bir konser vermek üzere Paris’e yollanır. Ama küçük bir detayla, bu sefer ekibi ünlü Bolşoy Filarmoni Orkestrası olarak tanıtır... Fransa’da gişe rekorları kıran film Romanyalı yönetmen Radu Mihaileanu imzalı. 

Komünizm ve punk
Sevdiğim Her Şey (Wszystko, Co Kocham): 1981, Polonya. Ülkede, tarihe en etkili işçi hareketlerinden biri olarak geçecek Dayanışma Hareketi büyürken, bir kasabada dört genç, komünizmin yarattığı düş kırıklığını ve özgürlük isteklerini yansıtan şarkılar yapan bir punk grubu kurar: ATIL (All That I Love / Sevdiğim Her Şey). Gençlerin derdi sadece sistemle değil, aileleriyle de. Punk-rock hitleri eşliğinde, Polonya’nın siyasi tarihine bakış... Film, yönetmen Jacek Borcuch’un hayatından izler taşıyor.

Bavuldan çıkan konser
Neil Young’ın Bavulundan Şarkılar (Neil Young Trunk Show: Scenes From A Concert): Kanadalı folk, rock ve country şarkıcısı Neil Young’ın bavulunu açan sıkı hayran, Oscar’lı yönetmen Jonathan Demme. Müzisyenin az bilinen şarkılarının da dahil edildiği uzun bir konser niteliğindeki belgesel, Demme’in üçleme olarak planladığı ve ‘Heart Of Gold’ ile başlattığı serinin ikinci filmi. 

Elektrogitarın üç tonu
Gürültü Ustaları (It Might Get Loud): Yönetmen Davis Guggenheim elektro gitarın tarihini, bu ‘gürültülü’ müzik aletiyle tarih yapan üç usta ismin kariyerine odaklanarak anlatıyor: Belgeselin sesleri Jimmy Page, The Edge ve Jack White’tan geliyor. Led Zeppelin, U2 ve The White Stripes’tan, üç nesilden, üç gitar virtüözü hem hikâyelerini, hem de kendilerine özgü sesleri nasıl oluşturduklarını paylaşıyor. Gitarla tanışma anlarını öğrenmek, birbirlerinin parçalarını çalmalarına tanıklık etmek için bulunmaz fırsat.

Mücadelenin müziği
Devrim Şarkıları (Soundtrack For Revolution): Afrika kökenli Amerikalılar’ın Yurttaşlık Hakları Hareketi’ne eşlik etmiş, grev, miting, protesto ve hapis günlerine güç katmış şarkılar, devrimci ruhları kıpırdatacak. Uluslararası prömiyeri 2009’da Cannes’da yapılan ‘Devrim Şarkıları’nda, Bill Guttentag ve Dan Sturman’ın yönetmenliğinde devrimi şarkılar üzerinden izleyeceğiz. Hareketin öncülerine mikrofon uzatan belgesel, dönemin şarkılarını da John Legend, Joss Stone, Wyclef Jean ve The Roots tarafından yorumlanan halleriyle sunuyor.

Kuzeyde uzun bir turne
Kuzey Işıkları Altında White Stripes (The White Stripes Under Great Northern Lights): Grubun hayranlarına benzersiz bir ‘gözetleme’ fırsatı. Grubun 2007 Kanada turnesinde sahnede olan bitenin üstüne, sahne arkasına da sızmayı, Jack ve Meg White’ın ilişkisinin tonunu yakalamayı vaat eden kapsamlı bir turne filmi. Kıyı köşe mekânlardaki ‘gizli şovları’ da resmeden belgeselin yönetmeni, Emmett Malloy.

Oğuldan babaya...
Arif Mardin’in Hikâyesi (The Greatest Ears In Town: The Arif Mardin Story): Belgeselin orijinal ismi, müzik tarihine adını kazımış Mardin’i çok daha iyi tanımlıyor: ‘Şehirdeki En İyi Kulaklar...’ 1932-2006 yılları arasında süren, içine satış rakamları milyonları bulan albümlerin yapımcılığının, 40 altın ve platin albümün, 12 de Grammy ödülünün sığdığı bir yaşam öyküsü... Belgeselin anlatıcıları Mardin’in yapımcı oğlu Joe Mardin ve Doug Biro; mikrofon tutulanlar arasında Mardin’in yıldızlaştırdığı sanatçılar, fonda bolca müzik ve fotoğraf var. 

Trabzon-Atina-İstanbul
Romeyika’nın Türküsü (The Song of Romeyika): Yeliz Karatürk, ilk uzun metraj belgeseliyle kaybolan bir dilin izini sürüyor. Trabzon’un Köknar Köyü’de başlayan ‘arayış’, ikinci nesil Yunanistanlı Karadenizlilere uzanıyor. Trabzon-Atina-İstanbul hattındaki takip, Karadeniz’in farklı coğrafyalara yayılmış sesini dinletiyor, dili yaşatanları belki de ilk kez bir araya getiriyor.


    ETİKETLER:

    Afrika