Galakside tarihi gelişmeler

Yıldız Savaşları: Bölüm II - Klonların Saldırısı'nın Lütfi Kırdar'daki galası, sinemanın hala yaratmaya kadir olduğu...
Haber: YEŞİM TABAK / Arşivi

Yıldız Savaşları: Bölüm II - Klonların Saldırısı'nın Lütfi Kırdar'daki galası, sinemanın hala yaratmaya kadir olduğu (histerik değil) kolektif coşkunun saf bir örneği gibiydi. Salonda en kebap yerlerde oturan, lakin Star Wars'la alakaları su götüren protokole dahil kimseler bir tarafa, gala, Star Wars tutkusunun edindiği bariz biçimde imtiyazlı konuma hakkını vererek şahitlik ediyordu. Katiyen her popüler unsura nasip olmayan bu özel konum, tuhaf bir kapıya çıkıyor; kişisel tutkuların çoğunluk tarafından paylaşılmasından rahatsızlık duymamaya. Yıllardır - niyeyse - bir uzay konsepti tutturmuş bulunan ve hatta Star Wars'un giriş yazılarının stilini bile benimseyen Beko'nun düzenlediği gecede, alkışlamak gibi klasik 'sinema ayıpları' bile doğal olarak serbestti. Hem de yine kendi doğallığı içinde, maçı bırakıp tezahürata dalma noktasına varmadan. Davetlilerin katıldığı bir gala değil de, gerçek bir hayran matinesi, haliyle daha da güçlü bir enerjiye vesile olurdu.
Aşk formülleri
Klonların Saldırısı, bu ritüelimsi atmosferin yüzünü kara çıkarmayan ya da en azından nedenlerini açıklayan bir bölüm olarak serideki yerini aldı. Star Wars'un, farklı türlerden derlenmişliği ve sonrasında sinema endüstrisinin eğilimlerine kökünden etki etmişliğine rağmen, hala ne denli başına buyruk bir yerde konumlandığını bir kez daha belgeliyor. 'Bambaşka bir dünya' vaadi yerli yerinde. Serinin, 1983'te bıraktığı yerden Bölüm I - Gizli Tehlike ve Klonların Saldırısı'yla devam eden yeni suretinin tatmin ediciliği yadsınamaz. Efsane, 1977'de başladığında döneminin en ileri özel efektlerini, had safhada zengin bir görselliği yakalamışken, haliyle yeni bölümlerde de teknik anlamda bu düzeyi bırakmıyor. Dolayısıyla dijital efektlerin istilasından yakınmanın, söz Star Wars'tan açılmışken yeri yok. Teknik anlamda atılan her adım, hayallerini gerçekleştirme konusunda George Lucas'ın ekmeğine bilakis yağ sürüyor.
Önce ikinci yarısını izlediğimiz, yıllar sonra da ilk yarısıyla karşılaştığımız serinin bütününe bakınca, öykü aksamadan ilerliyor. Buna rağmen Klonların Saldırısı'nın bu noktada biraz zayıf kaldığı söylenebilir. Daha çok bir bağlaç görevi görüyor sanki. Filmin ağırlık noktalarından biri olan Anakin Skywalker'la Padme Amidala'nın klasik aşkı, Star Wars'un türüyle kaynaşma konusunda arıza çıkarıyor. Rock Hudson - Doris Day tarzı, mizahi ve çekişmeli aşk formülünün, mizahtan sakınmayan
bir aksiyon kalıbına oturtulmuş bu fantastik bilim kurguyla kan bağı çok daha güçlü. İlk üçlemede Han Solo ve Prenses Leia'nın aşka doğru ilerleyen flörtü de, bu bağı ustaca kullandığı için filmin lehine sonuçlar veriyordu. Hatta George Lucas - Steven Spielberg ikilisi, aynı formülden Indiana Jones serisinde de kusursuz biçimde yararlanmıştı. Gizli Tehlike'de bu unsurun yokluğu hissedilmemişti. Çünkü aşk, filmin ana malzemelerinden biri olmaya talip değildi. Star Wars evreninin uç bucak bilmezliği ve çeşitliliğine, zenginliğine vurgu yapan çok fazla destek ünite, Gizli Tehlike'de görev yapmaktaydı. Klonların Saldırısı'nda ise, Anakin'le Amidala'nın ortamı gereğinden fazla boş bulduğu hissini uyandıran ve böylece Star Wars açlığımızın dinmesine mahal vermeyen sahneler var. (Tabii bu, acıkanlar için geçerli.)
Bölüm III daha vaatkâr
Buna rağmen, Klonların Saldırısı serinin önemli bir halkası olmaya mahkûm. Seyir zevki açısından sırtını Star Wars'un bütününe
en çok yaslayan bölüm olan Klonların Saldırısı'nın ikinci yarısında, ihtişamına tek laf edilemeceyek şekilde tasarlanmış o kadar çok 'tarihi' an, o kadar çok önemli gelişme var ki... Şimdiye dek karşılaştığımız en görkemli ve en kalabalık toplu jedi muharebesine, Anakin'in gücün karanlık tarafına geçme potansiyelini iyice katlayarak gözünü karartışına, iç savaşın adım adım nasıl tasarlandığına ve daha nelere tanık oluyoruz. Geleceğin Darth Vader'ı Anakin'e karşın bu bölümün tartışmasız yıldızları olan Yoda'yla Kont Dooku'nun (Christopher Lee) giriştiği düello gibi bonuslar da cabası. Yine de Klonların Saldırısı'nın bittiği yerden bakıp '77 yapımı Star Wars'un başlangıcındaki vaziyeti düşününce, üç yıl sonra izleyeceğimiz Bölüm III, serinin çok daha sağlam bir halkası olacak gibi gözüküyor. Bugüne dek Star Wars'a ilgi göstermemiş olanların, siftahı Klonların Saldırısı'yla yapmaları pek de anlamlı olmayabilir.