scorecardresearch.com

Firavunların ve isyancıların diyarı

Firavunların ve isyancıların diyarı
Günlerdir sokaklardaki hararetini takip ettiğimiz Mısır'ı, bu devasa kültürü ne kadar tanıyoruz? Mühim şahsiyetlerinden mimari yapıtaşlarına, müziğinden mutfağına uzanan yelpazede Mısır'ı anlama rehberi...

1) ‘Nobel, Mahfuz ödülünü aldı’
Nobel ödüllü ilk Müslüman, tek Arap yazar Necip Mahfuz, 1988’de Nobel’i kazandığında El Ahram gazetesi ‘Nobel, Necip Mahfuz ödülünü kazandı’ başlığını atmıştı. Başyapıtı ‘Kahire Üçlemesi’ni okumak, 1952’den Nasır’ın askeri darbesine kadar Mısır’ı okumaktır. 1989’da köktendinci Ömer Abdülrahman tarafından hakkında ölüm fetvası çıkarılsa da, 1994’te evinin önünde bıçaklansa da, romanlarını hep Kahire’de yazdı. 95 yaşında, 2006’ da Kahire’de hayatını kaybetti.

2) ‘Yoldaki İşaretler’
‘Siyasal İslam’ın önemli teorisyenlerinden Seyyid Kutub, 80’lerde Türk İslami devrimcileri üzerinde de etkisini göstermişti. Ne demek istediği hâlâ tartışılan gerçek sosyal adaletin İslam’da olduğunu öne sürdüğü ‘İslamda Sosyal Adalet’ kitabı 1949’da yayımlandı. Öğrenci değişim programıyla gittiği Amerika’dan döndüğünde, Müslüman Kardeşler’e katıldı. 1954’te Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır’a suikast girişimi suçlamasıyla tutuklandı. Hapiste, en önemli eserlerinden ‘Fi zilâl-il-Kur’an’ ve ‘Yoldaki İşaretler’i yazdı. 10 yıl hapisten sonra affedilerek 1964’te serbest kaldı. Bir yıl sonra Müslüman Kardeşler üyeleriyle devlete karşı darbe girişimi sebebiyle tekrar tutuklandı. Pakistan, İngiltere, Ürdün, Lübnan, Irak gibi ülkelerin tepkisine rağmen 29 Ağustos 1967’de idam edildi.

3) ‘Arabistanlı Lawrence’
Katolik, Mısırlı bir aileden gelen Ömer Şerif’in gerçek ismi Michel Demitri Chalhoub. Sinemaya 1953’te ‘Sira` Fi al-Wadi’ filmiyle başlayan Şerif, 1955’te Mısırlı oyuncu Faten Hamama’ya âşık oldu ve İslam dinine geçti. ‘Arabistanlı Lawrence’, ‘Doktor Jivago’ gibi Hollywood filmleriyle ünlendi. Geçenlerde France Inter radyosuna, Kahire’de büyük bir otelin 17. katından bildirdi: “Neler olup bittiğini görüyorum. Kendini çok iyi yöneten, hükümetten çok daha iyi yöneten halkın yanındayım”.

4) El Ezher ‘kalesi’ Müslüman Kardeşler’in kurucusu Hassan-el Benna’dan Mısırlı yazar ve entelektüel Taha Hüseyin’e pek çok Mısırlı’nın yolunun geçtiği üniversite 972’de Şii Fatimiler tarafından yapıldı. Eyyübilerin Mısır’ı ele geçirmesiyle Sünni mezhebinin önemli kalelerinden biri olarak görüldü. İlk zamanlar Arapça ve Sünni İslam eğitimi üzerine eğitim veren bir merkez olsa da, günümüzde tıp, mühendislik, eczacılık, sosyal bilimler gibi 70’e yakın bölüme sahip.

5) Kleopatra’nın şanı
Antik Mısır’ın son Helenistik Kraliçesi Kleopatra, Dante tarafından lüks ve şehvet düşkünü olarak tariflendi. Trajik hayatı Shakspeare’e ‘Antonius ve Kleopatra’ oyununda ilham oldu. Hollywood, Liz Taylor’dan Sophia Loren’e sevdi bu güzel ve de hırslı kraliçeyi. M.Ö 69’da İskenderiye’de doğan Kleopatra özellikle Roma İmparatorları Julius Sezar ve Marcus Antonyus ile ilişkileriyle tarihe damgasını vurdu. 300 yıl boyunca hükmeden Ptolemaios Hanedanı’nın hükümdarları arasında Mısır diliyle konuşan tek kişiydi. Hükümdarlığı ele geçirme teşebbüsü başarısız olup intihar ettiğinde 39 yaşındaydı.

6) İsyanın graffitisi
‘İnsanlar devrim istiyor’, ‘Korkak defol’, ‘Adaletsizliğin sonu’… Mısır’ın duvarları bugünlerde isyanın graffitileriyle süsleniyor. Mısır’da graffiti, hiyerogliflere kadar götürebileceğiniz bir tarihe sahip. İlginç bir ayrıntı da özellikle 19 yüzyıl gezginlerinin antik tapınaklara kendi isimlerini yazarak bıraktığı miras. Böylelikle izi takip edilen seyyahlar var. Günümüz graffitilerini besleyen koca bir yeraltı kültürü ve hiphop camiası var.

7) Bir ‘Hür Subay’ Enver Sedat
Enver Sedat, 1952’de Kral Faruk’a karşı gelişen ‘Hür Subaylar’ darbesinin baş aktörlerinden biri. 1960-1969 seneleri arası meclis başkanlığı yapan Sedat, 1970’te Nasır’ın ölümünden sonra onun yerine geçti. 1973 Yom Kippur Savaşı sonrası Sovyetler Birliği’yle ilişkileri kesip İsrail’le ilişkileri düzeltmeye eğildi. Bu süreç 1979 senesinde İsrail ile imzalanan barış anlaşmasıyla sonuçlandı. İsrail’le barış yapmasının tetiklediği bir sürecin sonunda, radikal İslâmcı başkaldırıların ardından 1981’de suikasta uğradı.

8) Milletler üstü Müslüman
Müslüman Kardeşler örgütü, 1928’de Hasan el Benna tarafından kuruldu. Mısır’da kurulmuş olmasına rağmen, Arapların son yüzyıl içerisinde yaşadıkları kimlik bunalımına bir tepki olarak geliştiğinden milletler üstü bir faaliyet alanı oldu. Hilafetin tekrardan kurulmasını savunan cemiyet, Mısır Arap Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren en büyük muhalifiydi. 1954’te Nasır’a düzenlenen suikast girişiminden sonra faaliyetleri tamamen yasaklanan örgüt, 1984’ten sonra ‘dini bir cemaat’ olarak tanındı. Resmen siyasi hakları geri verilmemesine rağmen günümüzde Müslüman Kardeşler üyeleri Mısır Parlamentosu’na bağımsız milletvekili olarak girebiliyor. Doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkisi olan bağımsız milletvekillerinin sayısı göz önüne alındığında, Müslüman Kardeşler, Mısır Parlamentosu’ndaki en büyük muhalefet grubunu oluşturuyor.

9) Kavalalı zamanı
Kavalalı Mehmet Ali Paşa 1769- 1849 arasında yaşamış efsanevi Mısır valisi… Osmanlı Devleti’ne karşı başarılı bir isyan başlatmasıyla tanınır. Vaktinde Osmanlı toprakları olan Sudan, Mısır, Filistin ve Suriye’nin gerçek hükümdarı olarak kabul edilmiştir. Bu topraklar 150 yıl boyunca hanedanı tarafından yönetildi. ‘Hür Subaylar’ darbesinde tahttan indirilen Kral Faruk, Mehmet Ali Paşa’nın soyundandır.

10) El Ahram’ın prestiji
El-Ahram Mısır’da yayımlanan en prestijli günlük gazetelerden biri. Kahire’de basılan El-Ahram, ülkenin resmi gazetesi olarak kabul edilmekle birlikte, tirajı 900 bin civarında. Mısır’ın bağımsızlığı öncesi popülaritesini oluşturan gazete, 1950’ler ve sonrasında Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır’ın yakın arkadaşı Muhammed Heykel’in yayın yönetmenliğine getirilmesiyle devletin resmi yayın kolu konumuna geldi. Etkili yazarları bünyesinde bulundurmuş olan El-Ahram, 1988 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Necib Mahfuz’un da yazılarına yer vermiştir.

11) Arap Birliği 1945’te Mısır, Irak, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında kurulmuş milletler arası kuruluş Arap Birliği’nin merkezi de Kahire. 22 üyesi olan kuruluşta Türkiye daimi gözlemci statüsünde. Mısır 1979’da İsrail’le imzaladığı barış antlaşması sonrasında Arap Birliği’nden atılsa da 1989’da tekrar kabul edildi.

12) Piramitlerin esrarı
Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-mezarların en eskilerinden, en büyüklerinden ve tabii ki en şöhretlilerinden. Mısır deyince aklına piramitler gelmeyen var mı? Şimdiye kadar keşfedilenlerin sayısı 183. Gize Piramitleri’nin en büyüğü Keops, dünyanın Yedi Harikası’ndan biri. Teknoloji nerelere geldi, piramitlerin nasıl yapıldığı hâlâ tartışılıyor.

13) Bir kayıp hazine: İskenderiye
Kadim bilgileri saklayan İskenderiye Kütüphanesi, M.Ö. 3. yüzyılın başlarında İskenderiye’de kuruldu. Yanmasaydı, bambaşka bir medeniyet bizleri bekliyor olabilirdi. Kimilerine göre şehrin Müslümanlar tarafından alınmasından sonra Hz. Ömer’in emriyle, kimilerine göre Hıristiyanlar tarafından yakıldı. 2002’de eskisinin olduğu tahmin edilen yerde Yeni İskenderiye Kütüphanesi açıldı.

14) En büyük Ramses!
Ramses, II. Ramses, III. Ramses… Mısır firavunları Ramses’ler tam 11 tane. En ünlüsü Mısır’ı M.Ö 1279’dan M.Ö 1213’e 67 yıl yönetmiş en büyük firavun II. Ramses. Hititlerin 43 bin 500 kişilik ordusuna karşı Kadeş Savaşı’nda zafer kazandı, pek çok mimari eser, tapınak ve kral mezarı yaptırdı. Edebiyattan sinemaya, güzeller güzeli karısı Kraliçe Nefertari gibi, en bereketli Antik Mısır karakterlerinden.

15) Mısırlı lezzetler
Kıyıda balık, çölde kuzu, Nil deltasında pirinç ve bol çeşit sebze meyve derken hayli zengin bir mutfağa sahip Mısır: Bakla ve undan yapılmış, kızartılıp susama bulanmış sebze köftesi Tameya, baharatlarla lezzetlendirilmiş nohut köftesi falafel, Mısır’a özgü kebaplar…
Aşureyle muhallebi karışımı tatlısı Umm’ali, bir nevi Mısır makarnası olan kushari, popüler rakı mezeleri patlıcan ve yoğurtla yapılan babagannuş ve humus Mısır mutfağının en bilinen lezzetlerinden. Kişnişten kimyona her tür baharat da yemeklerin vazgeçilmezi. Çeşit çeşit çorbanın sırrı da bu baharatlar. Büyük ihtimal İngilizlerden kalma alışkanlıkla sütle ya da naneyle içileni derken çay en çok tüketilen içecek. Yazlarıysa demirhindi şerbeti makbul. Mısır, Türk kahvesi dediğimiz kahveyi kakule rendeleyerek içiyor. Hem şifalı, hem hoş kokuyor.

16) ‘Bokböceği’nin hikmeti
Gündelik hayatta ve dini törenlerde firavunların ve halkın kullandığı semboller hâlâ yaşıyor. Tanrıça İsis’in elinde tutuğu Nil’in anahtarı sayılan ‘Ankh’ yaşamın sembolü takı olarak boyunları, kulakları, bilekleri süslüyor. Bilgelik, ölümsüzlük, yenilenme anlamlarına gelen bokböceğinin de güncel sanattan modaya yeri büyük günümüzde.

17) Efsane Ümmü Gülsüm
Ümmü Gülsüm Nil Deltası’nda yoksul bir köyde doğdu. Hafız babası, ilk müzik öğretmeniydi. 1920’lerin sonlarında ünü Mısır’ı saran Ümmü Gülsüm, 1934’te Mısır Radyosu’nun kurulmasıyla birlikte Ortadoğu ’yu fethetti. Ünlendikçe Mısır aristokrasisinin en üst tabakasıyla tanışmaya ve arkadaşlıklar kurmaya başladı. Kral Faruk yönetiminde rejimin simgesi ve Mısır’ın dördüncü piramidi kabul edildi. 1948’de İsrail’le savaşan Mısır askerleri için konserler veren Ümmü Gülsüm, 3 Şubat 1975’te çok sevdiği Kahire’de öldü.

18) ‘Ölüler Kitabı’
Eski Mısır’ın ezoterik yönü günümüzde her mistiğin ilgi alanı. Mısır Ölüler Kitabı da önemli kaynaklardan. Antik Mısır cenazelerinde okunan metinlerden oluşan kitabı bilim insanları hâlâ inceliyor ve hayatın sırlarını arıyorlar. Orijinali Geç Dönem hanedanlık döneminde yazılan kitap , ‘Işığa Çıkarma Kitabı’ olarak da biliniyor.

19) Çöl, okyanus ve tarih
Afrika kıtasının en büyük şehri, Arap âleminin kültür merkezi Kahire, çok sayıda tarihi esere ev sahipliği yapan bir turizm cenneti. Sabaha kadar açık dükkânlar, Khan El Halil Çarşısı, kordonboyu kahvehaneleriyle 24 saat yaşayan bir şehir. İskenderiye, Ebu Simbel tapınaklarının olduğu Asvan ve dünyanın en büyük sfenksiyle en büyük üç piramidinin bulunduğu Gize ve dalgıçların gözbebeği Kızıldeniz’le turizm önemli bir gelir kaynağı Mısır için. Eski Krallık’tan Roma dönemine yaklaşık 100 bin arkeolojik eserin sergilendiği Kahire Mısır Müzesi, Antik Mısır eserlerinin sergilendiği Memphis, Asvan ve Luksor müzeleri görülmeye değer.

20) Son firavun Mübarek
Muhammed Hüsnü Said Mübarek 1981’den beri Mısır’ın cumhurbaşkanı. Bu mertebeye gelene kadar ‘havalar’daydı Mübarek. 1949’da Mısır Askeri Akademisi’ni, bir sene sonra Bilbays’taki Havacılık Akademisi’ni bitirdi. Sovyetler Birliği’nde ileri uçuş ve bombardıman teknikleri konusunda öğrenim gördü. Mısır Hava Kuvvetleri’nde çeşitli görevler üstlendikten sonra 1972’de Enver Sedat tarafından hava kuvvetleri komutanlığına getirildi. İki sene sonra mareşal oldu. Cumhurbaşkanlığı döneminde de ‘havalar’dan inmediğinden ve baskıcı rejiminden usanan halk şu ara kendisini devirmek
üzere sokaklarda… Yarın: Ürdün

Bu noktaya nasıl gelindi?
Tunus’ta başladı, Mısır’a sıçradı. 25 Ocak’ta başlayan protesto zinciri, bir haftadır devam ediyor. Ana eksen Kahire’nin Tahrir Meydanı; ana dilek Hüsnü Mübarek’i yollamak. Mübarek gitmediği sürece eylemlerin bitmeyeceğini belirten protestocular, sokağa çıkma yasağına rağmen dışarıda. El Arabiya televizyonu, yolların ordu denetiminde olduğunu, acil durumlar dışında hiçbir şekilde ulaşıma izin verilmediği belirtildi.
Yaşanan en çarpıcı olaylar arasında Süveyş kentindeki bir polis karakolunun ateşe verilmesi, Dışişleri Bakanlığı ve devlet televizyonunun binasının basılması ve Mübarek’in partisinin genel merkezinin ateşe verilmesi yer alıyor.
Ölü sayısının 125’i ve yaralı sayısının da 2 bini geçtiği tahmin ediliyor. Hafta ortasında eski Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı, 2005 Nobel Barış Ödülü sahibi hukukçu Muhammed El Baradey, tezahüratlar eşliğinde 22 senelik sürgünün ardından ülkeye geri döndü. Müslüman Kardeşler Örgütü’nün başlıca üyelerinden Essam el-Arian, El Baradey’in Mübarek hükümetiyle müzakereci rolünü desteklediğini açıkladı. Dün sabah 50 insan hakları örgütü yayımladığı ortak bildiriyle, ülkenin kan gölüne dönmemesi için Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i iktidardan çekilmeye davet etti. Dün yüzbinleri sokağa döken kritik gündü.

Başkanın öldürüldüğü gün
Sert asker adımlarıyla yürü, çünkü bugün askerlerin günü. Kafeyi laf kumkumaları doldurmuş. Burada ne tatmin var, ne de eylem. Bugün için getirilmiş bir transistorlu radyo aramızdaki masalardan birine yerleştirilmiş. Tıpkı merhum başkanın Haziran 1967’de* yenilgisini radyodan duyurduğu günkü gibi. İlk duyduğum şey, merhum başkanın yenilgisinde şimdiki başkanın zaferinde olduğundan daha büyük olduğuydu. Bu da bana dedemin bir zamanlar söylediği bir şeyi hatırlatıyor: Biz zaferden çok yenilgiye eğilimli bir milletiz. Katlanmak zorunda kaldığımız sayısız mağlubiyet dolayısıyla, çaresizlik ifade eden gerilim, içimizde yer etmiş. Bu yüzden hüzünlü şarkıları sevmeyi öğrendik, trajedileri ve şehit düşen kahramanları. Bütün önderlerimiz birer şehitti: Mustafa Kemal mücadelenin ve hastalığın şehidi oldu, Muhammed Ferit ve Said Zaglül sürgünün şehidi; Mustafa el Nahhas, zulmün şehidi; Cemal Abdül Nasır 5 Haziran’ın şehidi. Bu muzaffer, kendini beğenmiş adama gelince, o kurala karşı geldi: onun zaferi bir meydan okuma oldu, bu da yeni duygulara, hazırlıklı olmadığımız hislenmelere yol açtı. Müziğin değiştirilmesini istedi, uzun zamandır alışık olduğumuz bir müzikti bu. Bunun için ona lanet ettik, kalplerimiz kinle doldu. Ve sonunda, zaferin meyvelerini kendine sakladı, bize de İnfitah’ını bıraktı, bu da sadece yoksulluk ve ahlak bozukluğu anlamına geldi. Meselenin özü budur. (…)

Hiçbirimiz evlerimize dönmek istemiyorduk. Bilinmeyenin karşısında bir arada kalma dürtüsüyle orada toplandık. Öğle yemeğinde alelacele makarna yedik ve sonra oturup bekledik. Kısa ama zorlu geçen bir sürenin sonunda sunucu, Başkan’a başarısız bir suikast girişiminde bulunulduğunu, Başkan’ın oradan ayrıldığını ve güvenlik güçlerinin duruma hâkim olduklarını duyurdu. Sonra radyoda yeniden şarkılar başladı.

Üstümüze bir yük gibi binen zamanı geçirdik. Şakalaştık, sonra birden Kur’an okunmaya başladı. Önce sapsarı kesildik. Demek doğruydu. Hayret verici! Gerçekten doğruydu!? Adamın işi bitmiş miydi? Kim inanırdı buna? (…) O adam bizim başımızda bir belaydı. Can alanın sonunda canı alınır. Göz açıp kapayana kadar koca bir imparatorluk çöküverdi. Haydutların imparatorluğu. Çelişkili duygular içindeydim, hem keder, hem korku hem de sevinç duyuyordum. Yarın bugünden daha kötü olamazdı. Kaos bile umutsuzluktan iyidir, hayaletlerle savaşmak da korkmaktan iyidir.

Başkanın Öldürüldüğü Gün, Necib Mahfuz, Kırmızı Kedi Yayınevi

http://www.radikal.com.tr/103868910386890

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.